Diyanet İşleri
Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 112. ayet. ٱلتَّٰٓئِبُونَ ٱلْعَٰبِدُونَ ٱلْحَٰمِدُونَ ٱلسَّٰٓئِحُونَ ٱلرَّٰكِعُونَ ٱلسَّٰجِدُونَ ٱلْـَٔامِرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱلنَّاهُونَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱلْحَٰفِظُونَ لِحُدُودِ ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
ettâibûne-l`âbidûne-lḥâmidûne-ssâiḥûne-rrâki`ûne-ssâcidûne-l'âmirûne bilma`rûfi vennâhûne `ani-lmünkeri velḥâfiżûne liḥudûdi-llâh. vebeşşiri-lmü'minîn.
Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Allah'ın mü'minlerden satın alması; tövbesi kabul edilen üç kişi Tevbe 111–118 3
Binasını takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak) ve O'nun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.
Kurmuş oldukları binaları, (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Şüphesiz Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kesin olarak va'detmiştir. Kimdir sözünü Allah'tan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.
Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah'a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de mü'minlere.
İbrahim'in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.
Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
112. Daha sonra Yüce Allah, sanki “Allah’tan kendilerine cennete girecekleri ve bu büyük lütuflara nail olacakları müjdesi verilen bu mü’minler kimlerdir?” diye bir soru sorulmuş gibi şöyle buyurmaktadır: “(Onlar) tevbe edenler” her zaman ve her kötülükten tevbe etmeyi sürdürenler; “ibadet edenler” Allah’a kulluk vasfına sahip olarak, farzları ve müstehabları her vakit edâ ederek Allah’a itaat üzere devam edenler -çünkü kul ancak böyle hakkıyla ibadet edenlerden olur- “hamd edenler” kolaylıkta, zorlukta, darlıkta, genişlikte, Allah’a hamd ederek O’nun, üzerlerindeki görünen ve görünmeyen nimetlerini itiraf eden, bunları söz konusu ederek Allah’ı gece ve gündüzün çeşili vakitlerinde anan ve O’ndan övgü ile söz edenler. “Sefer edenler”; ayette geçen (ve “sefer edenler” diye meal verilen) “ٱلسَّٰٓئِحُونَ ” kelimesi, oruç tutanlar şeklinde tefsir edilmiştir. Yine ilim talebi için sefer etmek diye açıklandığı gibi kalbin, sürekli olarak marifetullahta, muhabbetullahta ve O’na yönelmekte yol alması diye de açıklanmıştır. Doğru olan ise bu ifadenin hac, umre, cihad, ilim talep etmek, akrabalık bağlarını gözetmek vb. gibi Allah’a yakınlaştırıcı ibadetler uğrunda yolculuk yapmaktır.
“rükû’ edenler, secde edenler” rükû’ ve secdeyi içeren namazı çokça kılanlar; “iyiliği emredenler” bunun kapsamına bütün farz ve müstehablar girer, “kötülükten alıkoyanlar” bu da Allah ve Rasûlünün yasakladığı her şeyi içerir. “Allah’ın sınırlarını koruyanlardır.” Allah’ın, Peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını; emirlerin, yasakların ve ahkamın kapsamına giren ve girmeyen şeyleri öğrenmek suretiyle ve yapılması gerekenleri yapmak, terk edilmesi gerekenleri de terk etmek suretiyle bu sınırları muhafaza edenlerdir.
“O mü’minleri müjdele!” Yüce Allah, burada ne ile müjdeleneceklerini söz konusu etmemektedir ki bu, imanın gereği olan her türlü dünyevî, dinî ve uhrevî mükâfaatı kapsasın diyedir. Müjde, bütün mü’minleri kapsamına alır. Ancak müjdelenen şeyin miktarına ve niteliğine gelince bu, mü’minlerin haline, imanlarının kuvvetine ve zayıflığına, imanın gereğini yapmalarına göre değişiklik arz eder.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte bu karşılığı elde edecek olanlar; Allah'ın hoşlanmadığı ve gazaplandığı şeyleri terk edip O'nun sevip razı olduğuna dönen kimselerdir. Onlar; Allah'a karşı haşyet (korku) ve tevazu sahibi olan, Allah'a itaatte çok çabalayan, her hallerinde Rablerine hamt eden, oruç tutan, namaz kılan, Allah'ın veya resulünün emrettiklerini emreden, yasakladıklarını yasaklayan, Allah ve resulünün emirlerine ittiba üzerine hareket edip yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah'ın sınırlarını koruyan kimselerdir. -Ey Peygamber!- Bu sıfatlar ile vasıflanmış olan Müminlere dünyada ve ahirette kendilerini sevindirecek olan müjdeleri haber ver.
