Yûnus suresi

Yûnus suresi, 102. ayet

Yûnus suresi, 102. ayet. فَهَلْ يَنتَظِرُونَ إِلَّا مِثْلَ أَيَّامِ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِهِمْ قُلْ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ

fehel yenteżirûne illâ miŝle eyyâmi-lleẕîne ḫalev min ḳablihim. ḳul fenteżirû innî me`aküm mine-lmünteżirîn.

Diyanet İşleri

Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: "Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 99–105 · surenin 102. ayeti / 109

Konu Şüpheye düşme; iman eden tek kavim: Yûnus kavmi Yûnus 94–103 3

  1. Yûnus 99

    Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekun iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü'min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?

  2. Yûnus 100

    Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.

  3. Yûnus 101

    De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza." Fakat ayetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.

  4. 102

    Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: "Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."

  5. Yûnus 103

    Sonra resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.

  6. Yûnus 104

    De ki: "Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah'a kulluk ederim. Bana mü'minlerden olmam emrolundu."

  7. Yûnus 105

    (105-106) Yine bana şöyle emredildi: "Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Sakın Allah'a ortak koşanlardan olma. Allah'ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zalimlerden olursun."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 102–103. ayetler için yazılmıştır.

102. “Yoksa onlar” yani Allah’ın âyetleri gereği gibi açıklandıktan sonra onlara iman etmeyen şu kimseler “ille de kendilerinden önce geçmiş olan kimselerin (başına gelen azap) günlerinin benzerini mi bekliyorlar?” Helak edilmek ve cezaya çarptırılmaktan başka ne bekliyorlar ki? Çünkü bunlar da onların yaptıklarını yaptılar. Yüce Allah’ın sünneti/kanunu ise öncekilerde de sonrakilerde de aynı şekilde geçerlidir.

“De ki: Haydi bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim.” O vakit güzel akıbetin, dünya ve âhiretteki kurtuluşun kimin olacağını bileceksiniz. Bu da ancak Peygamberlere ve onlara tâbi olanlara aittir. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır:

103. “Sonunda biz (yalanlayan kavimleri helak edip) peygamberlerimizi ve iman edenleri” dünya ve âhirette hoşlanılmayan şeylerden ve sıkıntılardan “kurtarırız. İşte mü’minleri böyle kurtarırız ki bu, üzerimize” vacip kıldığımız “bir haktır.” Şüphesiz Yüce Allah, iman edenleri savunur. O bakımdan kulun, hoşuna gitmeyecek şeylerden kurtuluşu sahip olduğu imana göre olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O yalanlayıcılar Allah'ın, (peygamberleri) yalanlayan daha önceki ümmetleri uğrattığına benzer bir azabı mı bekliyorlar? -Ey Peygamber!- Onlara de ki: Allah'ın azabını bekleyin! Şüphesiz ben de sizinle birlikte Rabbimin vaadini bekleyenlerdenim.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَهَلْ fehel mı?
  2. يَنتَظِرُونَ yentezirune bekliyorlar kök: نظر
  3. إِلَّا illa başkasını
  4. مِثْلَ misle benzerinden kök: مثل
  5. أَيَّامِ eyyami (başlarına gelen) günlerin kök: يوم
  6. ٱلَّذِينَ ellezine
  7. خَلَوْا۟ halev geçmiş olanların kök: خلو
  8. مِن min
  9. قَبْلِهِمْ ۚ kablihim kendilerinden önce kök: قبل
  10. قُلْ kul de ki kök: قول
  11. فَٱنتَظِرُوٓا۟ fenteziru bekleyin bakalım kök: نظر
  12. إِنِّى inni şüphesiz ben de
  13. مَعَكُم meakum sizinle birlikte
  14. مِّنَ mine
  15. ٱلْمُنتَظِرِينَ l-muntezirine bekleyenlerdenim kök: نظر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmiştir. İnkar edenlere de bu…

  • Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar, kendilerinden önce geçmiş toplumların (felaket) günlerinin benzerlerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: "Bekleyin! Şüphesiz ki ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."

Mustafa İslamoğlu

Şu durumda, kendilerinden önce gelip geçmiş kimselerin yaşadığı (felaket) günlerin benzerini mi gözlüyorlar? De ki: "O halde gözleyin; şunu iyi bilin ki ben de sizinle birlikte gözleyenlerdenim!"

Muhammed Esed

O halde, kendilerinden önce gelip geçen (inkarcıların yaşadığı felaket) günlerinden başka günler mi bekliyorlar? De ki: "Öyleyse, (olacak olanı) bekleyin bakalım; doğrusu ben de sizinle beraber bekleyeceğim!"

Ahmed Hulusi

Onlar kendilerinden önce geçmiştekilerin devirlerindeki (azap veren olayların) benzerini mi bekliyorlar? De ki: "O halde bekleyin. . . Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim. "

Ali Bulaç

Kendilerinden önce gelip geçmişlerin (başlarından geçen) günlerin bir benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: "Bekleyedurun. Şüphesiz ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."

