Ahzâb suresi

Ahzâb suresi, 10. ayet

Ahzâb suresi, 10. ayet. إِذْ جَآءُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتِ ٱلْأَبْصَٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلْقُلُوبُ ٱلْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠

iẕ câûküm min fevḳiküm vemin esfele minküm veiẕ zâgati-l'ebṣâru vebelegati-lḳulûbü-lḥanâcira veteżunnûne billâhi-żżunûnâ.

Diyanet İşleri

Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahzâb 7–13 · surenin 10. ayeti / 73
  1. Ahzâb 7

    Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa'dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.

  2. Ahzâb 8

    (Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kafirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.

  3. Ahzâb 9

    Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

  4. 10

    Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

  5. Ahzâb 11

    İşte orada mü'minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.

  6. Ahzâb 12

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.

  7. Ahzâb 13

    Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da, "Evlerimiz açık (korumasız)" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 9–11. ayetler için yazılmıştır.

9-10. Yüce Allah, mü’min kullarına üzerlerindeki nimetini hatırlatmakta ve bu nimete şükretmeye onları teşvik etmektedir. Şöyle ki Mekkeliler ve Hicazlıların orduları üst taraflarından, Necidlilerinki de alt taraflarından gelmişler; Allah Rasûlünün ve ashab-ı kiramın kökten yok edilmesi konusunda aralarında sözleşmişlerdi. Söz konusu olay Hendek gazvesinde olmuştu. Medine çevresinde bulunan yahudi kabileler de onlarla bu konuda ittifak etmiş, o bakımdan pek büyük ordularla, çok kalabalık askerlerle üzerlerine gelmişlerdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem da Medine çevresinde hendek kazmıştı. Yoğun ordular Medine’yi kuşatmış ve sıkıntılar alabildiğine büyümüştü. Kalpler korkudan ta gırtlaklara gelip dayanmıştı.

Pek çok kimse, güçlü bir kuşatma altında ve oldukça sıkıntılı bir durumda olduğunu görünce olmadık zan ve kanaatlere kapılmıştı. Medine kuşatması uzun bir süre devam etmiş ve durum, Yüce Allah’ın şu buyruğunda belirttiği noktaya varmıştı: “O vakit (korkudan) gözler yerinden kaymış, yürekler de ağızlara gelmişti. Allah hakkında da türlü zanlarda bulunuyordunuz.” Yani Yüce Allah’ın dinine yardım etmeyeceği ve onu tamama erdirmeyeceği şeklinde kötü zanlara kapılmıştınız.

11. “İşte orada mü’minler” bu pek büyük fitne ile “imtihandan geçirilmiş ve” korku, huzursuzluk ve açlık ile “şiddetli bir şekilde” imanları açıkça ortaya çıksın, yakînleri daha bir artsın diye “sarsılmışlardı.”

Yüce Allah’a hamdolsun ki onların imanları ve ileri derecedeki yakînleri, öncekileri de sonrakileri de geride bırakacak şekilde ortaya çıkmıştı. Sıkıntılar alabildiğine artıp zorluklar üst üste bindiğinde imanları “ayne’l-yakîn” derecesine ulaşmıştı: “Müminler ise birleşen orduları gördüklerinde: Allah’ın ve Rasûlünün bize vaat ettiği işte budur. Allah da Rasûlü de doğru söylemiştir, dediler ve (bu,) onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.” (el-Ahzab, 33/22)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kâfirler vadinin üst ve alt tarafından, doğu ve batı tarafından geldikleri zaman, bakışlar her şeyi bırakıp sadece düşmana kilitlendiği ve korkunun şiddetinden yüreklerin ağza geldiği zaman, Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyor; bazen zaferi ve bazen de zafere ulaşamayacağınızı zannediyordunuz.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذْ iz hani
  2. جَآءُوكُم ca'ukum onlar gelmişlerdi kök: جيا
  3. مِّن min -den
  4. فَوْقِكُمْ fevkikum üstünüz- kök: فوق
  5. وَمِنْ ve min ve
  6. أَسْفَلَ esfele alt tarafınızdan kök: سفل
  7. مِنكُمْ minkum sizin
  8. وَإِذْ ve iz ve hani
  9. زَاغَتِ zagati kaymıştı kök: زيغ
  10. ٱلْأَبْصَـٰرُ l-ebsaru gözler kök: بصر
  11. وَبَلَغَتِ ve belegati ve dayanmıştı kök: بلغ
  12. ٱلْقُلُوبُ l-kulubu yürekler kök: قلب
  13. ٱلْحَنَاجِرَ l-hanacira hançerelere kök: حنجر
  14. وَتَظُنُّونَ ve tezunnune ve zanda bulunuyordunuz kök: ظنن
  15. بِٱللَّهِ billahi Allah hakında kök: اله
  16. ٱلظُّنُونَا۠ z-zununa türlü düşüncelerle kök: ظنن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.

  • Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor,…

  • Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz…

  • Aynı kök: حنجر (2 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne…

  • Aynı kök: سفل (10 geçiş) · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat…

  • Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: فوق (43 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Hani Rabbin meleklere, "Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne.…

  • Aynı kök: فوق (43 geçiş) · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı…

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

88 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan üzerinize geldikleri zaman, gözler kaydığı (yıldığı), yürekler boğazlara geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman,

Mustafa İslamoğlu

Hani onlar önünüzden ve sizin ardınızdan üzerinize gelmişlerdi; işte o an gözlerin yuvalarından fırladığı, yüreklerin ağızlara geldiği bir andı; öyle bir hal ki, Allah'ın ne yapacağı hakkında her tür düşünce zihninizde cirit atıyordu.

Muhammed Esed

Onlar yukarıdan ve aşağıdan üzerinize geldiklerinde ve gözler(inizin) feri kaybolup yürekler(iniz) ağzınıza geldiğinde ve Allah hakkında en çelişik düşünceler aklınızdan (bir bir) geçtiğinde (neler hissettiğinizi hatırlayın):

Ahmed Hulusi

Hani size hem üst tarafınızdan ve hem de aşağı tarafınızdan geldiler. . . Hani gözleriniz kaymış, yürekleriniz ağzınıza varacak hale gelmiştiniz! Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Ali Bulaç

Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.

Ali Özek ve heyeti

Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan (vadinin üstünden ve alt yanından) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlağa geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman;

Ali Rıza Safa

Yukarıdan ve aşağıdan üzerinize geldiklerinde, gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Üstelik Allah hakkında çok sayıda yakıştırmalarda bulunuyordunuz.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, hem yukarınızdan hem aşağınızdan üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlaklara geldiği ve siz, Allah hakkında türlü türlü zanda bulunduğunuz zaman.

Edip Yüksel

Üstünüzden ve altınızdan size saldırmışlardı. Gözler dönmüştü, yürekler ağızlara gelmişti ve siz ALLAH hakkında çeşitli kuşkular besliyordunuz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Üstünüzden ve altınızdan size saldırmışlardı. Gözler dönmüştü, kalpler ağızlara gelmişti ve siz ALLAH hakkında çeşitli kuşkular besliyordunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan ve o vakit gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı. Allah'a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan ve o vakıt ki gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı ve Allaha türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz

Erhan Aktaş

Hani onlar, alttan ve üstten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz. dipnot 1

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın ne yapacağına, yardım edip etmeyeceğine dair aklınızdan birçok düşünce geçiriyordunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani onlar, alttan ve üstten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın ne yapacağına, yardım edip etmeyeceğine dair aklınızdan birçok düşünce geçiriyordunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani onlar, alttan ve üsten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın ne yapacağına, yardım edip etmeyeceğine dair aklınızdan birçok düşünce geçiriyordunuz.

Gültekin Onan

Hani onlar size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, kalpler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Tanrı hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.

Hasan Basri Çantay

O vakit onlar hem üstünüzden, hem altınızdan size gelmişlerdi. O zaman gözler yılmış, yürekler gırtlaklara dayanmışdı ve siz Allaha karşı (türlü) zanlarda bulunuyordunuz.

