Sâffât suresi

Sâffât suresi, 56. ayet

Sâffât suresi, 56. ayet. قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ

ḳâle tellâhi in kitte letürdîn.

Diyanet İşleri

Ona şöyle der: "Allah'a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 53–59 · surenin 56. ayeti / 182

Konu İhlaslı kulların nimetleri ve cehennemdeki arkadaş Sâffât 40–61 3

  1. Sâffât 53

    "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"

  2. Sâffât 54

    Konuşan o kimse, yanındakilere, "Bakar mısınız, hali ne oldu?" der.

  3. Sâffât 55

    Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

  4. 56

    Ona şöyle der: "Allah'a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin."

  5. Sâffât 57

    "Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum."

  6. Sâffât 58–59

    (58-59) "Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 50–59. ayetler için yazılmıştır.

50-53. Yüce Allah, cennetliklerin yiyecekleri, içecekleri, güzel eşleri, güzel meclisleri ile doruk noktasına ulaşmış nimetlerini, sevinçlerinin mükemmelliğini söz konusu ettikten sonra kendi aralarındaki konuşmalarını, geçmişe dair konular açmalarını da nakletmekte ve onların bu sohbetlerinin ve karşılıklı soru sormalarının, içlerinden birisinin şu sözleri söyleyecek noktaya kadar ulaşacağını bildirmektedir:

“Gerçekten benim” dünyada iken “bir arkadaşım vardı.” Ve o, öldükten sonra dirilişi inkâr ediyor, beni de öldükten sonra dirilişi tasdik edişim dolayısı ile kınıyor ve: “diyordu ki: Sen de mi (dirilişe) inananlardansın? Biz ölüp de toprak ve kemik olduğumuz vakit, evet biz (bu hale geldikten sonra) mı diriltilip hesaba çekileceğiz?” ve amellerimizin karşılıklarını göreceğiz? Yani sen, bu son derece garip ve gerçekleşme ihtimali oldukça uzak olan böyle bir şeyi nasıl tasdik edersin? Bizler parçalanıp dağıldıktan, toprak ve kemik kırıntıları haline geldikten sonra tekrar diriltilecek ve yeniden hayata döndürülecek, sonra da amellerimiz dolayısı ile hesaba çekilip amellerimizin karşılığını göreceğiz öyle mi?!

Böylece cennetteki kişi, kardeşlerine şunları söyleyecek: İşte benim size anlattığım olay budur. Benimle arkadaşımın başından bunlar geçti. Ancak ben, iman ve tasdikimi muhafaza ettim. O ise öldükten sonra dirilişi yalanlamaya devam etti. Nihâyet öldük ve ölümden sonra diriltildik. İşte ben, sizin gördüğünüz ve peygamberlerin bize haber verdiği bu nimetlere ulaştım. O ise hiç şüphesiz azaba uğramış bulunuyor.

54. “(Devamla): “Ona” durumunu görmek için “bakmak ister misiniz?” der.” Böylelikle içinde bulunduğumuz halle daha bir sevinelim ve daha bir memnun olalım. Ve bunu gözlerimizle görmüş olalım.

Cennet ehlinin durumundan, onların birinin diğeri ile sevinmesinden ve birbirlerine muvafakat edeceklerinden açıkça anlaşıldığına göre onlar da onun bu isteğini kabul edecekler ve arkadaşının durumunu görmek için onunla birlikte gidecekler.

55. “Sonra da bakar ve onu” yani arkadaşanı “cehennemin ortasında görür.” Azabın ortasında, azap her tarafını kuşatmış, dört bir yanından çevresini sarmış halde onu görür.

56. Arkadaşı, hali dolayısı ile onu kınayarak, Yüce Allah’a da onun hile ve tuzaklarından kendisini koruduğu için şükrederek ona “der ki: Vallahi, az kalsın beni de helâk edecektin.” Beni karşı karşıya bırakmak istediğin şüpheler dolayısıyla ve kendi asılsız iddialarınla nerede ise beni de helâk edecektin.

