Tevbe suresi

Tevbe suresi, 122. ayet

Tevbe suresi, 122. ayet. وَمَا كَانَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لِيَنفِرُوا۟ كَآفَّةً فَلَوْلَا نَفَرَ مِن كُلِّ فِرْقَةٍ مِّنْهُمْ طَآئِفَةٌ لِّيَتَفَقَّهُوا۟ فِى ٱلدِّينِ وَلِيُنذِرُوا۟ قَوْمَهُمْ إِذَا رَجَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ

vemâ kâne-lmü'minûne liyenfirû kâffeh. felevlâ nefera min külli firḳatim minhüm ṭâifetül liyetefeḳḳahû fi-ddîni veliyünẕirû ḳavmehüm iẕâ race`û ileyhim le`allehüm yaḥẕerûn.

Diyanet İşleri

(Ne var ki) mü'minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 119–125 · surenin 122. ayeti / 129

Konu Sadıklarla beraber olun; her sureye verilen tepkiler ve kapanış Tevbe 119–129 3

  1. Tevbe 119

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.

  2. Tevbe 120

    Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kafirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez.

  3. Tevbe 121

    Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar), Allah'ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın.

  4. 122

    (Ne var ki) mü'minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.

  5. Tevbe 123

    Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.

  6. Tevbe 124

    Herhangi bir sure indirildiğinde, içlerinden, (alaylı bir şekilde) "Bu hanginizin imanını artırdı?" diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sure onların imanını artırmıştır. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler.

  7. Tevbe 125

    Kalplerinde hastalık olanların ise, pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kafir olarak ölüp gitmişlerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

122. Yüce Allah mü’min kullarına hitaben, yapmaları gerekenlere dikkatlerini çekerek şöyle buyurmaktadır: “Mü’minlerin” düşmanları ile savaşmak üzere “toptan” hep birlikte “savaşa çıkmaları da olacak şey değildir.” Çünkü o takdirde zorlukla karşılaşırlar ve başka pek çok maslahatları da elden kaçırırlar. “(Aksine) onların her kesiminden” farklı beldelerden, kabilelerden ve boylardan yeterli olacak ve maksadı gerçekleştirecek kadar “bir topluluk savaşa çıkmalıydı!” eğer böyle yapsalardı daha uygun olurdu.

Daha sonra Yüce Allah, aralarından bazılarının cihada çıkmayıp geride kalmalarının, birtakım maslahatları içerdiğine ve eğer onlar da savaşa çıkarlarsa bu maslahatları elden kaçıracaklarına dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: “Bu,” geride kalanların “dinde fıkıh sahibi olmaları” şer’î ilimleri öğrenmeleri, anlamlarını kavramaları, sırlarını derinliğine bilmeleri ve bunları başkalarına da öğretmeleri “ve (savaşa çıkan) kavimleri kendilerine döndüğü zaman onları uyarmaları içindir.”

Bu âyet-i kerimede ilmin, özellikle de dinde fıkıh (derinlemesine bilgi) sahibi olmanın faziletine ve bunun en mühim işler arasında yer aldığına delil vardır. Aynı şekilde herhangi bir ilmi öğrenen bir kimsenin, kullar arasında bunu yaymak ve yaygınlaştırmakla görevli olduğuna ve bu hususta onlara samimiyetle öğüt vermekle yükümlü olduğuna da delil vardır. Çünkü ilim adamının ilmi yayması, onun bereketindendir ve ecir ve mükâfatının sürekli artmasına vesiledir. Alimin ilmi yalnızca kendisine hasrederek hikmetle ve güzel sözle Allah yoluna davet etmeyip cahillere bilmediklerini öğretmeyi terk etmesi halinde bu alimden müslümanlara gelecek fayda ne olabilir ki? Böyle birisinin ilminden nasıl bir sonuç elde edilebilir? Nihâyet bu kişi ölecek ve onunla beraber ilmi ve bu ilminin semeresi de ölüp gidecektir. Bu ise Yüce Allah’ın kendisine ilim verip kavrayış bağışladığı bir kimsenin başına gelebilecek mahrumiyetin en ileri derecesidir.

