Beyyine suresi

Beyyine suresi, 1. ayet

Beyyine suresi, 1. ayet. لَمْ يَكُنِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْمُشْرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلْبَيِّنَةُ

lem yeküni-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi velmüşrikîne münfekkîne ḥattâ te'tiyehümü-lbeyyineh.

Diyanet İşleri

Kitap ehlinden inkar edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Beyyine 1–4 · surenin 1. ayeti / 8

Konu Apaçık delil ve emredilen din Beyyine 1–5 3

  1. 1

    Kitap ehlinden inkar edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

  2. Beyyine 2

    Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir.

  3. Beyyine 3

    O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır.

  4. Beyyine 4

    Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

1-3. “Kitap ehlinden” yani hristiyanlar ile yahudilerden “kâfir olanlar ve” sair ümmetler arasındaki çeşitli “müşrikler, kendilerine apaçık delil… gelinceye kadar” üzerinde bulundukları küfür ve sapıklıklarından “ayrılacak değillerdi.” Azgınlık ve sapıklıklarına devam edecekler, geçen zaman onların küfürlerinden başka bir şeylerini artırmayacaktı. Bu durumlarına da apaçık delil ve gözleri kamaştıracak belge gelinceye kadar devam edeceklerdi.

Arkasından bu belgenin mahiyetini beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “...yani Allah tarafından gönderilmiş… bir rasûldür.” Allah, bu rasûlü insanları hakka davet etmek için göndermiştir. Ona insanlara hikmeti öğretmek, onları tertemiz edip arındırmak ve karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için de okuyacağı bir Kitap indirmiştir. Bundan dolayı o, “…tertemiz sahifeleri okuyan” yani şeytanın yaklaşmasına karşı korunmuş, ancak tertemiz kimselerin dokunabildiği sahifeleri okuyup durur. Çünkü bu sahifeler, en yüce sözün ifadesidir. Bundan dolayı bunlar hakkında şöyle buyurulmaktadır: “İçinde” yani bu sahifelerde “dosdoğru hükümler” gerçek haberler, hakka ve dosdoğru yola ileten adaletli emirler vardır.

İşte bunlara bu apaçık delil gelince, o vakit kimin hakka talip olduğu, hakkı aradığı, kimin de hakkı aramak gibi bir maksadının olmadığı açıkça ortaya çıkmış oldu. Helâk olan, apaçık bir delil üzere helâk oldu; hayatta kalan da apaçık bir delil üzere hayatta kalmış oldu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yahudi, Hristiyan ve müşrik kâfirler kendilerine apaçık deliller ve büyük kanıtlar gelinceye dek, küfür üzerine ittifak etmek ve toplanmaktan vazgeçecek değillerdi.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَمْ lem
  2. يَكُنِ yekuni değillerdi kök: كون
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  4. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  5. مِنْ min -nden
  6. أَهْلِ ehli ehli- kök: اهل
  7. ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitap kök: كتب
  8. وَٱلْمُشْرِكِينَ velmuşrikine ve müşrikler(den) kök: شرك
  9. مُنفَكِّينَ munfekkine bırakılacak kök: فكك
  10. حَتَّىٰ hatta dek
  11. تَأْتِيَهُمُ te'tiyehumu kendilerine gelinceye kök: اتي
  12. ٱلْبَيِّنَةُ l-beyyinetu açık kanıt kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 7 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فكك (2 geçiş)

    O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir.

  • Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Şirk

    Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…

  • Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Şirk

    De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp…

  • Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Şirk

    Şüphesiz, inkar eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en…

  • Ortak kavram: Şirk

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…

  • Ortak kavram: Şirk

    (Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. De ki: "Hayır, hakka yönelen İbrahim'in dinine…

  • Ortak kavram: Şirk

    İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah'a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü'min bir cariye Allah'a ortak koşan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

48 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Beyyine dipnot 1 (apaçık bir elçi) kendilerine gelinceye kadar kitap ehlinden ve müşriklerden bazı nankörler (küfürden) ayrılacak değillerdi.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen [el-beyyinetü] kelimesi "açık ve kesin delil" anlamına gelmekte, bir sonraki ayetin işaretiyle bunun "elçi, Hz. Muhammed" olduğu anlaşılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

İnkarda ısrar edenler, -ister kitap ehline isterse şirki hayat tarzı edinenlere mensup olsunlar- kendilerine hakikatin açık delili gelinceye kadar dışlanacak değillerdi!