Ali Özek ve heyeti

Onlar, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumların (acıklı) günlerinin benzerlerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: Haydi bekleyin! Şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.

Ali Rıza Safa

Kendilerinden önce geçmiş olanların günlerinin tıpkısından başkasını mı bekliyorlar? De ki: "Artık, bekleyin! Aslında, sizinle birlikte ben de bekliyorum!"

Bayraktar Bayraklı

"Onlar, sadece kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen günler gibisini bekliyorlar, öyle mi?" De ki: "O halde bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."

Edip Yüksel

Kendilerinden öncekilerin yaşadığı günlerin bir benzerini mi bekliyorlar? De ki: "Bekleyin, ben de sizinle birlikte beklemekteyim."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerinden öncekilerin yaşadığı günlerin bir benzerini mi bekliyorlar? De ki, 'Bekleyin, ben de sizinle birlikte beklemekteyim.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onun için, onlar ancak kendilerinden öncekilerin günleri gibi bir gün mü gözlüyorlar? De ki: "Gözleyin ben de sizinle beraber gözleyenlerdenim!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için onlar sırf kendilerinden evvel geçenlerin günleri gibi bir gün gözlerler, de ki: gözleyin ben de sizinle beraber gözliyenlerdenim

Erhan Aktaş

Kendilerinden öncekilerin başından geçen felaketlerin bir benzerini mi bekliyorlar? De ki: "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekliyorum."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerinden öncekilerin başından geçen felaketlerin bir benzerini mi bekliyorlar? De ki: "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekliyorum."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerinden öncekilerin başından geçen felaketlerin bir benzerini mi bekliyorlar? De ki: "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekliyorum."

Gültekin Onan

Kendilerinden önce gelip geçmişlerin (başlarından geçen) günlerin bir benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: "Bekleyedurun. Şüphesiz ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."

Hasan Basri Çantay

Onlar, kendilerinden evvel (gelib) geçmiş (kavm) lerin (o acıklı) günleri gibi (bir gün) den başkasını mı bekliyorlar?. De ki: "Haydi (o günü) bekleyin. Şübhesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."

İbni Kesir

Kendilerinden önce geçenlerin başlarına gelen günler gibisinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim.

Mehmet Alagaş

(94-109) Sana indirdiğimizde şüpheye düştün ise, senden önc e kitap okuyanlara sor. Kesin olan şu ki, s ana Rabbinden gerçek gelmiştir / hak gelmiştir , sakın tereddüt edenlerden olma , sakın Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan olma , ki hasara uğrayanlardan olursun. Muhakkak ki Rabbinin kelimeleri / ifade ettikleri onlar üzerinde gerçekleşti, şayet onlara, tüm ayetler gelse dahi, ta ki acıklı azabı görünceye kadar inanmazlar. Bir memleket vardı iman etseydiler ve imanları onlara fayda verseydi, yunus kavmi hariç tir, vaktaki imanlarından dolayı onlardaki / yunus kavminde ki onursuzluk azabını dünya hayatında kaldırdık ve belli vakte kadar onları geçindirdik / metalandırdık. Oysa Rabbin istese arzda kim varsa herkes iman ederdi, sen mi insanları mümin oluncaya kadar zorlayacaksın? Allah'ın izni hariç hiçbir kimse iman edemez, akletmeyenlerin üzerinde pislik yapar. Bakınız de! Semalarda ve Arzda ne var? Ayetler ve uyarmalar iman etmeyen kavime bir zenginlik / yarar / fayda sağlamaz, onlardan öncekilerin yaşadıklarının benzeri günlerin başlarına gelmesini mi bekliyorlar, bekleyin de bende sizlerle beraber bekleyenlerdenim. Ardından elçilerimizi kurtarırız aynı şekilde iman edenleri de müminleri kurtarmak üzerimizde bir haktır. De ki Ey insanlar eğer dinimden şüphelendiyseniz ben asla Allah dışında taptıklarınıza tapmam velakin beni vefat ettirecek olan Allaha ibadet ederim. İman edenlerden olmam bana emredildi. Yüzünü hanif dine doğru ortaya çıkar / çevir, ortak koşanlardan olma. Allahtan başkasına, sana yararı ve zararı olmayana, çağrıda bulunma, eğer ki bunu yaparsan o zaman sen de kesinlikle zalimlerden olursun. Allah’tan bir zarar sana dokunursa, O’ndan başka onu kaldıracak / giderecek yoktur, eğer ki sana bir hayır murat ettiyse onun hazinesini reddedecek te yoktur , Onu kullarından istediğine isabet ettirir / nasip eder, O, bağışlayandır, esirgeyendir. Deki ey insanlar! size Rabbinizden gerçek geldi / hak geldi, kim yola girerse kendisi için yola girmiştir, Kim de saparsa kendi aleyhine sapmıştır, ben sizin üzerinize vekil değilim. Allah hüküm verinceye kadar sana vahyedilene uy ve sabret, O hakimlerin en hayırlısıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerinden önce gelip geçmişlerin (başlarından geçen azap) günlerinin bir benzerini mi bekliyorlar? (Öyle mi?) Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim, de!