Aynı kök: حدد (25 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş)
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Aynı kök: سيح (3 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler…
Aynı kök: ركع (13 geçiş) · Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş)
Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…
Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Hamd
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek)…
Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Hamd
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte…
Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Hamd
Hani, Meryem oğlu İsa, "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bu alışverişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler (övenler), (Allah yolunda) seyahat edenler (oruç tutanlar), rükû ve secde edenler, iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleyen (sakındıran) ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. (İşte bu) müminleri müjdele!
(Bu), ne zaman bir günah işleseler hemen tüm varlığıyla O'na yönelenlerin, yalnız O'na kulluk edenlerin, övgülerin tamamını sadece O'na hasredenlerin, seyyah olup O'nun rızasının peşine düşenlerin, yalnızca O'nun önünde eğilip, sadece O'nun huzurunda yere kapananların, iyi ve doğru olanı önerip kötü ve yanlış olandan alıkoyanların ve Allah'ın koyduğu sınırları kesintisiz koruyanların (mutluluğudur). O halde, (bu evsaftaki) tüm mü'minleri müjdele.
(Bu, ne zaman bir günah işleseler, hemen) tevbe ve pişmanlık içinde Rablerine yönelen kimselerin (bahtiyarlığıdır); O'na (yürekten) kulluk edenlerin; O'nu (coşkuyla) övenlerin; ve (O'nun hoşnutluğunu) aramaya durmaksızın devam edenlerin; ve (O'nun önünde) eğilen, O'nun önünde hürmet ve tazimle yere kapananların; doğru ve güzel olanın yapılmasını önerip, eğri ve kötü olanın yapılmasına engel olanların; ve Allah'ın koyduğu sınırları gözetenlerin (bahtiyarlığı). Öyleyse, (ey Peygamber, Allah'ın bu vaadiyle) müjdele, bütün o müminleri.
Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rüku edenler (Azamet-i İlahiyye'yi müşahede edip eğilenler), secde edenler (mutlak kulluğunu itiraf edenler), olumlu olanı emredenler, olumsuzdan yasaklayanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları muhafaza edenler. . . Müjdele o iman edenleri!
Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele.
(Bu alışverişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!
Pişmanlık gösterenler, hizmet edenler, övenler, arayanlar, eğilenler, secde edenler, iyiliği öğütleyenler, kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını gözetenler; inananlara, sevinçli haberi ver.
Bu kazancı tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar elde edecektir. O müminleri müjdele!
Onlar: Tövbe eden, hizmet yapan, yücelterek öven, aktif, eğilen, secde eden, iyiliği savunan, kötülükten meneden ve ALLAH'ın yasalarını koruyan insanlardır. İman edenleri müjdele.
Onlar: Tevbe eden, kulluk yapan, hamdeden, aktif, eğilen, secde eden, iyiliği savunan, kötülükten meneden ve ALLAH'ın yasalarını koruyan insanlardır. İnananları müjdele.
O tevbe edenler, o ibadet edenler, o hamdedenler, o oruç tutanlar, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar, o iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırı koruyanlar... Müjdele o mü'minleri!
O tevbekarlar, o abidler, o hamidler, o oruç tutanlar, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, o ma'rufu emredib münkerden nehyeyleyenler ve Allahın hududunu muhafaza eyliyenler, müjdele hem o bütün mü'minleri
Tevbe edenler, kulluk edenler, hamd edenler, dipnot 1 seyahat edenler, dipnot 2 ruku edenler, dipnot 3 secde edenler, dipnot 4 mar'uf olanı yapıp, münker olana engel olanlar; dipnot 5 Allah'ın hudutlarını koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.