Muhammed Esed

Hakikati inkara şartlanmış olanlar, -ister geçmiş vahyin mensuplarından isterse Allah'tan başkasına da ilahlık yakıştıranlardan (olsunlar)- kendilerine hakikatin açık kanıtları gelmeden (O'nun tarafından) gözden çıkarılacak değillerdir,

Ahmed Hulusi

Ehl-i Kitap'tan ve müşriklerden hakikat bilgisini inkar edenler, kendilerine o beyyine gelinceye kadar (sapkınlıklarından) ayrılacak değillerdi.

Ali Bulaç

Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar, (bulundukları durumdan) kopup ayrılacak değillerdi.

Ali Özek ve heyeti

Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehli kitaptan ve müşriklerden inkârcılar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

Ali Rıza Safa

Kitap halkının nankörlük edenleri ve ortaklar koşanlar, kendilerine Açık Kanıt gelinceye dek ayrılacak değiller. dipnot 608

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 608
    "Açık kanıt gelinceye dek ayrılacak değiller." tümcesi, Kur'an çevirilerinde, "İnkarlarından vazgeçecek değiller." veya "Dinlerinden vazgeçecek değiller." veya "Kendi hallerine bırakılacak değiller." veya "Çözülüp ayrılacak değiller." veya "Allah tarafından gözden çıkarılacak değiller." biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar tutumlarından vaz geçecek değillerdi.

Edip Yüksel

Kitap halkının inkarcıları ve putperestler, kendilerine açık delil/kanıt gelmesine rağmen yollarını terketmezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kitap halkının inkarcıları ve putperestler, kendilerine açık delil/kanıt gelmesine rağmen yollarını terketmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kitap verilmiş olanlardan ve müşriklerden o küfredenler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar ayrılacak değillerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ehli kitab ve müşriklerden o küfredenler, infilak edecek değildi gelinciye kadar kendilerine beyyine

Erhan Aktaş

Kitap Ehli'nden ve Müşriklerden Kafirler kendilerine beyyine dipnot 1 gelmeden ayrılığa düşmüş değillerdi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kitap Ehli'nden ve Müşriklerden Kafirler dipnot 1 kendilerine beyyine dipnot 2 gelmeden ayrılığa düşmüş değillerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kitap Ehli'nden ve Müşriklerden gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerine beyyine dipnot 1 gelmeden ayrılığa düşmüş değillerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

Gültekin Onan

Kitap ehlinden ve müşriklerden küfredenler kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar (bulundukları durumdan) kopup ayrılacak değillerdi.

Hasan Basri Çantay

(1-2-3) Kitablardan ve müşriklerden küfredenler kendilerine apaçık bir hüccet, (ya'ni) içinde (kitabların) en doğru (hükümleri) yazılı, (baatıldan azade ve) temiz sahifeleri okuyacak Allahdan bir peygamber gelinceye kadar (guya intizaar edeceklerdi, dinlerinden) ayrılacak değillerdi.

İbni Kesir

Kitab ehlinden ve müşriklerden küfredenler, kendilerine apaçık bir huccet gelinceye kadar vazgeçecek değillerdi.

Mehmet Alagaş

(1-5) Kitap halkından olan kafirler ve ortak koşanlar, Allah’tan temiz sahifeleri okuyan / tilavet eden elçi, onlara açıklama getirinceye kadar çözülüp ayrılacak değildiler. O sahifelerde sağlam / ayakta tutan yazılı kayıtlar vardı. Kitap verilenler, kendilerine açıklamalar gelinceye kadar bölünmüş değillerdi. Allah’a, ona has bir şekilde, doğruya yönelenlerin dini üzere ibadet etmeleri, namazı kalkıp kılmaları, zekâtı vermeleri dışındaki şeylerle emrolunmuş değillerdi, işte, sağlam olan / ayakta kalan din budur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kitap ehlinden ve müşriklerden kâfir olanlar kendilerine apaçık delil gelinceye kadar ayrılacak değillerdi.

