Muhammed suresi

Muhammed suresi, 30. ayet

Muhammed suresi, 30. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَأَرَيْنَٰكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُم بِسِيمَٰهُمْ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ فِى لَحْنِ ٱلْقَوْلِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ أَعْمَٰلَكُمْ

velev neşâü leeraynâkehüm fele`araftehüm bisîmâhüm. veleta`rifennehüm fî laḥni-lḳavl. vellâhü ya`lemü a`mâleküm.

Diyanet İşleri

Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Muhammed 27–33 · surenin 30. ayeti / 38

Konu Kalplerdeki hastalığın ortaya çıkması; barışa çağırmayın Muhammed 29–35 3

  1. Muhammed 27

    Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak?

  2. Muhammed 28

    Bu, Allah'ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O'nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.

  3. Muhammed 29

    Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar Allah'ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

  4. 30

    Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

  5. Muhammed 31

    Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.

  6. Muhammed 32

    İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah'a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır.

  7. Muhammed 33

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

30. “Eğer dileseydik onları sana elbette gösterirdik ve sen de onları simalarından” yüzlerinde adeta bir resimmiş gibi duran alâmetlerinden “tanırdın. Bununla beraber sen onları konuşma üsluplarından da kesinlikle tanırsın.” Yani kalplerinde olan mutlaka açığa çıkar ve istemeyerek dillerinden kaçırdıkları sözlerle durumları açıkça anlaşılır. Çünkü diller, kalp kazanının kepçeleridir. Onlar vasıtası ile kalplerde bulunan hayır ve şer açığa çıkar.

“Allah (tüm) amellerinizi bilir.” ve yaptıklarınızın karşılığını sizlere verecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Eğer onları sana tanıtmak isteseydik bunu yapardık ve sen onları işaretlerinden tanırdın. Yine de sen onları konuşma üsluplarından tanırsın. Allah, sizin amellerinizi bilir. O hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılık verecektir.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev şayet
  2. نَشَآءُ neşa'u biz dileseydik kök: شيا
  3. لَأَرَيْنَـٰكَهُمْ leeraynakehum onları sana gösterirdik kök: راي
  4. فَلَعَرَفْتَهُم fe learaftehum sen onları tanırdın kök: عرف
  5. بِسِيمَـٰهُمْ ۚ bisimahum simalarından kök: سوم
  6. وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ veletea'rifennehum ve onları tanırdın kök: عرف
  7. فِى fi
  8. لَحْنِ lehni üslubundan kök: لحن
  9. ٱلْقَوْلِ ۚ l-kavli sözlerinin kök: قول
  10. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  11. يَعْلَمُ yea'lemu bilir kök: علم
  12. أَعْمَـٰلَكُمْ ea'malekum yaptığınız işleri kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سوم (15 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…

  • Aynı kök: سوم (15 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…

  • Aynı kök: سوم (15 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar…

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile)…

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın; konuşma tarzlarından da tanıyorsun (tanıyor olurdun). dipnot 1 Allah işlerinizi bilmektedir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Tevbe 9:101. ayetle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Eğer isteseydik, onları sana kesin gösterirdik ve elbet sen de onları kendi (gerçek) yüzleriyle tanımış olurdun; yine de sen onları, sözün eda ve üslubundan mutlaka çıkarırsın; ama Allah bütün yaptıklarınızı bilir.

Muhammed Esed

Eğer dileseydik onları sana açıkça gösterirdik ki görünür/dış işaretlerine bakıp onları kesin olarak teşhis edebilesin ama (öyle olsa bile,) sen onları seslerinin tonundan mutlaka tanırsın. Ve Allah yaptığınız her şeyi bilir (ey insanlar!)

Ahmed Hulusi

Eğer dileseydik elbette onları sana gösterirdik de onları simalarından kesinlikle tanırdın! Yemin olsun ki sen onları sözlerinin üslubundan tanırsın. . . Allah yaptıklarınızı bilir!

Ali Bulaç

Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.

Ali Özek ve heyeti

Eğer dileseydik (Ey Muhammed!), onları sana muhakkak gösterirdik. Sen de onları simalarından tanırdın. Bununla beraber sen onları, konuşma tarzlarından yine de bilirsin. Allah, bütün amellerinizi bilir.

