Diyanet İşleri
De ki: "Ancak Allah'ın lütuf ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır."
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 58. ayet. قُلْ بِفَضْلِ ٱللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِۦ فَبِذَٰلِكَ فَلْيَفْرَحُوا۟ هُوَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ
ḳul bifaḍli-llâhi vebiraḥmetihî febiẕâlike felyefraḥû. hüve ḫayrum mimmâ yecme`ûn.
De ki: "Ancak Allah'ın lütuf ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rabbinizden öğüt; helâl ve haramı uydurmak Yûnus 54–60 3
Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Yine bilesiniz ki, Allah'ın va'di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.
O, diriltir ve öldürür; ancak O'na döndürüleceksiniz.
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur'an) geldi.
De ki: "Ancak Allah'ın lütuf ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır."
De ki: "Allah'ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helal, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?" De ki: "Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
Allah'a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkardır, fakat onların çoğu (O'nun nimetlerine) şükretmezler.
(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur'an'dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
58. “De ki: Allah’ın lütfu” yani Allah’ın kullarına lütfedip ihsan buyurduğu nimetlerinin ve lütuflarının en büyüğü olan Kur’an-ı Kerim “ve” din, iman, Allah’a ibadet, O’nu sevmek ve O’nu tanımak olan “rahmeti ile işte yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların topladıklarından” dünya mallarından ve zevklerinden “daha hayırlıdır.” Çünkü hem dünya hem âhiret mutluluğunu içeren din nimeti, gelip geçici ve kısa bir süre sonra zeval bulacak olan tüm dünya mülkü kıyas bile kabul etmez. Şanı Yüce Allah’ın, kendi lütuf ve rahmeti ile sevinmeyi emretmesi, sevincin ruhun rahatlamasını, gayrete gelmesini, Yüce Allah’a şükredip güçlenmesini ve bunların daha da artmasını sağlayan ilim ve imana rağbeti artırmasına vesile olmasındandır. Bu, övülen bir sevinmedir ve dünyanın arzu ve lezzetleri dolayısı ile yahut da batıl ile sevinmekten farklıdır. Zira bu sonuncusu (şımarıklıktır ve) yerilen bir şeydir. Nitekim Yüce Allah, Kârûn’un kavminin ona: “Şımarma! Çünkü Allah şımaranları sevmez.” (el-Kasas, 28/76) dediklerini nakletmektedir. Yine Yüce Allah, peygamberlerin getirdikleri hakka zıt olan batılla sevinip şımaranlarla ilgili olarak da şöyle buyurmaktadır: “Peygamberleri onlara apaçık deliller ile geldiklerinde onlar sahip oldukları ilim dolayısı ile şımardılar.” (el-Mü’min, 40/83)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- İnsanlara de ki; size Kur'an ile getirdiklerim Allah'tan bir lütuf ve rahmettir. O halde sizler, Allah'ın size karşı lütfu ve O'ndan bir rahmet olan bu Kur'an'ın inişi ile sevinin, bu ikisi dışında başka bir şey ile değil. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden size getirmiş olduğu, sizin toplamış olduğunuz fani dünya metasından/malından daha hayırlıdır.
Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Hayır
Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Hayır
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Hayır
Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca…
Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
(Elçilerin sözcüsü) Süleyman'ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: "Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa…
Aynı kök: فرح (22 geçiş)
Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız,…
Ortak kavram: Hayır
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Ortak kavram: Hayır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Ancak Allah'ın lütfu ve merhametiyle, işte bunlarla sevinsinler! Bu, onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır."
Söyle (onlara): Allah'ın ihsanı ve rahmetiyle, evet işte bunlarla sevinsinler artık; (ki) bu onların tüm birikimlerinden daha hayırlıdır.
Söyle (onlara), Allah'ın bu cömertliği ve rahmetiyle işte böylece sevinsinler: (sevinsinler ki,) bu onların toplayıp biriktirdiği her şeyden daha üstün, daha iyidir!
De ki: "Allah fazlı olarak ve O'nun rahmetiyle, işte onunla (yukarıda sayılanlarla) sevinip ferahlasınlar (boş ve geçici zevklerle değil)!. . O (rahmet ile yaşanası şeyler), onların topladıklarından (dünyalıklardan) daha hayırlıdır. "
De ki: "Allah'ın bol ihsanıyla (fazlıyla) ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp yığmakta olduklarından hayırlıdır."
De ki: Ancak Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır.
De ki: "Allah'ın lütfu ve O'nun rahmetiyle, işte artık sevinsinler!" Bu, onların toplayıp biriktirdiklerinden daha iyidir.