Süleyman Ateş

Kitap ehlinden ve müşriklerden (hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine açık kanıt gelinceye dek (halleri üzere) bırakılacak değillerdi (mutlaka kendilerine açıklama gelecekti).

Süleymaniye Vakfı

Ehlikitaptan /kitaplarında uzman olanlardan ve müşriklerden dipnot 1 kafirlik edenler, kendilerine o beyyine/ açık delil gelinceye kadar çözülmüş değillerdi; dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur. Buna rağmen Allah'a daha çok yaklaşmak amacıyla araya çeşitli aracılar konup onlara itaat edilerek (Zümer 39/3), o aracılar ilah haline getirilir (A'raf 7/30). Putların ilah olamayacağını herkes kolayca anlayacağından, onlara tapan kimse bilerek şirk koşmuş olur. İnsanların çoğu gök cisimleri, melekler, din büyükleri ve daha nice varlığa Allah'a benzer nitelikler yükleyerek, onları Allah ile aralarına koyar ve müşrik olurlar. Ancak Bakara 2/22'de, "bile bile Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurmayın" ifadesinin kullanılması, bilmeden yapılan yanlışların affedileceğini gösterir (Bakara 2/286). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, büluğa erdiği andan itibaren putların rab olmayacağını anlamıştı. Ama gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar yıldızın, ayın ve güneşin kendi rabbi olduğunu sanıyordu. Onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını ortaya koydu (En'am 6/75-79, Enbiya 21/51-64) ve ulaştığı bu bilgiyi hemen toplumuna anlatarak onları da uyardı (En'am 6/79-83). Onun bu konuda, bile bile yaptığı bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşriklerden saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i imran 3/18, 67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123, Enbiya 21/52-56). Benzer durum, herkes için de geçerlidir. Hiçbir Müslüman puta tapmaz ama bugün Müslümanlar, Nebimiz Muhammed aleyhisselamı, ilim adamlarını ve din adamlarını rab edindiklerinin farkında değillerdir. Allah Teala Kur'an'ı sadece kendisinin açıkladığını, açıklamayı bir ilme göre yaptığını (A'raf 7/52), yaptığı açıklamalara, konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini (Fussilet 41/3) bildirmiş, başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin onu ilah yapmak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Hud 11/1-2). Ama geleneksel yapı, bir çok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Nebimiz Muhammed aleyhisselamın da ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu, hatta onun da hüküm koyabileceğini bütün Müslümanlara kabul ettirmiştir. Kur'an'ı açıklama yetkisi alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz (Bakara 2/120, 145, 286). Ama birçok ayeti gizleyip birçoğunun da anlamını bozarak Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır (A'raf 7/44-45).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ehl-i kitaptan dipnot 1 kafir olanlarla müşrikler dipnot 2 , kendilerine o beyyine gelinceye kadar çözülecek değillerdir. dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kitaplarında uzman olan kişiler
  2. metne dön, dipnot 2
    Buradaki المشركين kelimesi الضين كفروا üzerine atfedilmiştir. Mecrur olması cerr-i civar sebebiyledir. Yani yakınındaki kelime mecrur olduğu için lafzen mecrur, manen merfudur.
  3. metne dön, dipnot 3
    وَالْمُشْرِكِينَ kelimesini A'meş والمشركون şeklinde okumuştur. (el-Keşf v'el-beyan – Se'lebi Tefsiri) Bu durumda o ayetin meali şöyle olur: Ehl-i kitaptan kafir olanlarla müşrikler, kendilerine o beyyine gelinceye kadar çözülecek değillerdir.

Şaban Britch

Kitap ehlinden ve müşriklerden kâfirler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürlerinden) ayrılacak değiller.