Ali Rıza Safa

Eğer dileseydik, onları, sana kesinlikle gösterirdik; yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Konuşma biçimlerinden de onları kesinlikle tanırsın. Allah, yaptıklarınızı zaten bilir.

Bayraktar Bayraklı

Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları konuşma üsluplarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.

Edip Yüksel

Dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Sen onları sözlerinin eğriliğinden tanıyabilirsin. ALLAH tüm işlediklerinizi bilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Sen onları sözlerinin eğriliğinden tanıyabilirsin. ALLAH tüm işlediklerinizi bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dileseydik Biz onları sana gösterirdik de kendilerini bütün simaları ile tanırdın ve herhalde sen onları lakırdılarının üslubundan tanırsın, Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dilesek biz onları sana gösteriverirdik de kendilerini bütün simalarıyle tanırdın ve her halde sen onları lakırdılarının edasından tanırsın, Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir

Erhan Aktaş

Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

Gültekin Onan

Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Tanrı, amellerinizi bilir.

Hasan Basri Çantay

Eğer biz dilersek sana onları her halde gösteririz de sen de kendilerini mutlakaa simalarından tanırsın. Andolsun sen onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah amel (ve hareket) terinizi bilir.

İbni Kesir

Şayet isteseydik; Biz, onları sana gösterirdik de sen; onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki; sen, onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah; bütün yaptıklarınızı bilir.

Mehmet Alagaş

(2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

Rowwad Tercüme Merkezi

Dileseydik onları sana elbette gösterirdik. Sen de onları simalarından tanırdın. Sen zaten onları konuşma uslûplarından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.

Süleyman Ateş

Biz dileseydik onları sana gösterirdik, sen onları simalarından tanırdın ve onları sözlerinin üslubundan tanırdın. Allah yaptığınız işleri bilir.

Süleymaniye Vakfı

Farklı tercihte bulunsaydık onları sana elbette gösterirdik, sen de onları kesinlikle görünüşlerinden tanırdın dipnot 1 . Ama onları, konuşmalarının üslubundan dipnot 2 kesin olarak tanırsın. Allah bütün amellerinizi bilir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Üslup, "oluş, yapış veya yapılış biçimi, tutulan yol, tarz, usul" anlamına gelir. Lehn (لَحْنِ) ise "melodi yani kulağa hoş gelen ses" anlamına gelebildiği gibi melodinin inişli çıkışlı olmasından mülhem "inişli çıkışlılık" anlamına da gelebilir. Bundan dolayı (لَحْنِ الْقَوْلِ)"kulağa hoş gelen ama dikkat edilince inişli çıkışlı yani birbiriyle çelişkili olduğu anlaşılan sözlerden oluşan bir uslup özelliğini" anlatır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Tercihimiz farklı olsaydı onları sana gösterirdik, sen de yüzlerinden tanırdın. Ama onları, sözlerinin içeriğinden tanıyabilirsin. Allah bütün işlerinizi bilir.

Şaban Britch

Dileseydik, onları sana elbette gösterirdik. Zaten sen onları simalarından tanırdın. Sen onları konuşma uslûblarından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.

Şaban Piriş

Dileseydik, onları sana elbette gösterirdik. Zaten sen onları simalarından tanırsın. Konuşma uslublarından da onları tanıyabilirsin. Allah, çalışmalarınızı bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Dileseydik onları sana mutlaka gösterirdik de sen onları yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Zaten sen onları, sözlerinin tarzından da tanırsın. Allah tüm yaptıklarınızı biliyor.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had We willed We would have written a letter of discredit upon their faces, and you Muhammad would have recognized them by the emblem imprinted on their sinister faces. But in any case, you will recognize them when they express their thoughts in words in an air of contempt and they adjust them to their malicious attitude. Allah Knows all that they do.

Abdul Haleem

We could even point them out to you [Prophet] if We wished, and then you could identify them by their marks, but you will know them anyway by the tone of their speech. God knows everything you [people] do.

Abdullah Yusuf Ali

Had We so wiled, We could have shown them up to thee, and thou shouldst have known them by their marks: but surely thou wilt know them by the tone of their speech! And Allah knows all that ye do.