Söyle onlara, Allah'ın bu lütfu ve rahmetiyle sevinsinler. Bu, onların toplayıp biriktirdiği her şeyden daha üstündür.
De ki: "Sadece, ALLAH'ın lütfu ve rahmetiyle sevinsinler. Bu, topladıkları her şeyden daha hayırlıdır."
De ki, 'Sadece, ALLAH'ın lütfu ve rahmetiyle sevinsinler. Bu, topladıkları herşeyden daha hayırlıdr.'
De ki: "Allah'ın lütfuyla, rahmetiyle; yalnızca O'nunla sevinç duyun! O, onların toplayıp durduklarından hayırlıdır!"
De ki: Allahın fadlile, rahmetile, ancak onunla artık ferahlanın, o onların toplayıb durduklarından hayırlıdır
De ki: "Allah'ın fazlı dipnot 1 ve rahmetiyle gönül huzuruna kavuşsunlar. Bu onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır."
De ki: "Allah'ın fazlı dipnot 1 ve rahmetiyle gönül huzuruna kavuşsunlar. Bu onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır."
De ki: "Allah'ın fazlı dipnot 1 ve rahmetiyle rahata ersinler. Bu onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır."
De ki: "Tanrı'nın bol ihsanıyla (fazlıyla) ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp yığmakta olduklarından hayırlıdır."
De ki: "Ancak Allahın fazl (-u keremi) ile, rahmetiyle, işte yalınız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıb durdukları (bütün dünyalıklar) ından hayırlıdır".
De ki: Bunlar Allah'ın lütfu ve rahmeti iledir. Sadece bunlarla sevinsinler. O, bütün toplayıp yığdıklarından daha hayırlıdır.
(57-70) Ey insanlar sizlere muhakkak ki bir öğüt / bir vaaz, göğüslerde olana / kalplere bir şifa geldi, O, iman edenlere bir yol göstericidir ve esirgemedir / rahmettir. De ki Allah ’ın zenginliğinden / fazlından ve onun rahmetinden dolayı işte bu nedenle artık rahatlayın / ferahlayın, O, Allah’ın fazlı, tüm topladıkları / biraraya getirdikleri şeylerden hayırlıdır. De ki Allah’ın size rızık olarak indirdiklerin i gördünüz de mi onlardan helal ve haram yap tınız, de ki Allah, size izin mi verdi yahut O’na iftira mı e diyorsunuz? Allaha yalan yere iftira atanlar kalkış gününü / kıyamet gününü ne sanıyorlar? Kesinlikle Allah , İnsanlar üzerinde maddi ve manevi zenginliği / fazlı vardır ve lakin onların çoğunluğu teşekkür etmiyorlar. Her ne ile meşgul olsan, Kurandan her ne yi sözlü olarak okursan / tilavet edersen, bizim izin verdiğimiz ve sizin yapmaya odaklandığınız her ne varsa, biz sizlere şahit oluruz, zerre miktar da olsa yahut ondan daha küçük veya ondan daha büyük, yeryüzünde ve de semada her ne varsa Rabbin den kaçamaz, ayrıca apaçık bir kitaptadır. Dikkat edin! Allah’ın dostlarına korku da hüzün de yoktur, ki onlar iman ettiler ve sakınan oldular, onlara dünyada da ahirette de müjde vardır , Allah'ın kelimesinin yerine bir başka kelime koyamazsınız işte bu büyük başarı dır. Onların sözlerine hüzünlenme, şanın / şöhretin / izzetin hepsi Allah ’ındır O, işitendir ve bilendir. Dikkat edin! semalarda ve arzda kim varsa hepsi Allah’ındır. (Semalarda başka birileri de mi var?) Allah’tan başka ortak olarak dua edilenlere uyanlar / tabi olanlar ancak sandıkları şeylere uyuyorlar / zanna uyarlar, onlar sadece saçmalıyorlar. O ki size, içinde sakinlemeniz için geceyi ve görmek için gündüzü yapandır , işiten bir kavim için elbet bunda ayetler vardır. Dediler ki Allah evlat edindi, O üstündür, O zengindir , semalarda ve arzda ne varsa (tüm evlatlar dahil) O’nundur, s izin yanınızda bunu ispatlayıcı bir delil dayanağı / bir sultan var mı ki Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylüyorsunuz? De ki yalanı Allaha iftira edenler kurtuluşa eremezler. Dünyada geçim / tüketim var, sonra gerisin geri dönüşleri bizedir, sonra da etkili / şiddetli bir işkenceyi / azabı onlara, inkâr etmelerinden dolayı tattırırız.