Yine bu âyet-i kerimede oldukça önemli bir hususa dair bir delil, bir yönlendirme ve ince bir üslûpla bir dikkat çekme söz konusudur ki o da şudur: Müslümanların, kamu maslahatlarından her bir maslahatı yerine getirecek kimseleri belirlemeleri ve bu kimselerin de bu alana zamanını ayırarak bütün gayretleri ile bu uğurda çalışmaları, ondan başka hiçbir şeyle de uğraşmamaları gerekir. Böylelikle onların menfaatine olan işler yerine gelir ve faydaları tamama erer. Hepsinin hedefi ve nihaî maksadı tek olur. O da din ve dünyalarının menfaatine olan şeylerin ayakta tutulmasıdır. Yollar ayrılsa, meşrepler çoğalsa bile yapılan işler birbirinden farklı olmakla birlikte, maksat bir olur. İşte bu da bütün hususlarda faydalı olan genel hikmetlerden biridir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer düşmanları galip gelirse Müminlerin yok olmamaları için hepsinin birden topluca savaşa çıkmaları uygun değildir. Müminlerden bir grup cihat için çıksın bir grup da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e refakat etmek ve O'ndan işittikleri Kur'an ve şeri hükümlerde derin bilgiye kavuşmak için geride kalsınlar. Böylece kavimleri kendilerine döndüklerinde öğrenmiş olduklarıyla onları uyarsınlar. Bunu da Allah'ın azabından ve cezalandırmasından sakınmak için yapsınlar ve Yüce Allah'ın emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınsınlar. İşte Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nahiyelere göndermiş olduğu seriyyelerdeki durum böyle idi. Onlardan seriyye için bir topluluk seçer ve onları çeşitli bölgelere gönderirdi.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve değillerdi
  2. كَانَ kane kök: كون
  3. ٱلْمُؤْمِنُونَ l-mu'minune inananlar kök: امن
  4. لِيَنفِرُوا۟ liyenfiru sefere çıkacak kök: نفر
  5. كَآفَّةًۭ ۚ kaffeten hepsi toptan kök: كفف
  6. فَلَوْلَا felevla gerekmez mi?
  7. نَفَرَ nefera geri kalmaları kök: نفر
  8. مِن min
  9. كُلِّ kulli her kök: كلل
  10. فِرْقَةٍۢ firkatin kabileden kök: فرق
  11. مِّنْهُمْ minhum içlerinden
  12. طَآئِفَةٌۭ taifetun bir cemaatin kök: طوف
  13. لِّيَتَفَقَّهُوا۟ liyetefekkahu iyice öğrenmek için kök: فقه
  14. فِى fi
  15. ٱلدِّينِ d-dini dini kök: دين
  16. وَلِيُنذِرُوا۟ veliyunziru ve uyarmaları için kök: نذر
  17. قَوْمَهُمْ kavmehum kavimlerine kök: قوم
  18. إِذَا iza zaman
  19. رَجَعُوٓا۟ raceu dönüp geldikleri kök: رجع
  20. إِلَيْهِمْ ileyhim onlara
  21. لَعَلَّهُمْ leallehum belki
  22. يَحْذَرُونَ yehzerune sakınırlar diye kök: حذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كفف (15 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu,…

  • Aynı kök: كفف (15 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.

  • Aynı kök: طوف (41 geçiş) · Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da,…

  • Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah'a…

  • Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması…

  • Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: حذر (21 geçiş)

    Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.

  • Aynı kök: طوف (41 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini(nin koymuş olduğu hükmü…