57. “Eğer Rabbimin” İslâm üzere bana sebat vermek şeklindeki “nimeti olmasaydı ben de” seninle birlikte azap içine “konanlardan olurdum.”

58-59. “Artık biz, hiç ölmeyeceğiz, değil mi? İlk ölümümüzden başka… Hem bize azap da edilmeyecek.” Bu mü’min, bu sözleri cennet ehline hitaben, orada ebediyen kalacakları ve azaptan kurtuldukları için Allah’ın nimeti ile sevinç duyma ve bunu itiraf etme anlamında soru üslubunda dile getirecektir.

(Ellinci âyet-i kerimede geçen): “Onlardan bir kısmı diğerlerine yönelip birbirlerine soru sorarlar” buyruğunda neyi sordukları belirtilmemiştir. Onlardan bahsedilen husus ise lezzet ve sevinçleridir. Bu da onların, söz konusu edilmesi lezzet verecek türden olan her bir şeyi birbirlerine soracaklarına, dünyada iken anlaşmazlık konusu olan ve içinden çıkılamayan meseleleri dile getireceklerine delildir. Bilindiği gibi ilim ehlinin zevki, ilme dair sorular sormak ve onun hakkında araştırmalar yapmaktır. Bu ise dünya hayatındaki konuşmalarda görülegelen zevkin çok üstünde olacaktır. Cennetlikler, bu kabilden en yüksek ve üstün noktaya sahip olacaklardır. Cennette ilmi hakikatler onlar için ifade edilmesi mümkün olmayacak şekilde açıklık kazanmış olacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

"Allah'a yemin olsun ki, sen beni küfretmeye ve ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr etmeye davet ederek neredeyse beni de cehenneme girmekle helak edecektin?" der.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi kök: قول
  2. تَٱللَّهِ tallehi tallahi kök: اله
  3. إِن in
  4. كِدتَّ kidte sen az daha kök: كود
  5. لَتُرْدِينِ leturdini beni de alçaltacaktın kök: ردي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ردي (6 geçiş)

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kök: ردي (6 geçiş)

    Yine bunun gibi, Allah'a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helake sürüklesinler ve…

  • Aynı kök: ردي (6 geçiş)

    "Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!"

  • Aynı kök: كود (24 geçiş)

    Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…

  • Aynı kök: كود (24 geçiş)

    Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…

  • Aynı kök: كود (24 geçiş)

    Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır"…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Mümin olan, ateşteki arkadaşına) şöyle diyecektir: "Allah'a yemin olsun: dipnot 1 Sen az daha beni de helak edecektin.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [Tellâhi] ifadesi Kur'an'da dokuz kez geçen yeminlerden birisidir (Bkz. Yûsuf 12:73, 85, 91, 95; Nahl 16:56, 63; Enbiyâ 21:57; Şu‘arâ 26:97; Sâffât 37:56).

Mustafa İslamoğlu

"Aman Allah'ım!" der, "Az kalsın beni mahvedecektin!

Muhammed Esed

ve "Aman Allahım!" der, "(Ey eski arkadaşım), neredeyse (beni de) mahvedecektin!

Ahmed Hulusi

Dedi ki: "Tallahi, az kalsın beni de bu çukura yuvarlayacaktın. "

Ali Bulaç

Dedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin."

Ali Özek ve heyeti

«Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.

Ali Rıza Safa

Der ki: "Allah tanıktır ki, neredeyse beni de tüketecektin!"

Bayraktar Bayraklı

Ona diyecek ki: "Allah'a andolsun ki, az kalsın beni de helak edecektin."

