Sâffât suresi

Sâffât suresi, 167. ayet

Sâffât suresi, 167. ayet. وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ

vein kânû leyeḳûlûn.

Diyanet İşleri

(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 164–170 · surenin 167. ayeti / 182

Konu Meleklerin makamı, peygamberlere yardım vaadi ve kapanış Sâffât 161–182 3

  1. Sâffât 164

    (Melekler derler ki:) "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır."

  2. Sâffât 165

    "Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız."

  3. Sâffât 166

    "Şüphesiz biz (Allah'ı) tespih edip yüceltenleriz."

  4. 167–169

    (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

  5. Sâffât 170

    Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 167–170. ayetler için yazılmıştır.

167-170. Yüce Allah, bu müşriklerin önceden açıkça temennide bulunarak: Öncekilere gelmiş bulunan zikir, öğüt ve kitaplar bize gelmiş olsa idi, biz de ihlâslı olarak Allah’a ibadet ederdik. Hatta gerçek anlamda ihlâsa erdirilmiş kimselerden olurduk, dediklerini haber vermektedir.

Ancak bu hususta onlar yalan söylemektedirler. İşte onlara kitapların en faziletlisi gelmiş bulunuyor. Ama onlar onu inkâr ettiler. Böylelikle onların hakka karşı bile bile karşı çıkan kimseler oldukları da anlaşılmış olmaktadır.

“Ama yakında” azap onları gelip bulduğunda “bilecekler!”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Muhakkak Mekkeli müşrikler, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinden önce şöyle diyorlardı: "Eğer bizim yanımızda bizden öncekilerin kitabı Tevrat gibi bir kitap olmuş olsaydı, biz ibadetlerimizi Allah'a halis kılardık." Hâlbuki onlar bu iddialarında yalancıdırlar. Ant olsun ki Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara Kur'an'ı getirmesine rağmen onu küfrettiler. Kıyamet gününde kendilerini bekleyen şiddetli azabı bilecekler.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِن ve in ve elbette
  2. كَانُوا۟ kanu onlar kök: كون
  3. لَيَقُولُونَ leyekulune şöyle diyorlardı kök: قول

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Müşrikler) şöyle diyorlardı:

Mustafa İslamoğlu

Ama bir de ısrarla şöyle diyenler var:

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, o (hakikati inkar ede)nler her zaman şöyle derler:

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki (o müşrikler) şöyle de diyorlardı:

Ali Bulaç

Onlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de:

Ali Özek ve heyeti

Putperestler: diyorlardı.

Ali Rıza Safa

Aslında, şöyle diyorlardı:

Bayraktar Bayraklı

- Müşrikler, "Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!" diyorlardı.

Edip Yüksel

Diyorlardı ki,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Diyorlardı ki,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve gerçek (şu ki, daha) önce şöyle diyorlardı:

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve gerçek, evvel şöyle diyorlardır:

Erhan Aktaş

Eğer diyecek olurlarsa:

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer diyecek olurlarsa:

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Müşrikler, diyorlardı ki:

Gültekin Onan

Onlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de:

Hasan Basri Çantay

Hakıykat (müşrikler evvelce) şu kat'i sözü söylüyorlardı

İbni Kesir

Onlar her ne kadar şöyle diyor idiyseler de;

Mehmet Alagaş

(167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

Rowwad Tercüme Merkezi

Muhakkak onlar şöyle diyorlardı:

Süleyman Ateş

Gerçi o(ortak koşa)nlar şöyle diyorlardı:

Süleymaniye Vakfı

Bunlar hep şöyle derlerdi:

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar daha önce şunu da söylerlerdi:

Şaban Britch

Onlar, şöyle diyorlardı:

Şaban Piriş

Onlar, şöyle diyorlardı:

Yaşar Nuri Öztürk

O inkarcılar şunu da söylüyorlardı:

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Notwithstanding that before the Prophet's mission there were those* who habited in falsehood and expressed their thoughts in words, thus:

Abdul Haleem

[The disbelievers] used to say,

Abdullah Yusuf Ali

And there were those who said,

Abul A'la Maududi

They used to say before:

Aisha Bewley

They used to say,

Al-Hilali & Khan

And indeed they (Arab pagans) used to say:

Ali Quli Qarai

Indeed they used to say,

Amatul Rahman Omar

And surely, these (infidels) used to say,

Arthur John Arberry

What though they would say,

Bijan Moeinian

The Disbelievers used to say:

E. Henry Palmer

And yet they say,

Edip-Layth

They used to say,

George Sale

The infidels said,

Hamid S. Aziz

And there are those who used to say,

Mahmoud Ghali

And decidedly they (i. e., the disbelievers) indeed used to say,

Marmaduke Pickthall

And indeed they used to say:

Mohamed Ahmed - Samira

They used to say:

Muhammad Asad

AND, INDEED, they [who deny the truth] have always been wont to say,

Mustafa Khattab

They certainly used to say,

Progressive Muslims

And they used to Say:

Rashad Khalifa

They used to say,

Sahih International

And indeed, the disbelievers used to say,

Sam Gerrans

And they say:

Shabbir Ahmed

And indeed the disbelievers used to say,

Syed Vickar Ahamed

And indeed they (the pagan Arabs) used to say,

Taqi Usmani

And they (the pagans) used to say,

The Monotheist Group

And they used to say:

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 167. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 167. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 167. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