De ki: Ancak Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır.
De ki: "Allah'ın lutfiyle, rahmetiyle (evet) ancak onunla ferahlansınlar. O onların toplayıp yığdıklarından hayırlıdır."
De ki: (Kur'an'ın gelişi) Allah'ın lütfu, iyilik ve ikramıyladır. Bununla sevinsinler. Bu, onların biriktirebileceği her şeyden daha hayırlıdır.
"Onlara, Allah'ın lütfunu ve ikramını anlat; içleri onunla rahatlasın. Bu, onların biriktirdiği her şeyden değerlidir."
De ki: Bunlar, Allah’ın fazlı ve O’nun rahmetiyledir. İşte buna sevinsinler. Bu onların biriktirdiklerinden hayırlıdır.
De ki: -Bunlar, Allah'ın fazlı ve O'nun rahmetiyledir. İşte buna sevinsinler. Bu onların biriktirdiklerinden hayırlıdır.
De ki: "Allah'ın lütfuyla, O'nun rahmetiyle, sadece onunla sevinip ferahlasınlar! O, onların toplayıp yığdıklarından hayırlıdır."
Say to them: You people ought to rejoice at Allah's grace and mercy - His guidance to the path of righteousness, the illumination and enlightenment, reason, sense and endless advantages summed up in you and outweighing all that you accumulate of the mundane things of this life.
Say [Prophet], ‘In God’s grace and mercy let them rejoice: these are better than all they accumulate.’
Say: "In the bounty of Allah. And in His Mercy,- in that let them rejoice": that is better than the (wealth) they hoard.
Tell them (O Prophet!): 'Let them rejoice in Allah's grace and mercy through which this (Book) has come to you. It is better than all the riches that they accumulate.
Say: ‘It is the favour of Allah and His mercy that should be the cause of their rejoicing. That is better than anything they accumulate.’
Say: "In the Bounty of Allâh, and in His Mercy (i.e. Islâm and the Qur’ân); - therein let them rejoice." That is better than what (the wealth) they amass.
Say, ‘In Allah’s grace and His mercy— let them rejoice in that! It is better than what they amass. ’
Say, `All this (revelation of the Qur'ân) is through the grace of Allâh and His mercy. In this, therefore, let them rejoice, (because) this (Qur'ân) is better than all that they hoard.'
Say: 'In the bounty of God, and His mercy -- in that let them rejoice; it is better than that they amass.
Say: "It is in account of the generosity and mercy of the Lord that you have received this Qur’an. May them enjoy it as it is better than what they come up with themselves (such as civil laws.)
Say, 'By the grace of God and by His mercy,- and in that let them rejoice! It is better than that which they collect!'
Say, "By God's grace and His mercy." For that let them rejoice, that is better than all that they gather.
Say, through the grace of God, and his mercy: Therein therefore let them rejoice; this will be better than what they heap together of worldly riches.
O mankind! There has come to you a direction (guidance, exhortation) from your Lord, and a healing for the disease in your breasts, and a guidance and a mercy for believers.
Say, "By the Grace of Allah, and by His mercy; so with that let them exult; it is more charitable (i. e., better) than whatever they (heap) together. (Literally: whatever they gather)
Say: In the bounty of Allah and in His mercy: therein let them rejoice. It is better than what they hoard.
Say: "It is the blessing and mercy of God; so rejoice in it. It is better than all that you amass."
Say: "In [this] bounty of God and in His grace-in this, then, let them rejoice: it is better than all [the worldly wealth] that they may amass!"
Say, ˹O Prophet,˺ "In Allah’s grace and mercy let them rejoice. That is far better than whatever ˹wealth˺ they amass."
Say: "By God's grace and His mercy. " For that let them rejoice, that is better than all that they gather.
Say, "With GOD's grace and with His mercy they shall rejoice." This is far better than any wealth they can accumulate.
Say, "In the bounty of Allah and in His mercy - in that let them rejoice; it is better than what they accumulate. "
Say thou: “At the bounty of God, and at His mercy: —” At that let them exult; it is better than what they amass.
Say, "In this Bounty of Allah and in His Grace - in this, then, let them rejoice. It is better than all the treasures that they may amass."
Say: "In the Bounty of Allah and in His Mercy— In that let them find joy (and happiness):" That is better than (the wealth) they (greedily) save.
Say, "With the grace of Allah and with His mercy (this book has been revealed). So they should rejoice in it. It is much better than that (wealth) which they accumulate.
Say: "By the grace of God and His mercy." For that let them rejoice, that is better than all that they gather.