İbni Kesir

Hani onlar size, hem üstünüzden hem de altınızdan gelmişlerdi. Ve hani gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti ve siz Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

Mehmet Alagaş

(9-22) Ey iman edenler, Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, bir vakit üzerinize ordular gelmişti, onların üzerine rüzgâr ve görmediğiniz ordular gönderdik, Allah yaptıklarınızı görendir. Bir vakit üstünüzden ve altınızdan size gelmişlerdi, O vakit bakışlar kaymış, yürekler gırtlağa dayanmıştı , Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada Müminler bağlılık imtihanı edilmişti, şiddetli bir zelzele ile sarsılmışlardı , O vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar da diyorlardı ki Allah ve Res ulü bize aldanma dışında bir şey vaat etmedi , onlardan bir bölüm dedi ki Ey Yesrib halkı, “burada size kalacak yer yok geri dönün” Onlardan bir bölüm de Nebi’den izin istiyordu , diyorlardı ki “evlerimiz korumasız halde / açık vaziyette , oysa ki onlar açık halde değildi , onlar sadece kaçmak / firar etmek istiyorlardı. Oysa ki üzerlerine tüm taraflardan girilseydi, sonrada onlardan ayartma / fitne yapmaları istenseydi onu yapacaklardı. (Firar edenler fitnede pek mahirler) onu / fitneyi kolay bir şekilde yapacaklardı. Kesin olan şu ki b undan önce de Allah’ a kesinlikle arkalarını dönmeyeceklerine dair söz de vermişlerdir , Allah’a verdikleri sözden mesuldü rler. Deki eğer ki ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanız / firarınız size bir fayda vermez , o vakte kadar biraz daha faydalanırsınız. Deki Allah’tan size bir kötülük murat edilirse yahut bir rahmet murat edilirse kime sarılıp tutunacaksınız, onlar kendilerine Allah’tan başka dost ve de yardımcı bulamazlar. Allah sizlerden alıkoyucuları / engelleyicileri kesinlikle biliyor, kardeşlerine hadi gelin bize katılın diyenleri kesinlikle biliyor , çetin olanı (savaşmayı) çok azı alıyordu / tercih ediyordu. Size karşıda çok kıskançtırlar, korku geldiği zaman, sana bakışlarının, tıpkı ölüm baygınlığı geçirenin bakışına dönüştüğünü görürsün, korku kalktığında ise İyiliğe duydukları “bizim olsun” istekleri nedeniyle keskin dilleri ile sizleri buluştururlar, işte onlar iman etmeyenlerdir , Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır, bu, Allah’a oldukça kolaydı r. Grupların gitmediğini değerlendiriyorlardı / hesap e diyorlardı (Hendek savaşında düşman gruplarının medine etrafından gitmediklerini hesap ediyorlardı) eğer grup gelecek olsa arzu ederler ki bedeviler arasında olsunlar ve sizden gelecek haberleri sorsunlar , o ysa ki içinizde olsaydılar bile azı hariç savaşmazlardı. Sizden Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça hatırla yıp ananlar için, kesinlikle Resulde, güzel örneklik vardır. Müminler grupları gördüklerinde dediler ki işte bu, Allah’ın ve Resulünün bize vaat ettiğidir. Allah ve O’nun Resulü söyled iklerini tastik etti / doğruladı ve bu, onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani onlar, size hem üst tarafınızdan, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Allah hakkında bir takım zanlarda bulunuyordunuz.

Süleyman Ateş

Hani onlar üstünüzden ve alt tarafınızdan gelmişlerdi, gözler (şaşkınlıktan ötürü) kaymış, yürekler (korkudan) hançerelere dayanmıştı. Allah hakında türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Süleymaniye Vakfı

Onlar üstünüzden ve alt tarafınızdan gelmişlerdi. Gözler yuvalarından fırlamış, yürekler ağızlara gelmişti. Allah hakkında türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer bir durum Uhud savaşında da yaşanmıştı (Al-i İmran 3/154-156).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler yuvalarından fırlamış, yürekler ağızlara gelmişti; Allah hakkında da farklı düşüncelere dalmıştınız.

Şaban Britch

Onlar, size üstünüzden ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler de kaymış, yürekler gırtlağa gelip dayanmıştı. Allah hakkında, bir takım zanlarda bulunuyordunuz.

Şaban Piriş

Onlar, size üstünüzden ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler dönmüş, yürekler ağza gelmişti. Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, onlar, üst yanınızdan, alt tarafınızdan size saldırmıştı da gözler kaymış, yürekler gırtlaklara ulaşmıştı. Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They -the enemy forces- came to you from the north and from the south and from high ground and low ground wherefore your eyes grew dim and beclouded and the hearts sank in the shoes and throbbed and leaped high into the mouths and you began to be suspicious of Allah and to have an evil presage in your minds and bloody thoughts of Him.

Abdul Haleem

They massed against you from above and below; your eyes rolled [with fear], your hearts rose into your throats, and you thought [ill] thoughts of God.