Edip Yüksel

"ALLAH'a ant olsun, az kalsın sen beni de mahvedecektin" der.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'ALLAH'a andolsun, az kalsın sen beni de mahfedecektin,' der.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Vallahi doğrusu sen az daha beni helak edecektin! der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tallahi, der: doğrusu sen az daha beni helak edecektin

Erhan Aktaş

"Vallahi az kalsın beni de mahvedecektin." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Vallahi az kalsın beni de mahvedecektin." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Vallahi az kalsın beni de mahvedecektin." dedi.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Andolsun Tanrı'ya, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin."

Hasan Basri Çantay

(Ve ona) dedi ki: "Allaha yemin ederim, sen az kaldı beni de muhakkak helak edecekdin".

İbni Kesir

Dedi ki: Allah'a andolsun ki; az kaldı beni de mahvedecektin.

Mehmet Alagaş

(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

Rowwad Tercüme Merkezi

"Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helâk edecektin!" der.

Süleyman Ateş

"Tallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın."

Süleymaniye Vakfı

Ona şöyle der: "Allah'a yemin olsun ki az daha beni de (senin durumuna) düşürecektin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona şöyle der: "Vallahi az kalsın beni de bu hale düşürecektin."

Şaban Britch

Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helak edecektin! der.

Şaban Piriş

-Allah'a yemin ederim ki, sen, neredeyse beni de mahvedecektin! der.

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi: "Vallahi, az kalsın sen beni de buralara düşürecektin."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there, he will exclaim against his companion: "Good gracious, you almost succeeded in making of me a child of perdition and an inheritor of Hell".

Abdul Haleem

and say to him, ‘By God, you almost brought me to ruin!

Abdullah Yusuf Ali

He said: "By Allah! thou wast little short of bringing me to perdition!

Abul A'la Maududi

He will say to him: By Allah, you almost ruined me.

Aisha Bewley

and say, ‘By Allah, you almost ruined me!

Al-Hilali & Khan

He said: "By Allâh! You have nearly ruined me.

Ali Quli Qarai

He will say, ‘By Allah, you had almost ruined me!

Amatul Rahman Omar

He will then say (to that companion), `By Allâh, you had almost caused me to perish;

Arthur John Arberry

He says, 'By God, wellnigh thou didst destroy me;

Bijan Moeinian

Then he will start to communicate with him saying: "By Lord! you were too close in convincing me to follow you in disbelief. "

E. Henry Palmer

He shall say, 'By God, thou didst nearly ruin me!

Edip-Layth

He said, "By God, you nearly ruined me!"

George Sale

And he shall say unto him, by God, it wanted little but thou hadst drawn me into ruin;

Hamid S. Aziz

He shall say (to the sceptic), "By Allah! You had almost caused me to perish;

Mahmoud Ghali

He says, "By Allah, (The Arabic is ta-llahi; which a stronger oath than the more usual wa-llahi) decidedly you were almost about to topple me down indeed.

Marmaduke Pickthall

He saith: By Allah, thou verily didst all but cause my ruin,

Mohamed Ahmed - Samira

'By God', he said, 'you had almost ruined me.

Muhammad Asad

and says: "By God! Verily, thou hast almost destroyed me [too, O my erstwhile companion]

Mustafa Khattab

He will ˹then˺ say, "By Allah! You nearly ruined me.

Progressive Muslims

He said: "By God, you nearly ruined me!"

Rashad Khalifa

He (will go to him and) say, "By GOD, you almost ruined me.

Sahih International

He will say, "By Allah, you almost ruined me.

Sam Gerrans

He will say: “By God, thou hadst almost brought me to ruin!

Shabbir Ahmed

He says to the companion in the fire, "By God! You had almost ruined me too.

Syed Vickar Ahamed

He (the speaker) said: "By Allah! You brought me very close to ruin (in this Hell)!

Taqi Usmani

He (the speaker) will say (to his companion seen in Jahannam ), "By Allah, you were going almost to ruin me.

The Monotheist Group

He said: "By God, you nearly ruined me!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 56. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 56. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 56. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