Diyanet İşleri
Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi?
Duhâ suresi
Duhâ suresi, 7. ayet. وَوَجَدَكَ ضَآلًّا فَهَدَىٰ
vevecedeke ḍâllen fehedâ.
Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Geçmişteki üç nimetin hatırlatılması Duhâ 6–8 3
Muhakkak ki ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.
Seni yetim bulup da barındırmadı mı?
Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi?
Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?
Öyleyse sakın yetimi ezme!
Sakın isteyeni azarlama!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 6–8. ayetler için yazılmıştır.
6. Daha sonra Yüce Allah, kendisinin de bilmiş olduğu ona yönelik özel birtakım lütuflarını hatırlatarak şöyle buyurmaktadır: “O, seni yetimken barındırmadı mı?” Yani senin annen de baban da yoktu. Anne-babası vefat ettiğinde kendi işini kendi göremeyecek bir halde idi. Ama Allah onu barındırdı ve dedesi Abdulmuttalib’in himayesine verdi. Dedesi öldükten sonra da amcası Ebu Talib onu himayesine aldı ve bu, Allah ona yardım edip de mü’minlerle destek verinceye kadar devam etti.
7. “Şaşkınken sana doğru yolu göstermedi mi?” Daha önce sen Kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Ama bilmediklerini sana öğretti. En güzel amellere muvaffak ve en üstün ahlâka sahip kıldı.
8. “Fakirken seni” sana fethetmeyi müyesser kıldığı, malları ve vergileri toplanıp sana getirilen ülkelerle “zengin kılmadı mı?”
İşte bu gibi eksiklikleri senden uzaklaştıran, hiç şüphesiz her türlü eksikliği de senden uzaklaştıracaktır. O halde seni zengin kılan, barındıran, hidâyete erdiren ve sana yardım edenin nimetlerine şükür ile karşılık ver!
Bundan dolayı devamla şöyle buyrulmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Seni, kitabın ve imanın ne olduğunu bilmez bir halde buldu da, sana bunlardan bilmediklerini öğretti.
Aynı olay: Hüzün yılı — Ebû Tâlib ve Hz. Hatice'nin vefatı · Aynı kök: وجد (107 geçiş)
Seni yetim bulup da barındırmadı mı?
Aynı olay: Hüzün yılı — Ebû Tâlib ve Hz. Hatice'nin vefatı · Aynı kök: وجد (107 geçiş)
Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?
Aynı olay: Hüzün yılı — Ebû Tâlib ve Hz. Hatice'nin vefatı
Kuşluk vaktine andolsun,
Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre)…
Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü'minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir…
Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şaşkınken seni bulup doğru yola ulaştırmıştı. dipnot 1
Yine O seni yolunu kaybetmiş bulup doğru yola yöneltmişti.
Ve yolunu kaybetmiş görüp seni doğru yola ulaştırmadı mı?
Seni dall (Zati hakikatini bilmeyen) bulup da hakikate erdirmedi mi?
Ve seni yol bilmez iken, doğru yola yöneltip iletmedi mi?
Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi?
Şaşırmış olarak bulup, doğru yola eriştirmedi mi?
Şaşkın halde bulup da yol göstermedi mi?
Seni yolunu şaşırmış olarak bulup doğruya iletmedik mi? dipnot 1
Seni bir sapık olarak bulup doğruya iletmedik mi?
Seni, yol bilmez iken (doğru) yola koymadı mı?
ve seni yol bilmez iken yola koymadı mı?
Seni şaşırmış bulup, doğru yolu göstermedi mi?
Seni şaşırmış bulup, doğru yolu göstermedi mi?
Seni şaşırmış bulup, doğru yolu göstermedi mi?
Ve seni yol bilmez iken, doğru yola yöneltip iletmedi mi?
Seni (çocukluğunda) gaaib olmuş bulub da yolunu doğrultmadı mı?
Seni şaşırmış bulup da doğru yola eriştirmedi mi?
(1-11) Kuşluğa, karardığı zaman geceye and olsun ki , Rabbin sana veda etmedi ve darılmadı / gücenmedi. Ahiret / sonra sı senin için öncekinden daha hayırlıdır. Kesinlikle Rabbin sana bahşedecek ve de sende hoşnut olacaksın / razı olacaksın. Seni yetim bulup barındırmadı mı / sığınak olmadı mı? Seni ne yapacağını bil emez halde / delalette bulup rehberlik etmedi mi? Yola sokmadı mı? Seni yoksul bulup zengin / gâni etmedi mi? Öyleyse çalışanı ölmüş olanı /yetimi, ezme / kahretme. Öyleyse dilenciyi azarlama. Ama Rabbinin nimetini anlat.
Ve seni (kitap ve iman nedir) bilmezken bulup hidayete eriştirmedi mi?
Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi?
Seni şaşkın halde bulup da yolu göstermedi mi? dipnot 1
Seni şaşkın dipnot 1 görüp yol gösterdi.
Seni bilmez bulup doğru yolu göstermedi mi?
Seni dalalette bulup, doğru yolu göstermedi mi?
Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi?
Did He not find you unsettled and not freed from doubt and uncertainty and He guided you to the path of righteousness and filled your breast with reverential bliss?
Did He not find you lost and guide you?
And He found thee wandering, and He gave thee guidance.
Did He not find you unaware of the Right Way, and then directed you to it? dipnot 1
Did He not find you wandering and guide you?
And He found you unaware (of the Qur’ân, its laws, and Prophethood) and guided you?
Did He not find you astray, and guide you?
He found you lost in (His) love (and that of His people), and gave you guidance (so as to enable you help the people reach the goal),
Did He not find thee erring, and guide thee?
And for the longest time (years) you were lost in darkness and live like a pagan and He revealed you the truth about the meaning of the life, why you are here, etc.
and find thee erring, and guide thee?
He found you lost, and He guided you?
And did He not find thee wandering in error, and hath He not guided thee into the truth?
And find you wandering (or astray), and guide you ?
And He found you erring, so He guided (you),
Did He not find thee wandering and direct (thee)?
Did He not find you perplexed, and show you the way?
And found thee lost on thy way, and guided thee?
Did He not find you unguided then guided you?
And He found you lost, and He guided you
He found you astray, and guided you.
And He found you lost and guided [you],
And find thee astray, and guide,
And He found you looking for guidance, and showed you the way. ('Dhall' = Wandering = Looking for guidance = Straying).
And He found you wandering, and He gave you guidance.
And He found you unaware of the way (the Sharī‘ah ), then He guided you.
And He found you lost, and He guided you?