Diyanet İşleri
Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.
A'râf suresi
A'râf suresi, 136. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ
fenteḳamnâ minhüm feagraḳnâhüm fi-lyemmi biennehüm keẕẕebû biâyâtinâ vekânû `anhâ gâfilîn.
Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun ailesine gelen musibetler ve kurtuluş A'râf 127–137 3
Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.
Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.
Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.
Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.
Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, "Ey Musa! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana" dediler. Musa şöyle dedi: "Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz."
Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
136. “Bunun üzerine” yani onların helak edilecekleri vakit gelince Yüce Allah, Mûsâ’ya geceleyin İsrailoğulları ile birlikte yola koyulmasını emretti ve Firavun’un askerleri ile birlikte arkalarından geleceğini haber verdi. “Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları” yani hem Allah’ın âyetlerini yalanlamaları hem de bu âyetlerin gösterdiği haktan yüz çevirmeleri “yüzünden kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.” Bir başka yerde de Yüce Allah bu hususu şöylece anlatmaktadır:
“Firavun şehirlere” İsrailoğullarını takip etmek üzere insan toplamak maksadı ile “toplayıcı adamlar gönderdi” ve onlara şunları söyledi: “Gerçekten bunlar az bir topluluktur ve onlar bizi gerçekten kızdırdılar. Biz ise uyanık ve tedbirli bir topluluğuz. Böylece onları bostanlarından, akarsularından, hazinelerden ve şerefli makamlardan (ayırıp) çıkardık. İşte böyle... Ve biz onlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık. Sonra güneş doğarken onların ardından gittiler. İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları: İşte şimdi kıstırıldık, dediler. (Mûsâ) “Asla!” dedi. “Muhakkak Rabbim benimledir; O, bana doğru yolu gösterecektir.” Biz de Mûsâ’ya: Asanla denize vur, diye vahyettik. Ardından deniz (ikiye) yarıldı ve her iki taraf da büyük bir dağ gibi oldu. Diğerlerini de buraya yanaştırdık. Mûsâ’yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtardık. Sonra diğerlerini suda boğduk.” (eş-Şuara, 26/53-64)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Helak edilmeleri için belirlenen zaman gelince, ayetlerimizi yalanlamaları ve o ayetlerin işaret ettiği hakkında hiçbir şüphe bulunmayan hakkı yalanlamaları sebebiyle denizde boğmak suretiyle üzerlerine gazabımızı indirdik.
Aynı kök: نقم (17 geçiş) · Aynı kök: غرق (23 geçiş)
Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
Aynı kök: يمم (11 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Onu (bebek Musa'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan…
Aynı kök: يمم (11 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu…
Aynı kök: يمم (11 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz…
Aynı kök: نقم (17 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim…
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Sonra ötekileri suda boğduk.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Buna karşılık) biz de onlardan intikam almış, dipnot 1 ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş gibi davranmaları sebebiyle kendilerini denizde boğmuştuk. dipnot 2
En sonunda Biz de bunun acısını onlardan çıkardık: Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlara karşı kayıtsız kaldıkları için onları suda boğduk.
Ve işte bu yüzden Biz de bunun acı karşılığını onlardan çıkardık: ayetlerimize yalan gözüyle bakıp ilgisiz kaldıkları için denizde boğduk onları;
(Bu sebeple) onlara yaptıklarının sonucunu şiddetle yaşattık; mucizelerimizi - işaretlerimizi yalanlamaları ve onlardan gaflete düşmeleri dolayısıyla, onları denizde boğduk!
Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.
Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.
Bu yüzden, hak ettikleri cezayı onlara verdik. Ayetlerimizi yalanladıkları ve Ona karşı aymazlık içinde oldukları için, onları denizde boğduk.
Biz de, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.
Bunun üzerine onlardan öç aldık. Ayetlerimizi yalanlayıp aldırış etmedikleri için onları denizde boğduk.
Bunun üzerine onlardan öc aldık. Ayetlerimizi yalanlayıp aldırış etmedikleri için onları denizde boğduk
Biz de ayetlerimize yalan dedikleri ve onlara kulak asmadıkları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.
Biz de ayetlerimizi tekzib ettikleri ve onlara kulak asmadıkları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk
Bu yüzden, Biz de onlara hak ettikleri cezayı verdik, onları denizde boğduk. Çünkü onlar ayetlerimizi yalanladılar. Onları umursamaz olmuşlardı.