  • Aynı kök: طوف (41 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i (Kabe'yi) tavaf etsinler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Müminlerin hepsinin toptan çıkmaları (çıkıp gelmeleri) doğru değildir. Her birinden (her toplumdan) bir grup dinde derin anlayış sahibi olmak ve sakınırlar ümidiyle kendilerine döndüklerinde toplumlarını uyarmak için nefer olmalıdır (yola çıkmalıdır). dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet topluca savaşa gidip gitmemeyle ilgili değil de dini öğrenmek için çeşitli topluluklar içinden sadece belirli bir grubun gelmesi, sonra da kavimlerine dönüp gitmeleri ve onları kötülüklerden sakındırmalarıyla ilgili olarak okunmalıdır. Buna karşılık bu ayet şöyle de yorumlanmıştır: Burada konu müslümanların topluca savaşa gitmeleri ve Hz. Muhammed'i Medine'de yalnız bırakmamalarıyla ilişkili görülmüş ve hepsinin savaşa katılmasının gerekmediğine, o esnada indirilen ayetlerin de öğrenilmesi için belli bir grubun geride kalması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bu yorum bir sonraki ayetle ilişkilendirilerek yapılmaktadır (Semerkandî, [Bahru'l-‘Ulûm], II, 100; Taberî, [Câmi‘u'l-beyân], XI, 67-69).

Mustafa İslamoğlu

Fakat, (yeni) mü'minlerin (dini öğrenmek için) cumhur cemaat yola koyulmaları doğru olmaz; onlar arasından her gruptan birileri (Medine'ye doğru) yola çıkmalı, dinde derin bir anlayış ve ilim elde etmek için (orada) çaba harcamalı ve kendi toplumları arasına geri döndükleri zaman da, onları uyarmalı değil mi; belki de böylece (ileride doğacak) birtakım mahzurlar (önceden) engellenmiş olur.

Muhammed Esed

Bütün bunlarla birlikte, (savaş zamanı) müminlerin hepsinin toptan yola çıkması doğru olmaz; onların arasında her gruptan bazılarının seferden geri kalmaları, (bunun yerine) Din hakkında derin ve sağlam bir bilgi elde etmek yolunda çaba göstermeleri ve (böylece) seferden dönen kardeşlerini aydınlatmaya çalışmaları daha yerinde olacaktır; böylece belki, onlar (da) kötülüğe karşı kendilerini (daha iyi) korumuş olacaklardır.

Ahmed Hulusi

İman edenlerin hepsinin birden sefere çıkmaları yerinde olmaz! Onlardan her bir topluluktan bir grubun, arkalarında kalması; Din'i iyice anlamaya çalışması gerekir. Onlar seferden geri döndüklerinde, belki sakınırlar diye, kavimlerini uyarmaları için!

Ali Bulaç

Mü'minlerin tümünün öne fırlayıp çıkmaları gerekmez. Öyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup, çıktığında (bir grup da), dinde derin bir kavrayış edinmek (tafakkuhta bulunmak) ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarmak için (geride kalabilir). Umulur ki onlar da kaçınıp sakınırlar.

Ali Özek ve heyeti

Müminlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir grup dinde (dini ilimlerde) geniş bilgi elde etmek ve kavimleri (savaştan) döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar.

Ali Rıza Safa

İnananların tümünün çıkması gerekmez. Her kesimden bir küme, toplumu geri döndüğünde onları uyarmak için, dini iyice öğrenmelidir. Böylece, belki korunurlar.

Bayraktar Bayraklı

İnananların hepsinin birden savaşa çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir grubun, dinde derin bilgiler edinmek ve sefere çıkan topluluk geri döndüğünde korunmaları ümidiyle onları uyarmak için, arkada kalmaları gerekmez mi?

Edip Yüksel

İman edenlerin, topluca yola çıkmaları doğru olmaz. Her gruptan sadece bir kaç kişi, dini anlayıp öğrenmek için harekete geçmeli. Nitekim böylece, halklarına geri döndüklerinde, halklarının uyanık bulunması için onları uyarabilsinler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

(Mekke'de kalan) İnananların, topluca (Medine'ye hicret eden peygamberi ziyaret için) yola çıkmaları doğru olmaz. Her gruptan sadece bir kaç kişi, dini anlayıp öğrenmek için harekete geçmeli. Nitekim böylece, halklarına geri döndüklerinde, halklarının uyanık bulunması için onları uyarabilsinler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber müminlerin hepsi birden toplanıp seferber olacak değillerdir. Fakat her kabileden bir grup toplansa da dinde derinleşseler ve döndüklerinde toplumlarını uyarsalar, ola ki aykırı davranışta bulunmaktan kaçınırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber mü'minlerin kaffesi birden toplanıp seferber olacak değillerdir, fakat her fırkadan bir taife toplansa da dinde fıkıh tahsıl etseler, ve döndükleri zaman kavmlerini inzar eyleseler, gerek ki sakınırlar