Abul A'la Maududi

If We were to so will, We could have shown them to you so that you would recognise them by their faces, and you would certainly know them by the manner of their speech. Allah knows all your deeds.

Aisha Bewley

If We wished, We would show them to you and you would know them by their mark and know them by their ambivalent speech. Allah knows your actions.

Al-Hilali & Khan

Had We willed, We could have shown them to you, and you should have known them by their marks; but surely, you will know them by the tone of their speech! And Allâh knows (all) your deeds.

Ali Quli Qarai

If We wish, We will show them to you so that you recognize them by their mark. Yet you will recognize them by their tone of speech, and Allah knows your deeds.

Amatul Rahman Omar

Indeed, if We so will We could show them to you so that you would know them by their appearance, yet you shall of course recognise them from the tenor of (their) speech. (Allâh knows their empty words as) He knows your (solid) deeds.

Arthur John Arberry

Did We will, We would show them to thee, then thou wouldst know them by their mark; and thou shalt certainly know them in the twisting of their speech; and God knows your deeds.

Bijan Moeinian

If I (God) will, I can mark their faces to be recognizable. However, you can easily recognize them by the way that they argue. God is aware of what you all do.

E. Henry Palmer

But did we please we would show thee them, and thou shouldst know them by their cognisances. But thou shalt know them by their distorting their speech, and God knows their works!

Edip-Layth

If We wished, We would show them to you so you would recognize them by their looks. However, you can recognize them by their speech. God is fully aware of your works.

George Sale

If We pleased, We could surely shew them unto thee, and thou shouldest know them by their marks; but thou shalt certainly know them by their perverse pronunciation of their words. God knoweth your actions:

Hamid S. Aziz

And if We willed We could have made you (Muhammad) know them so that you would certainly have recognised them by their marks. And you shall certainly recognize them by the intent (tone) of their speech; and Allah knows your deeds.

Mahmoud Ghali

And if We had (so) decided, We would indeed have shown them to you. Then you would indeed recognize them by their marks, and indeed you would definitely know them by the distortion in their saying, and Allah knows your deeds.

Marmaduke Pickthall

And if We would, We could show them unto thee (Muhammad) so that thou shouldst know them surely by their marks. And thou shalt know them by the burden of their talk. And Allah knoweth your deeds.

Mohamed Ahmed - Samira

Had We pleased We could have shown them to you that you could know them by their marks, and recognise them from the way they twist their words. Yet God knows all your deeds.

Muhammad Asad

Now had We so willed, We could have shown them clearly to thee, so that thou wouldst know them for sure as by a visible mark: but [even so,] thou wilt most certainly recognize them by the tone of their voice. And God knows all that you do, [O men;]

Mustafa Khattab

Had We willed, We could have truly shown them to you ˹O Prophet˺, and you would have certainly recognized them by their appearance. But you will surely recognize them by their tone of speech. And Allah ˹fully˺ knows your doings ˹O people˺.

Progressive Muslims

And if We wished, We would show them to you so you would recognize them by their looks. However, you can recognize them by their speech. And God is fully aware of your works.

Rashad Khalifa

If we will, we can expose them for you, so that you can recognize them just by looking at them. However, you can recognize them by the way they talk. GOD is fully aware of all your works.

Sahih International

And if We willed, We could show them to you, and you would know them by their mark; but you will surely know them by the tone of [their] speech. And Allah knows your deeds.

Sam Gerrans

— And had We willed, We would have shown them to you, then wouldst thou know them by their mark — but thou wilt know them by their tone of speech; and God knows your deeds.

Shabbir Ahmed

Had We so willed, We could have pointed them out to you and you would have identified them by their faces. But you will surely recognize them by the tone of their speech. And Allah knows all that you humans do.

Syed Vickar Ahamed

Had We so willed, We could have shown them to you, and you should have known them by their marks: But surely you will know them by the way they talk! And Allah knows all that you do.

Taqi Usmani

Had We willed, We would have shown them to you (by identifying each one of them,) so as you would definitely recognize them by their features. However, you will recognize them by the tone of (their) speech. And Allah knows (all) your deeds.

The Monotheist Group

And if We wished, We would show them to you so you would recognize them by their looks. However, you can recognize them by their speech. And God is fully aware of your works.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Muhammed suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Muhammed suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Muhammed suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