Abdullah Yusuf Ali

Behold! they came on you from above you and from below you, and behold, the eyes became dim and the hearts gaped up to the throats, and ye imagined various (vain) thoughts about Allah!

Abul A'la Maududi

When they came upon you from above you and from below you, dipnot 1 when your eyes were stupefied with horror and your hearts leapt to your throats, and you began to entertain diverse thoughts about Allah.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It may mean: The enemies came upon you from every side, and also that those coming from Najd and Khaiber came from above and those coming from Makkah from below you."

Aisha Bewley

When they came at you from above you and below you, when your eyes rolled and your hearts rose to your throats, and you thought unworthy thoughts about Allah,

Al-Hilali & Khan

When they came upon you from above you and from below you, and when the eyes grew wild and the hearts reached to the throats, and you were harbouring doubts about Allâh.

Ali Quli Qarai

When they came at you from above and below you, and when the eyes rolled [with fear] and the hearts leapt to the throats, and you entertained misgivings about Allah,

Amatul Rahman Omar

(Recall how He favoured you) when they (-your enemies) invaded you (at Madînah) from above you (from the highlands on the east) and from below you (-from the valley to the west) and when (your) eyes were dazed (in terror) and your hearts rose up to (your) throats while (some of) you entertained diverse thoughts about Allâh.

Arthur John Arberry

When they came against you from above you and from below you, and when your eyes swerved and your hearts reached your throats, while you thought thoughts about God;

Bijan Moeinian

When the enemies came upon you from every side, your eyes were petrified of fear and your hearts started to beat up faster. Then you started to entertain [all kind of] doubt about your Lord.

E. Henry Palmer

When they came upon you from above you and from below you, and when your eyesights were distracted and your hearts came up into your throats, and ye suspected God with certain suspicions.

Edip-Layth

For they came from above you, and from beneath you; and your eyes were terrified, and the hearts reached to the throat, and you harbored doubts about God.

George Sale

When they came against you from above you, and from below you, and when your sight became troubled, and your hearts came even to your throats for fear, and ye imagined of God various imaginations.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Call to mind the favour of Allah to you when there came down upon you hosts, so We sent against them a strong wind and hosts that you saw not, and Allah is Seer what you do.

Mahmoud Ghali

As they came against you from above you and from below you, and as beholdings swerved and hearts reached to the larynxes; and you surmised vain surmises about Allah.

Marmaduke Pickthall

When they came upon you from above you and from below you, and when eyes grew wild and hearts reached to the throats, and ye were imagining vain thoughts concerning Allah.

Mohamed Ahmed - Samira

When they came upon you from above and below you, when the eyes were stupefied with horror, and hearts jumped to the throats, and you made wild suppositions about God.

Muhammad Asad

[Remember what you felt] when they came upon you from above you and from below you, and when [your] eyes became dim and [your] hearts came up to [your] throats, and [when] most conflicting thoughts about God passed through your minds:

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when they came at you from east and west,[1] when your eyes grew wild ˹in horror˺ and your hearts jumped into your throats, and you entertained ˹conflicting˺ thoughts about Allah.[2]

Progressive Muslims

For they came from above you, and from beneath you; and your eyes were terrified, and the hearts reached to the throat, and you harboured doubts about God.

Rashad Khalifa

When they came from above you, and from beneath you, your eyes were terrified, your hearts ran out of patience, and you harbored unbefitting thoughts about GOD.

Sahih International

[Remember] when they came at you from above you and from below you, and when eyes shifted [in fear], and hearts reached the throats and you assumed about Allah [various] assumptions.

Sam Gerrans

When they came to you from above you, and from beneath you, and when your eyes swerved and your hearts reached your throats, and you thought thoughts about God,

Shabbir Ahmed

Behold, they came upon you from above you and from below you, and when eyes were terrified, and hearts throbbed, and you began to entertain doubts about Allah.

Syed Vickar Ahamed

When they came upon you from above you and from below you, and when the eyes became dim, and the hearts came up to the throats, and you had many doubts about Allah!

Taqi Usmani

(Recall) when they came upon you from above you and from below you, and when the eyes were distracted, and the hearts reached the throats, and you were thinking about Allah all sorts of thoughts.

The Monotheist Group

For they came from above you, and from beneath you; and your eyes were terrified, and the hearts reached to the throat, and you harbored doubts about God.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 10. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 10. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 10. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