Erhan Aktaş

Mü'minlerin toptan seferber olmaları uygun değildir. Dinde bilgi dipnot 1 edinmek için her grubun içinden birtakım kimseler gitmeli ve döndüklerinde halklarını bilgilendirmelidirler. Umulur ki onlar sakınırlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayete: "Dini iyi bilenler(alimler), savaşa gitmesinler ki, savaşa gidenler, döndüklerinde onlara dini anlatsınlar." şeklinde verilen anlamlar doğru değildir. Çünkü ayette savaştan söz edilmemektedir. Nebi'den ve Mü'minlerden dini öğrenmek için Mekke'den Medine'ye gidenlere: "Dininizi öğrenmek amacıyla hep birlikte gitmeyin, her gruptan birkaç kişi gitsin." denmektedir. Zira yol boyunca düşmanın saldırı yapması riski vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mü'minlerin toptan seferber olmaları uygun değildir. Dinde bilgi edinmek için her grubun içinden bir takım kimseler gitmeli ve döndüklerinde halklarını bilgilendirmelidirler. Umulur ki onlar sakınırlar. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayete: "Dini iyi bilenler(alimler), savaşa gitmesinler ki, savaşa gidenler, döndüklerinde onlara dini anlatsınlar." şeklinde verilen anlamlar yanlıştır. Ayette, savaştan söz edilmemektedir. Nebiden ve Mü'minlerden dini öğrenmek için Mekke'den Medine'ye gidenlere: "Dininizi öğrenmek amacıyla hep birlikte gitmeyin, her gruptan birkaç kişi gitsin." denmektedir. Zira yol boyunca düşmanın saldırı yapması riski vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mü'minlerin toptan sefere çıkmaları uygun değildir. Her gruptan birkaç kişi dinde bilgi sahibi olmaya çalışmalı ve kavimlerine döndüklerinde onları uyarmalıdırlar. Umulur ki onlar sakınırlar. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayete: "Dini iyi bilenler(alimler), savaşa gitmesinler ki, savaşa gidenler, döndüklerinde onlara dini anlatsınlar." şeklinde verilen anlamlar yanlıştır. Ayette, savaştan söz edilmemektedir. Nebiden ve mü'minlerden dini öğrenmek için Mekke'den Medine'ye gidenlere: "Dininizi öğrenmek amacıyla hep birlikte gitmeyin, her gruptan birkaç kişi gitsin." denmektedir. Zira yol boyunca düşmanın saldırı yapması riski vardır.

Gültekin Onan

İnançlıların tümünün öne fırlayıp çıkmaları gerekmez. Öyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup, çıktığında (bir grup da), dinde kavrayış (tefekkahu) (edinmek) ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarmak için (geride kalabilir). Umulur ki onlar da kaçınıp sakınırlar.

Hasan Basri Çantay

(Bununla beraber) mü'minlerin hepsinin (topyekun) savaşa çıkmaları layık değildir. O halde (onların her sınıfından yalınız birer zümre savaşa gitmeli), kimi de — din ve şeriat ilimlerini iyice öğrenmeleri ve kavmleri (savaşdan) dönüp kendilerine geldikleri zaman onları Allah azabıyle korkutmaları için — (gitmeyip kalmalıdırlar). Olur ki (bu suretle mü'minler aykırı hareketlerden) kaçınırlar.