Tevbe edenler, kulluk edenler, hamd edenler dipnot 1 , seyahat edenler dipnot 2 , ruku edenler dipnot 3 , secde edenler dipnot 4 , mar'uf olanı yapıp, münker olana engel olanlar; dipnot 5 Allah'ın hudutlarını koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.
Tövbe edenler, kulluk edenler, hamd edenler dipnot 1 , seyahat edenler dipnot 2 , ruku edenler dipnot 3 , secde edenler dipnot 4 , iyi olanı önerip, kötülüğe engel olanlar; Allah'ın hudutlarını koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.
Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (islam uğrunda) seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği buyuranlar, münkerden sakındıranlar ve Tanrı'nın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) inançlıları müjdele.
Tevbe edenler, ibadet edenler, Hamd edenler, seyaahat edenler, rüku' edenler, secde edenler, (insanlara) iyiliği emredenler ve (onları) kötülükden vaz geçirmiye çalışanlar ve Allahın sınırlarını koruyanlar (yok mu? İşte onlar da cennet ehlidirler. Habibim) sen o mü'minlere dahi (cenneti) müjdele.
Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rüku' edenler, secde edenler, ma'rufu emredenler, münkeri nehyedenler, Allah'ın hududunu koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.
(111-117) Allah kesinlikle müminlerin kendilerini ve mallarını, cennetin onların olması karşılığında satın aldı, Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler, Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an da onlara verdiği gerçek bir sözüdür / vaadidir, sözünde Allah’tan başka vefalı kim olabilir ki? Yaptığınız bu ticari alışverişten dolayı sevinin, işte O, büyük bir başarıdır. Tövbe edenler, ibadet edenler, övgüde bulunanlar, gezip dolaşanlar, rükû edenler, secde edenler, tanınır / bilinir olanı / normal olanı emredenler, b elirsiz olandan / tanınır olmayandan / normal olmayandan men edenler ve Allah’ın hudutlarını koruyanlar ı ve müminleri müjdele. Nebi’nin ve iman edenlerin, durumları açıkça belli olduktan sonra müşrikler için bağışlanma talebinde bulunmaları, hatta akrabaları dahi olsa, olmaz / olamaz, muhakkak ki onlar cehennem halkıdırlar. İbrahim’in babası için yaptığı bağışlanma talebi ise bizim ona vaat ettiğimiz bir sözden kaynaklanıyordu, ama ona açıkça on un / babasının Allah’ın düşmanı olduğu belli olduktan sonra ondan ayrıştı / uzaklaştı, muhakkak ki İbrahim yalvaran / ah eden / iç çeken biri idi, uysal davranışlı idi. Allah, sakınacakları şeylerin kendilerine açıklanmasının ve yola girmelerinin / hidayet e ulaşmalarının ardından o kavmi saptıracak değildir, Allah her şeyi bilendir. Semalarda ve arzda ne varsa egemenliği / mülkiyeti (onlarla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Allah’ındır, diriltir ve öldürür, Allah’ın dışında sizin için dost ve yardımcı yoktur . Allah kesinlikle Nebilerin, hicret edenlerin / yerinden edilenlerin ve zorlu saatlerde / zorluk zamanlarında Resule tabi olup ta yardım edenlerin / ensarın vazgeçmelerini / tövbelerini kabul etti, ki bunun ardından onlardan bir bölümün kalpleri kayacak gibi olduydu , Allah onların da tövbelerini kabul etti, muhakkak ki O, onlara şefkatlidir, esirgeyendir.
(Bu Cennet'i kazananlar) Allah’a tevbe eden, ibadet eden, hamt eden, (ibadet için) rükû yapan, secde eden, iyilikleri emreden, kötülükleri yasaklayan, Allah’ın sınırlarını koruyan kimselerdir. Müminleri müjdele!
Tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten men'edenler ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar... İşte o mü'minleri müjdele (ne mutlu onlara)!