Bu yüzden, Biz de onlara hak ettikleri cezayı verdik, onları denizde boğduk. Çünkü onlar ayetlerimizi yalanladılar. Onları umursamaz olmuşlardı.
Bu yüzden, Biz de onlara hak ettikleri cezayı verdik, umursamayıp ayetlerimizi yalanladıkları için onları denizde boğduk.
Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.
Artık biz de bunca ayetlerimizi yalanladıkları, onları umursanmadıkları için kendilerinden intikam almak istedik de hepsini denizde boğduk.
Bu yüzden; Biz de onlardan intikam aldık. Ve ayetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.
(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.
Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.
Biz de onlardan öc aldık, onları yemm(su)da boğduk! Çünkü onlar, ayetlerimizi yalanlamışlardı ve onları umursamaz olmuşlardı.
Nihayet onlara hak ettikleri cezayı verdik; hepsini denizde boğduk dipnot 1 . Çünkü ayetlerimiz karşısında yalana sarılıyor, onlardan habersiz gibi davranıyorlardı.
Bunun üzerine onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini denizde boğduk. Çünkü ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılıyorlar hem de başlarına böyle bir şeyin geleceğini hiç beklemiyorlardı.
Biz de onlardan cezasının intikamını aldık. Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gafil oldukları için onları denizde boğduk.
Biz de onların cezasını verdik. Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gafil oldukları için onları denizde boğduk.
Bunun üzerine biz de onlardan öc aldık: Ayetlerimizi yalanladıkları, onlara aldırmazlık ettikleri için hepsini suda bozduk.
In consequence, We took just vengeance on them and drowned them in the sea in requital of their denial of Our signs betokening Omnipotence and Authority and their oblivion thereto.
And so, because they rejected Our signs and paid them no heed, We exacted retribution from them: We drowned them in the sea
So We exacted retribution from them: We drowned them in the sea, because they rejected Our Signs and failed to take warning from them.
So We inflicted Our retribution on them, and caused them to drown in the sea because they gave the lie to Our signs and were heedless of them.
Then We took revenge on them and drowned them in the sea because they denied Our Signs and paid no attention to them.
So We took retribution from them. We drowned them in the sea, because they belied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) and were heedless about them.
So We took vengeance on them and drowned them in the sea, for they denied Our signs and were oblivious to them.
We then inflicted (the last) punishment on them; We drowned them in the sea for they had cried lies to Our Messages and were heedless of them.
So We took vengeance on them, and drowned them in the sea, for that they cried lies to Our signs and heeded them not.
Thus, I took My revenge and drowned them all in the sea. After all, they denied My sings and did not taking My warnings seriously.
But we took vengeance on them, and we drowned them in the sea, for that they said our signs were lies and were careless thereof.
For their denial and disregard of Our signs, We thus inflicted them with punishment by drowning them in the sea,
So We took vengeance upon them and drowned them in the sea, because they treated Our Signs as lies and were heedless of them.
But We took retribution from them, and We drowned them in the sea because they rejected Our Signs, and were careless thereof.
So We took vengeance on them, then We drowned them in the main for that they cried lies to Our signs, and they were heedless of them.
Therefore We took retribution from them; therefore We drowned them in the sea: because they denied Our revelations and were heedless of them.
So We took vengeance on them, and drowned them in the sea for rejecting Our signs and not heeding them.
And so We inflicted Our retribution on them, and caused them to drown in the sea, because they had given the lie to Our messages and had been heedless of them;
So We inflicted punishment upon them, drowning them in the sea for denying Our signs and being heedless of them.
We thus took vengeance upon them by drowning them in the sea, for their denial of Our signs, and their disregard of them.
Consequently, we avenged their actions, and drowned them in the sea. That is because they rejected our signs, and were totally heedless thereof.
So We took retribution from them, and We drowned them in the sea because they denied Our signs and were heedless of them.
And We took vengeance on them, and drowned them in the sea because they denied Our proofs and were heedless of them.
They had to meet with Our Law of Requital as they continued to deny Our Revelations and remained heedless. Instead of mending their ways, they tried to annihilate Moses and his people and We drowned them in the sea as they were pursuing Moses and his people, in rage and arrogance.
So We took the toll (penalty) from them: We drowned them in the sea, because they rejected Our Signs, and failed to take the warning from them.
Then We subjected them to retribution, and drowned them in the sea, because they rejected Our signs, and were neglectful of them.
We thus took vengeance upon them by drowning them in the sea, for their denial of Our signs, and their disregard of them.