İbni Kesir

Mü'minlerin hepsi de seferber olacak değildirler. Her topluluktan bir taifenin dinini iyi öğrenmek ve kendisine döndüklerinde kavmini uyarmak üzere geri kalmaları gerekmez mi? Olur ki kaçınırlar. 9

Mehmet Alagaş

(122) Müminler için toptan seferber olmaları olacak şey değildir, Onların her bir bölümünden bir grubun din konusunda anlamaları / fıkhetmeleri ve geri döndükleri vakit, topluluklarını uyarmaları için nefer olması beklenir. Böylelikle belki hazırlık ederler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Müminlerin toptan savaşa çıkmaları uygun değildir. Ama her topluluktan bir grup çıksın. Ta ki dinde derin bilgiye kavuşma ve kavimleri geri döndüklerinde onları uyarmak için (geride bir topluluk kalsın). Umulur ki sakınırlar.

Süleyman Ateş

İnsanların hepsi toptan sefere çıkacak değillerdi. Ama her kabileden bir cemaatin dini iyice öğrenmeleri ve dönüp kavimlerine geldiklerinde, sakınmaları umuduyla onları uyarmaları için sefere çıkmaları gerekmez miydi?

Süleymaniye Vakfı

Şu da var ki müminlerin tamamının savaşa çıkması gerekmez. Keşke (Allah'ın savaş emrini uygulamalı olarak görüp) dini kavramak dipnot 1 ve geri döndüklerinde toplumlarını uyarmak için, her kesimden bir grup savaşa çıksa! Hem böylece toplumları da tedbirli ve dikkatli olur dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaş meydanında dini kavramanın ne anlama geldiğine dair Kur'an'da örnekler vardır. Savaşa dair ilahi emirleri ihlal etmek suretiyle hayati bir hata yapmalarına rağmen Allah'ın vaadi sebebiyle Müslümanlar Bedir savaşını kazandılar. Savaşa katılanlar, bu vaadin yerine gelmesi için Allah'ın her türlü yardımını müşahede etmişlerdi. Bu tecrübe, savaşa bizzat gidilmediği sürece asla elde edilemeyecek bir kazanımdır. Benzer tecrübeyi Uhud savaşına katılanlar da yaşamışlardır. Bedir savaşında Allah'ın yardımı ile büyük bir felaketin kıyısından dönülmesine rağmen Uhud'da da aynı hata tekrar edilmiş ve savaş meydanında süreç Müslümanlar lehine iken aniden tersine dönmüştü. Düşman karşısında tek başına kalan Muhammed aleyhisselamın ilahi emirleri hatırlatması ve gereğinin yapılması üzerine savaş meydanında kısmen toparlanma sağlanmıştı (Al-i İmran 3/152-153). Böylelikle Müslümanlar, Allah'ın yardımının hangi şartlarda geleceğini tecrübe etmiş oldular. Bir başka örnek Huneyn savaşıdır. Hem Mekke'nin fethi hem de sayısal çoğunluğun verdiği güven duygusunun sebep olduğu gevşeklikten dolayı Huneyn savaşında, yeryüzü Müslümanlara dar gelmiş ve dağılıp kaçmaya başlamışlardı. Durumlarını düzeltmelerinin ardından Allah'ın yardımı gelmiş ve zafer kazanılmıştı (Tevbe 9/25-26). Doğal olarak bu savaşa katılanlar da savaş hükümlerini bizzat tecrübe etmiş ve muhtemelen döndüklerinde tecrübelerini savaşa katılmayanlara aktaracak duruma gelmişlerdi.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayetin ilk kısmında müminlerin tamamının savaşa çıkmalarının gerekmediği bildirilmektedir. Gerçekten de istisnai durumlar hariç bir topluluğun tamamının savaşa çıkması beklenmez. Savaşanların da istisnai durumlar hariç (Enfal 8/5-16) topyekün savaşmaları emredilir (Tevbe 9/36). Bu sebeple ayetin ikinci kısmının savaştan muaf olanlarla ilgisi olamaz. Tam tersine savaşmak zorunda kalmış bir topluluğun içindeki çeşitli kesimlerden bir kısım kişilerin orduya katılıp savaşa çıkmalarının iyi olacağına dair teşvik vardır. Bu teşvikin üç gerekçesi bulunmaktadır: 1. Dini kavramanın /tefakkuhun (bkz. Bir önceki dipnot) gerçekleşmesi, 2. Kavimlerine uyarılarda bulunmaları, 3. Kavmin yanlışa düşmekten korunması. İlk gerekçe orduya katılması teşvik edilenlerle ilgilidir. Bu kişiler Allah'ın başta savaşa dair pek çok hükmünün anlam, önem ve hikmetini tecrübe ederek öğreneceklerdir. Bunlar oturduğu yerden elde edilemeyecek kazanımlardır. İkinci gerekçe, bu kazanımların savaşa çıkmayıp geride kalmış toplulukla paylaşılmasıdır. Bir kesimin kazanımı tüm toplumun birikimi olacak, savaş meydanında zafer de elde edilse hezimet de yaşansa elde paha biçilemez bir kazanım kalacaktır. Üçüncü gerekçe, elde edilen bu kazanım sayesinde muhtemel hataların önlenmiş olmasıdır. Tüm bu gerekçelerden hareketle, bu teşvikin yani her kesimden bazılarının savaşa iştirak etmesinin ihmal edilmesi durumunda kaçırılacak fırsatlar sebebiyle bu ayetteki teşvik kınamayı da içermektedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müminlerin tamamının savaşa çıkması gerekmez. Her kesimden bir takımı (Allah'ın savaşa çıkma emrini uygulamanın kişiye kazandırdıklarını görüp) dini kavramak ve geri döndüklerinde toplumlarını uyarmak için savaşa çıksa iyi olmaz mı? Böylece yanlışlardan sakınabilirler.