Şaban Piriş

Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, kendilerine açık belgeler gelinceye kadar ayrılanlar olmadılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Ehlikitap'tan küfre sapanlarla müşrikler, kendilerine beyyine/açık kanıt gelinceye kadar çözülüp ayrılacak değillerdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Neither the unbelievers among Ahl AL-Kitab nor the idolaters were going to change their position until they have received clear divine evidence-

Abdul Haleem

Those who disbelieve among the People of the Book and the idolaters were not about to change their ways until they were sent clear evidence,

Abdullah Yusuf Ali

Those who reject (Truth), among the People of the Book and among the Polytheists, were not going to depart (from their ways) until there should come to them Clear Evidence,-

Abul A'la Maududi

Those who disbelieved dipnot 1 – be they from the People of the Book or from those who associated dipnot 2 others with Allah in His Divinity – will not desist from unbelief until the Clear Proof should come to them; dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here the word kufr (unbelief) has been used in its widest sense, which includes different forms of the unbelieving attitude. For example, some were unbelievers in the sense that they did not acknowledge Allah at all; some did acknowledge Allah but did not regard Him as the One and only God, but worshipped others as well, thinking they were associates in divine Being or divine attributes and powers in one way or the other; some acknowledged oneness of God but committed some kind of shirk as well; some acknowledged God but did not acknowledge His Prophets and the guidance brought by them; some acknowledged one particular Prophet and did not acknowledge another; others rejected the Hereafter. In short, there were different kinds of kufr in which the people were involved. And the statement: The disbelievers from among the people of the Book and those who associate, does not mean that some of them were not involved in kufr, but that those who were involved in kufr were of two kinds: the followers of the Book and the mushriks. Here, min (among) has not been used for division but for explanation, as for example, in ( Surah Al-Hajj, Ayat 30), where it has been said Fajtanib-ur rijsa min al-authan, which means: Therefore, guard yourselves against the filth of idols, and not, guard yourselves against the filth which is in the idols. Likewise, alladhina kafaru min ahl-il-Kitabi wal-mushrikin means: the disbelievers from among the followers of the Book and the mushriks, and not, those who have disbelieved from these two groups.
  2. metne dön, dipnot 2
    Despite the common factor of kufr between them the two groups have been mentioned by separate names. The followers of the Book imply the people who possessed any of the revealed Books, even if in corrupted form, sent to the former Prophets, and they believed in it. And the mushriks (idolaters) imply the people who did not follow any Prophet nor believed in any Book. Although in the Quran the shirk, (polytheism, idolatry) of the people of the Book has been mentioned at many places, e.g. about the Christians it has been said: They say: God is one of the three (Surah Al-Maidah, Ayat 73); The Messiah is son of God (Surah At-Taubah, Ayat 30); The Messiah, son of Mary, is God (Surah Al-Maidah, Ayat 17). And about the Jews it has been said: They say: Ezra is son of God (Surah At-Taubah, Ayat 30), yet nowhere in the Quran has the term mushrik been used for them, but they have been mentioned as alladhina ul-ul-Kitaba (those who were given the Book), or by the words Jews and Christians. For they believed in the principle of Tauhid (Oneness of God) as the true religion, and then committed shirk. Contrary to this, for others than the followers of the Book, the word mushrik has been used as a term, for they acknowledged shirk (idolatry) as true religion and dis-acknowledged Tauhid. This distinction between the two groups holds good not only in the use of the term but also in the Shariah injunctions. Animal flesh duly slaughtered by the followers of the Book has been declared lawful for the Muslims if they slaughter a lawful animal in the name of Allah in the prescribed way, and permission to marry their women has also been given. On the contrary, neither the animal slaughtered by the mushriks is lawful for the Muslims nor is marriage with their women.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, there was no means of their being freed from this state of unbelief except that a clear evidence (of the truth) should come and make them understand the falsity of every form of kufr and its being untrue, and should present the right way before them in a clear and rational way. This does not mean that after the coming of the clear evidence they would give up kufr but that in the absence of the clear evidence it was not at all possible that they would be delivered from that state. However, if even after its coming, some of them still persisted in their kufr, then they themselves would be responsible for it; they could not complain that Allah had made no arrangement for their guidance. This same thing bas been expressed in the Quran at different places in different ways, e.g. in (Surah An-Nahl, Ayat 9), it is said: Allah has taken upon Himself to show the right way; in (Surah Al-Lail, Ayat 12), it is said: It is for Us to show the way; in (Surah An-Nisa, Ayats 163-165): O! Prophet, We have sent revelation to you just as We had sent it to Noah and other Prophets after him (peace be upon them all)... All these Messengers were sent as bearers of good news and warners so that, after their coming, the people should have no excuse left to plead before Allah; and in (Surah Al-Maidah, Ayat 19): O people of the Book, this Messenger of Ours has come to you and is making clear to you the teachings of the right way after a long interval during which there had come no Messengers, lest you should say: No bearer of good news nor warner came to us. Lo, now the bearer of good news and warner has come.