Süleyman Ateş

Onlar sadece kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen günler gibisini bekliyorlar öyle mi? De ki: "O halde bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerinden önce gelip geçenlerin gördükleri günlerin benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki "Bekleyin bakalım, bende sizinle birlikte bekliyorum."

Şaban Britch

Kendilerinden önce gelip geçmişlerin (başlarından geçen azap) günlerinin bir benzerini mi bekliyorlar? (Öyle mi) Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim, de!

Şaban Piriş

Kendilerinden önce geçenlerin başlarına gelen olaylardan başka bir şey mi bekliyorlar? (Öyle mi) -Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim, de!

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar, sırf kendilerinden önce gelip geçenlerin günleri gibisini bekliyorlar. De ki: "Bekleyin! Sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do they expect but the burdensome and troublesome days, the like of those eventful days exhaustive to the minds of their predecessors! Say to them: " You just await the justice prepared above in heaven's realm. I will await it also."

Abdul Haleem

What are they waiting for but the punishment that came to those before them? Say, ‘Wait then, I am waiting too.’

Abdullah Yusuf Ali

Do they then expect (any thing) but (what happened in) the days of the men who passed away before them? Say: "Wait ye then: for I, too, will wait with you."

Abul A'la Maududi

What are they waiting for except to witness the repetition of the days of calamity that their predecessors witnessed? Tell them: 'Wait; I too am waiting with you.

Aisha Bewley

What are they waiting for but the same fate as those who passed away before them? Say: ‘Wait, I will be among the people waiting with you. ’

Al-Hilali & Khan

Then do they wait for (anything) save for (a destruction) like that of the days of the men who passed away before them? Say: "Wait then, I am (too) with you among those who wait."

Ali Quli Qarai

Do they await anything except the like of the days of those who passed away before them? Say, ‘Then wait! I too am waiting along with you. ’

Amatul Rahman Omar

They only wait for the like of the calamities (to be repeated) as were suffered by those who passed away before them. Say, `Wait then (and) I am with you among those who wait.'

Arthur John Arberry

So do they watch and wait for aught but the like of the days of those who passed away before them? Say: 'Then watch and wait; I shall be with you watching and waiting. '

Bijan Moeinian

What are the disbelievers waiting for (to believe?) Are they waiting for the evil days experienced by the previous generations [of the evil-doers?] Say to them: "Wait, I am waiting too [ and let us see who will have the last laugh. ]"

E. Henry Palmer

Do they await aught but the like of the days of those who passed away before them?' Say, 'Wait ye then! verily, I am with you one of those who wait. '

Edip-Layth

Are they waiting for the days like those who passed away before them? Say, "Wait, for I am with you waiting."

George Sale

Do they therefore expect any other than some terrible judgment, like unto the judgments which have fallen on those who have gone before them? Say, wait ye the issue; and I also will wait with you:

Hamid S. Aziz

Say, "Behold what is in the heavens and in the earth! But Signs and Warners avail not a people who do not believe. "

Mahmoud Ghali

So do they wait for (anything) except the like of the days of the ones who passed even before them? Say, "Then wait; surely I will be with you waiting!" (Literally: of the ones (who are) waiting)

Marmaduke Pickthall

What expect they save the like of the days of those who passed away before them? Say: Expect then! I am with you among the expectant.

Mohamed Ahmed - Samira

Can they expect anything but what the people before them had known? Say: "Then wait. I am waiting with you."

Muhammad Asad

Can such, then, expect anything else [to befall them] but the like of the days of [calamity which befell] those [deniers of the truth] who passed away before them? Say: "Wait, then, [for what will happen) verily, I shall wait with you!"

Mustafa Khattab

Are they waiting for ˹anything˺ except the same torments that befell those before them? Say, "Keep waiting then! I too am waiting with you."

Progressive Muslims

Are they waiting for the days like those who passed away before them Say: "Wait, for I am with you waiting. "

Rashad Khalifa

Can they expect other than the fate of their counterparts in the past? Say, "Just wait, and, along with you, I am also waiting."

Sahih International

So do they wait except for like [what occurred in] the days of those who passed on before them? Say, "Then wait; indeed, I am with you among those who wait. "

Sam Gerrans

Do they await save the like of the days of those who passed away before them? Say thou: “Then wait — I am with you waiting.”

Shabbir Ahmed

Can they expect other than the days of calamity that befell those who passed away before them? Say, "Wait then! I shall wait with you. "

Syed Vickar Ahamed

Then do they expect (anything) different from (what happened in) the days of men who passed away before them? Say: "Then you wait: Because I, also, will wait with you among those who wait. "

Taqi Usmani

So, are they waiting for nothing short of something like the days of those who have passed before them? Say, "So wait. I am with you, among those who are waiting."

The Monotheist Group

Are they waiting for the days like those who have passed away before them? Say: "Wait, for I am with you waiting."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 102. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 102. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 102. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