Şaban Britch

Müminlerin toptan savaşa çıkmaları uygun değildir. Ama her topluluktan bir grup çıksın. Ta ki dinde derin bilgiye kavuşma ve kavimleri geri döndüklerinde onları uyarmak için (geri de bir topluluk kalsın). Umulur ki sakınırlar.

Şaban Piriş

Müminlerin toptan savaşa çıkmaları gerekmez. Her topluluktan bir grubun dinde derinleşmek ve kavimleri geri döndüklerinde onları uyarmak ve sakındırmak için savaşa gitmeleri gerekmez mi? Umulur ki sakınırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

İnananların hepsinin birden savaşa çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir grubun dinde derin bilgiler edinmek ve sefere çıkan topluluk geri döndüğünde, korunmaları ümidiyle onları uyarmak için arkada kalmaları gerekmez mi?

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nor should those who conformed to Islam go forth all at once to the Messenger, but only a group from each community should go to learn from him practical divinity and jurisprudence and convey back such divine knowledge to their people and caution them against provoking Allah's indignation that they may heed.

Abdul Haleem

Yet it is not right for all the believers to go out [to battle] together: out of each community, a group should go out to gain understanding of the religion, so that they can teach their people when they return and so that they can guard themselves against evil.

Abdullah Yusuf Ali

Nor should the Believers all go forth together: if a contingent from every expedition remained behind, they could devote themselves to studies in religion, and admonish the people when they return to them,- that thus they (may learn) to guard themselves (against evil).

Abul A'la Maududi

[9:122] It was not necessary for the believers to go forth all together (to receive religious instruction), but why did not a party of them go forth that they may grow in religious understanding, and that they may warn their people when they return to them, so that they may avoid (erroneous attitudes)?

Aisha Bewley

It is not necessary for the muminun to go out all together. If a party from each group of them were to go out so they could increase their knowledge of the deen they would be able to notify their people when they returned to them so that hopefully they would take warning!

Al-Hilali & Khan

And it is not (proper) for the believers to go out to fight (Jihâd ) all together. Of every troop of them, a party only should go forth, that they (who are left behind) may get instructions in (Islâmic) religion, and that they may warn their people when they return to them, so that they may beware (of evil).

Ali Quli Qarai

Yet it is not for the faithful to go forth en masse. But why should not there go forth a group from each of their sections to become learned in religion, and to warn their people when they return to them, so that they may beware?

Amatul Rahman Omar

It is not possible for the believers to go forth (from their homes learning for religious learning) all together. Then, why should not a party from every section of them go forth, that they may (learn and) become well-versed in religion, and may warn their people when they return (home) to them, so that they too may guard against (unislamic ways of life).