Aisha Bewley

The People of the Book who are kafir and the mushrikun would not be cut off until the Clear Sign came to them:

Al-Hilali & Khan

Those who disbelieve from among the people of the Scripture (Jews and Christians) and Al-Mushrikûn,[1] were not going to leave (their disbelief) until there came to them clear evidence.

Ali Quli Qarai

The faithless from among the People of the Book and the polytheists were not set apart until the proof had come to them:

Amatul Rahman Omar

Those who disbelieve from among the people of the Scripture and (from among) those who associate gods with God, would not be rid of their bigotry and rejection of Faith until there should come to them the manifest proof -

Arthur John Arberry

The unbelievers of the People of the Book and the idolaters would never leave off; till the Clear Sign came to them,

Bijan Moeinian

It is obvious that the followers of the scriptures, as well as the idol worshipers, would not have followed Islam unless a clear proof was sent to them.

E. Henry Palmer

Those of the people of the Book and the idolaters who misbelieve did not fall off until there came to them the manifest sign, -

Edip-Layth

Those who rejected amongst the people of the book and those who set up partners would not leave until proof came to them.

George Sale

The unbelievers among those to whom the scriptures were given, and among the idolaters, did not stagger, until the clear evidence had come unto them:

Hamid S. Aziz

Those of the People of the Book and the idolaters who disbelieve did not fall away until there came to them the Manifest Sign -

Mahmoud Ghali

(The ones) who have disbelieved among the population of the Book (Or: family of the Book; i. e., the Jews and Christians) and the associators (Those who associate others with Allah) could not have left off (erring) until the Supreme Evidence came up to them-

Marmaduke Pickthall

Those who disbelieve among the People of the Scripture and the idolaters could not have left off (erring) till the clear proof came unto them,

Mohamed Ahmed - Samira

THOSE AMONG THE people of the Book who disbelieve, and the idolaters, would not have been freed (from false beliefs) until the clear proof came to them --

Muhammad Asad

IT IS NOT [conceivable] that such as are bent on denying the truth - [be they] from among the followers of earlier revelation or from among those who ascribe divinity to aught beside God should ever be abandoned [by Him] ere there comes unto them the [full] evidence of the truth:

Mustafa Khattab

The disbelievers from the People of the Book and the polytheists were not going to desist ˹from disbelief˺ until the clear proof came to them:

Progressive Muslims

Those who rejected amongst the people of the Scripture and those who set up partners would not leave until proof came to them.

Rashad Khalifa

Those who disbelieved among the people of the scripture, as well as the idol worshipers, insist on their ways, despite the proof given to them.

Sahih International

Those who disbelieved among the People of the Scripture and the polytheists were not to be parted [from misbelief] until there came to them clear evidence -

Sam Gerrans

Those who ignore warning among the doctors of the Law and the idolaters were not to desist until the clear evidence came to them:

Shabbir Ahmed

It is inconceivable that those who are denying the Truth, whether they are among the People of the Scripture or the idolaters, could depart from their ways till the Clear Evidence reaches them. (The Qur'an liberates them from the shackles of their man-made dogmas and brings them from darkness to Light (7:157)).

Syed Vickar Ahamed

Those who reject (truth), among the People of the Book and among the polytheists, who were not going to depart (from their ways) until there should come to them Clear Evidence—

Taqi Usmani

Those who disbelieved from among the People of the Book and the polytheists were not (expected) to desist (from their wrong beliefs) unless there comes to them a clear proof,

The Monotheist Group

Those who rejected among the people of the Book and the polytheists would not leave until a proof came to them.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Beyyine suresi, 1. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Beyyine suresi, 1. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Beyyine suresi, 1. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