Onlar tövbe eden, Allah'a kul olan, işlerini iyi yapan, gezip gerçekleri gören dipnot 1 , rüku eden, secde eden, marufu /iyi şeyleri emreden, münkerden /kötü şeylerden sakındıran ve Allah'ın koyduğu sınırları özenle koruyanlardır. Sen o müminlere müjde ver dipnot 2 .
Tevbe edenler, Allah'a kul olanlar, işlerini iyi yapanlar, gezip görenler, rüku edenler, secde edenler, marufu (Kur'an ölçülerini) isteyenler, münkere (Kur'an ölçülerine aykırı olana) engel olanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları koruyanlar var ya; sen böylesi müminleri müjdele.
(Bu cenneti kazananlar) Allah’a tevbe eden, ibadet eden, hamd eden, (ibadet için) rükû yapan, secde eden, iyilikleri emreden, kötülükleri yasaklayan, Allah’ın sınırlarını koruyan kimselerdir. Müminleri müjdele!
Allah'a tevbe eden, kulluk eden, hamd eden, seyahat eden, boyun eğen, secde eden, iyilikleri emreden, kötülükleri yasaklayan, Allah'ın yasalarını koruyan müminleri müjdele!
Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahet ederken oruç tutanlar, rüku edenler, secdeye kapananlar, iyiliğe özendirip kötülükten sakındıranlar, Allah'ın sınırlarını koruyanlar... Müjdele o müminleri!
Those who have the distinguished attributes of:
[The believers are] those who turn to God in repentance; who worship and praise Him; who bow down and pros-trate themselves; who order what is good and forbid what is wrong and who observe God’s limits. Give glad news to such believers.
Those that turn (to Allah) in repentance; that serve Him, and praise Him; that wander in devotion to the cause of Allah,: that bow down and prostrate themselves in prayer; that enjoin good and forbid evil; and observe the limit set by Allah;- (These do rejoice). So proclaim the glad tidings to the Believers.
[9:112] Those who constantly turn to Allah in repentance, who constantly worship Him, who celebrate His praise, who go about the world to serve His cause, who bow down to Him, who prostrate themselves before Him, who enjoin what is good and forbid what is evil, and who keep the limits set by Allah. Announce glad tidings to such believers.
Those who make tawba, those who worship, those who praise, those who fast, those who bow, those who prostrate, those who command the right, those who forbid the wrong, those who preserve the limits of Allah: give good news to the muminun.
(The believers whose lives Allâh has purchased are) those who turn to Allâh in repentance (from polytheism and hypocrisy, etc.), who worship (Him), who praise (Him), who fast (or go out in Allâh’s Cause), who bow down (in prayer), who prostrate themselves (in prayer), who enjoin (on people) Al-Ma‘rûf (i.e. Islâmic Monotheism and all what Islâm has ordained) and forbid (people) from Al-Munkar (i.e. disbelief, polytheism of all kinds and all that Islâm has forbidden), and who observe the limits set by Allâh (do all that Allâh has ordained and abstain from all kinds of sins and evil deeds which Allâh has forbidden). And give glad tidings to the believers.[1]
[The faithful are] penitent, devout, celebrators of Allah’s praise, wayfarers, who bow [and] prostrate [in prayer], bid what is right and forbid what is wrong, and keep Allah’s bounds —and give good news to the faithful.
(These believers are) those who turn to Allâh (in repentance), who worship Him, who praise Him, who fast, who bow down (before Him), who prostrate themselves (in Prayer), who enjoin what is right and forbid what is wrong and who keep the limits set by Allâh. Proclaim to such believers good tidings (of untold gifts in the Heavenly Garden).
Those who repent, those who serve, those who pray, those whojourney, those who bow, those who prostrate themselves, those who bid to honour and forbid dishonour, those who keep God's hounds -- and give thou good tidings to the believers.
Give good news to the believers who ask forgiveness for their sins, worship the Lord, thank Him, meditate, bow down and fall prostrate in front of their Lord, encourage people to do good and forbid them of evil deeds and follow the Lord’s laws.
Those who repent, those who worship, those who praise, those who fast, those who bow down, those who adore, those who bid what is right and forbid what is wrong, and those who keep the bounds of God,- glad tidings to those who believe!