Arthur John Arberry

It is not for the believers to go forth totally; but why should not a party of every section of them go forth, to become learned in religion, and to warn their people when they return to them, that haply they may beware?

Bijan Moeinian

It was not required that all the believers should leave to the front. It would have been nice if, those who stayed behind, devote their time to learn more about Islam so that when their fellow tribesmen would return, share their findings with them and avoid sinful acts.

E. Henry Palmer

The believers should not march forth altogether; and if a troop of every division of them march not forth, it is only that they may study their religion and warn their people when they return to them, that haply they may beware.

Edip-Layth

It is not advisable for those who acknowledge to march out in their entirety. For every battalion that marches out, let a group remain to study the system, and warn their people when they return to them, perhaps they will be cautious.

George Sale

The believers are not obliged to go forth to war all together; If a part of every band of them go not forth, it is that they may diligently instruct themselves in their religion; and may admonish their people, when they return unto them, that they may take heed to themselves.

Hamid S. Aziz

The believers should not march forth altogether. If a section from every troop remain behind, then they could devote themselves to gaining sound knowledge of their religion and teach their people when they return to them, that per chance (or possibly) they may beware of evil.

Mahmoud Ghali

And in no way should the believers march out, as a whole; so, had only a section of every grouping marched out, (another section would have stayed) to comprehend for themselves in the religion, (i. e., to study the religion) and to warn their people when they return to them, that possibly they would beware.

Marmaduke Pickthall

And the believers should not all go out to fight. Of every troop of them, a party only should go forth, that they (who are left behind) may gain sound knowledge in religion, and that they may warn their folk when they return to them, so that they may beware.

Mohamed Ahmed - Samira

It is not possible for all believers to go out (to fight). So a part of each section (of the population) should go (to fight) in order that the others may acquire understanding of law and divinity, and warn their companions on return so that they may take heed for themselves.

Muhammad Asad

With all this, it is not desirable that all of the believers take the field [in time of war]. From within every group in their midst, some shall refrain from going forth to war, and shall devote themselves [instead] to acquiring a deeper knowledge of the Faith. and [thus be able to] teach their home-coming brethren, so that these [too] might guard themselves against evil.

Mustafa Khattab

˹However,˺ it is not necessary for the believers to march forth all at once. Only a party from each group should march forth, leaving the rest to gain religious knowledge then enlighten their people when they return to them, so that they ˹too˺ may beware ˹of evil˺.

Progressive Muslims

And it is not advisable for the believers to march out in their entirety. For every battalion that marches out, let a group remain to study the system, and warn their people when they return to them, perhaps they will be aware.

Rashad Khalifa

When the believers mobilize, not all of them shall do so. A few from each group shall mobilize by devoting their time to studying the religion. Thus, they can pass the knowledge on to their people when they return, that they may remain religiously informed.

Sahih International

And it is not for the believers to go forth [to battle] all at once. For there should separate from every division of them a group [remaining] to obtain understanding in the religion and warn their people when they return to them that they might be cautious.

Sam Gerrans

And it is not for the believers to go forth all at once; and were it not that from every party among them there should go forth a number to gain knowledge in the doctrine, and to warn their people when they return to them, that they might beware[...].

Shabbir Ahmed

The believers shall not all go to an expedition. Of every group of believers, let some of them come forth to gain sound knowledge of DEEN (the Qur'anic System of life). Then they can pass the knowledge on to their people when they return, so that they may remain aware.

Syed Vickar Ahamed

And it is improper for (all) the believers to go away together (for Jihad). A (small) section from every expedition should remain behind, so they could devote themselves to studies in religion, and warn the people when they returned to them— That, thus they may guard themselves (against evil).

Taqi Usmani

It is not (necessary) for all the believers to go forth.’; So, why should it not be that a group from every section of them goes forth, so that they may acquire perfect understanding of the Faith, and so that they may warn their people when they return to them, so that they may take due care (of the rules of Sharī‘ah ).

The Monotheist Group

And it is not advisable for the believers to mobilize in their entirety. For every battalion that marches out, let a group remain to study the system, and warn their people when they return to them, perhaps they will be aware.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 122. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 122. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 122. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