Diyanet İşleri
Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.
A'râf suresi
A'râf suresi, 7. ayet. فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ
feleneḳuṣṣanne `aleyhim bi`ilmiv vemâ künnâ gâibîn.
Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitaba uyun; helâk edilen memleketler ve amellerin tartılması A'râf 1–10 3
Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.
Azabımız kendilerine geldiğinde, "(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk" demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.
Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız.
Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.
O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.
Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
7. “Ve biz onlara” yani bütün insanlara yaptıklarını, amellerine dair kesin “bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz” hiçbir zaman “(onlardan) uzak ve habersiz değildik.” Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Allah yaptıklarını bir bir saymış, onlar ise onu unutmuşlardır.” (el-Mücadele, 58/6) “Andolsun ki sizin üstünüzde yedi kat (gök) yarattık. Biz yaratılmışlardan gafil değiliz.” (el-Mümimûn, 23/17)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra da bütün mahlukata onlar hakkında sahip olduğumuz bilgiyle dünyada yaptıkları amellerini haber vereceğiz. Biz, onların bütün amellerini biliyorduk, onlardan hiçbir şey bize gizli kalmadı, biz de onlardan hiçbir vakit habersiz değildik.
Aynı kök: قصص (30 geçiş)
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Aynı kök: قصص (30 geçiş)
Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.
Aynı kök: قصص (30 geçiş)
Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O halde kim size saldırırsa, size saldırdığı…
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlara (bütün olup bitenleri) tam bir bilgi ile elbette anlatacağız. Zaten biz onlardan habersiz değildik.
Ardından onlara (haklarındaki) bilgi arşivimizi mutlaka açacağız; hoş, onlardan hiç uzak olmadık ki...
Ve sonra kendilerine mutlaka (yapıp ettikleri hakkındaki şaşmaz) bilgimizi açacağız: çünkü hiçbir zaman (onlardan) uzak değildik.
Elbette onlarda olup bitenin hakikatini açacağız! Biz "gaib"ler (olanlardan bihaber olan) değiliz (Batın - Zahir O'dur - Görünenin melekutu Esma'mızdandır).
Andolsun (yapıp etmelerini) onlara bir ilimle mutlaka haber vereceğiz. Ve biz gaibler (onlardan uzakta olan habersizler) de değildik.
Ve onlara (olup bitenleri) tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Biz, onlardan uzak değiliz.
Böylece, bir bilgiyle, kesinlikle anlatacağız; habersiz değildik.
Onlara bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Biz, onlardan habersiz değiliz.
Onlara bir bilgiyle bildireceğiz; biz onlardan hiç uzak kalmadık.
Onlara bir bilgiyle bildireceğiz; biz onlardan hiç uzak kalmadık.
Soracağız da kendilerine karşı olup biteni mutlak bir ilim ile herhalde anlatacağız; çünkü Biz, her an onların yanındaydık.
Soracağız da kendilerine karşı olan biteni mutlak bir ılim ile behemehal anlatacağız, öyle ya biz onlardan gaib değil idik
Kesin bir bilgi ile onlara yaptıklarını anlatacağız. Zira Biz yaptıkları hiçbir şeyden habersiz değiliz.
Kesin bir bilgi ile onlara yaptıklarını anlatacağız. Zira Biz yaptıkları hiçbir şeyden habersiz değiliz.
Kesin bir bilgi ile onlara yaptıklarını anlatacağız. Zira Biz yaptıkları hiçbir şeyden habersiz değiliz.
Andolsun (yapıp etmelerini) onlara bir ilimle mutlaka haber vereceğiz. Ve biz gaibler (onlardan uzakta olan habersizler) de değildik.
(Soracağız da) kendilerine karşı (olub biteni mutlak) bir ilim ile her halde anlatacağız. (Çünkü) biz (onlardan hiç bir zaman) gaaib değildik.
Andolsun ki; onlara bilerek anlatacağız, zaten gaibler de değildik.
(1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.
Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Biz onlardan gâib/uzak değildik.
Ve elbette onlara, olan biten herşeyi bilgi ile anlatacağız, zira biz onlardan uzak değiliz.
Ne yaptıklarını bildiğimiz için dipnot 1 onlara bir bir anlatacağız dipnot 2 . Çünkü onlardan uzakta değildik.
Yaptıklarını, bilgiye dayalı olarak onlara bir bir anlatacağız. Zaten onlara uzak değiliz.
Sonra da onlara, (yaptıklarını) ilim ile açıklayacağız. Biz onlardan gaib/uzak değildik.
Sonra da onlara, belge ile açıklayacağız. Zira biz uzak değildik.
Onlara bir ilmin tanıklığında bütün serüveni mutlaka anlatacağız. Biz olup bitenlerden habersiz değildik.
There and then will We narrate to all and each their biography with full knowledge of those who excelled in most parts and of those who failed in the most part so that they realize that We were never absent but Omnipresent?
and, with full knowledge, for We were never far from them, We shall tell them what they did.
And verily, We shall recount their whole story with knowledge, for We were never absent (at any time or place).
Then We shall narrate to them with knowledge the whole account. For surely, We were not away from them.
We will tell them about it with knowledge. We are never absent.
Then surely, We shall narrate unto them (their whole story) with knowledge, and indeed We have not been absent.
Then We will surely recount to them with knowledge, for We had not been absent.
We will certainly relate to them (true facts) with exact details, having full knowledge of them, for We were never absent (from them when it came to pass).
and We shall relate to them with knowledge; assuredly We were not absent.
Then I will inform both [with authority what they were doing] as I was never absent from the scene.
and we will narrate to them with knowledge, for we were not absent.
We will narrate to them with knowledge; We were not absent.
And We will declare their actions unto them with knowledge; for We are not absent from them.
Then We will narrate to them with knowledge, for We were never absent.
Then indeed We will definitely narrate to them with Knowledge, and in no way were We absent.
Then verily We shall narrate unto them (the event) with knowledge, for We were not absent (when it came to pass).
We shall recount (their deeds) to them with knowledge, for We were never absent (and saw all they did).
and thereupon We shall most certainly reveal unto them Our knowledge [of their doings]: for never have We been absent [from them].
Then We will give them a full account with sure knowledge—for We were never absent.
We will narrate to them with knowledge; We were not absent.
We will inform them authoritatively, for we were never absent.
Then We will surely relate [their deeds] to them with knowledge, and We were not [at all] absent.
And We will relate to them with knowledge; and We were not absent.
We shall recount the whole story for them, for We were never absent in Time and Place.
Then surely, We shall bring up (their whole story) with (full) knowledge, for We were never absent (at any time or place).
Then, having full knowledge, We shall tell them the whole story, as We were never far from them.
We will tell to them with knowledge; We were not absent.