They are the repenters, the servers, the praisers, the activists, the bowing, the prostrating, the advocators of good, the forbidders of evil, and the keepers of God's ordinance. Give good news to those who acknowledge.
The penitent, and those who serve God, and praise him, and who fast, and bow down, and worship; and who command that which is just, and forbid that which is evil, and keep the ordinances of God, shall likewise be rewarded with paradise: Wherefore bear good tidings unto the faithful.
Triumphant are those who repent, those who serve Him, those who praise, those who fast, those who bow down, those who fall down prostrate (in awe or surrender), those who bid what is right and forbid what is wrong, and those who keep the limits (ordained) of Allah - glad tidings to those who believe.
(Triumphant are) the repentant (ones), the worshipers, the ones praising (Him), wandering (in His way), bowing down, prostrating themselves, the ones commanding beneficence and forbidding male-ficence, and the ones preserving the bounds of Allah; and give good tidings to the believers.
(Triumphant) are those who turn repentant (to Allah), those who serve (Him), those who praise (Him), those who fast, those who bow down, those who fall prostrate (in worship), those who enjoin the right and who forbid the wrong and those who keep the limits (ordained) of Allah - And give glad tidings to believers!
To those who repent and pay homage, give praise and are devout, who kneel in prayer and bow in supplication, who enjoin good deeds and prohibit the bad, and keep to the limits set by God, announce the news of rejoicing to the faithful.
[It is a triumph of] those who turn [unto God] in repentance [whenever they have sinned], and who worship and praise [Him], and go on and on [seeking His goodly acceptance], and bow down [before Him] and prostrate themselves in adoration, and enjoin the doing of what is right and forbid the doing of what is wrong, and keep to the bounds set by God. And give thou [O Prophet] the glad tiding [of God's promise] to all believers.
˹It is the believers˺ who repent, who are devoted to worship, who praise ˹their Lord˺, who fast, who bow down and prostrate themselves, who encourage good and forbid evil, and who observe the limits set by Allah. And give good news to the believers.
Those who repent, those who serve, those who thank, those who wander in devotion, those who kneel, those who prostrate, those who order good and deter from evil, and those who keep the boundaries of God. And give good news to the believers.
They are the repenters, the worshipers, the praisers, the meditators, the bowing and prostrating, the advocators of righteousness and forbidders of evil, and the keepers of GOD's laws. Give good news to such believers. You Shall Disown God's Enemies Abraham Disowned His Father
[Such believers are] the repentant, the worshippers, the praisers [of Allah ], the travelers [for His cause], those who bow and prostrate [in prayer], those who enjoin what is right and forbid what is wrong, and those who observe the limits [set by] Allah. And give good tidings to the believers.
The repentant, the serving, those praising, those journeying, the lowly, those submitting, those enjoining what is fitting, and those forbidding perversity, and the keepers of the limits of God[...]; and bear thou glad tidings to the believers.
Triumphant are those who: Return to the Right Path and take corrective action as soon as they feel that they have erred. Obey the Commands of Allah. Praise Allah in word and action by serving His creation. Pick up lessons from travel and from history. Are always humble before the Divine System. Adore Allah alone. Promote the Qur'anic Values, and resist the non-Qur'anic customs. Guard against trespassing the Limits ordained by Allah. These are the men and women who deserve a pleasant life in both worlds (33:35), (66:5). Give them the glad tiding (O Messenger).
Those who turn (to Allah) with repentance; Who worship Him, and (who) praise Him; Who wander in love for the cause of Allah; Who bow down, prostrate themselves in prayer; Who reinforce good and prevent evil; And who stay within the limits set by Allah— (These are the happiest people). So proclaim the glad news to the believers.
(They are) those who repent, those who worship, those who praise (Allah), those who journey (in Allah’s way), those who bow in Rukū‘, those who prostrate in sajdah, those who bid the Fair and forbid the Unfair and those who preserve the limits prescribed by Allah. And give the good news to the believers.
They are the repenters, the worshipers, the thankful, the devout, the kneeling, the prostrating, the advocates of good and the prohibiters of vice, and the caretakers of the boundaries of God; and give good news to the believers.