Sâffât suresi

Sâffât suresi, 161. ayet

Sâffât suresi, 161. ayet. فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

feinneküm vemâ ta`büdûn.

Diyanet İşleri

(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 158–164 · surenin 161. ayeti / 182

Konu Meleklerin makamı, peygamberlere yardım vaadi ve kapanış Sâffât 161–182 3

  1. Sâffât 158

    Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah'ın huzuruna getirileceklerini bilirler.

  2. Sâffât 159

    Allah, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.

  3. Sâffât 160

    Ancak Allah'ın ihlaslı kulları bunlar gibi değildir.

  4. 161–163

    (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

  5. Sâffât 164

    (Melekler derler ki:) "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 161–163. ayetler için yazılmıştır.

161-163. Yani ey müşrikler! Siz de Allah ile birlikte ibadet ettiğiniz ilahlarınız da hiçbir kimseyi fitneye düşüremez ve saptıramazsınız. Allah’ın cehennemliklerden olacaklarına dair hüküm verdikleri ve haklarında ilâhî hükmün yürürlüğe konulduğu kimseler müstesnâdır.

Bundan maksat, hem kendilerinin, hem de uydurma ilâhlarının herhangi bir kimseyi saptırmaktan yana aciz olduklarını, Yüce Allah’ın kudretinin de kemal derecesinde olduğunu açıkça ifade etmektir.

Yani sizler, Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kullarını ve kurtuluşa ermiş taraftarlarını saptırma ümidini asla taşımayın.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey müşrikler! Şüphesiz siz ve Allah'tan başka ibadet ettikleriniz,

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِنَّكُمْ feinnekum ne siz
  2. وَمَا ve ma ve ne de
  3. تَعْبُدُونَ tea'budune taptıklarınız kök: عبد

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(161, 162, 163) Siz ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek olan kimseden başkasını asla O'na karşı azdırıp saptıramazsınız. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada dikkat çeken nokta, insanların zaten sapmak isteyenlerinin saptırılacağı ve zorlamanın iş görmeyeceğidir.

Mustafa İslamoğlu

çünkü ne siz, ne de taptıklarınız;

Muhammed Esed

çünkü ne siz (Allah'a iftirada bulunan)lar, ne de sizin taptıklarınız,

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki siz ve tapındıklarınız,

Ali Bulaç

Artık siz de, tapmakta olduklarınız da.

Ali Özek ve heyeti

Sizler ve taptığınız şeyler!

Ali Rıza Safa

Artık, siz ve hizmet ettikleriniz.

Bayraktar Bayraklı

- Sizler ve taptıklarınız, cehenneme girecek olandan başkasını kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız.

Edip Yüksel

Siz ve hizmet etmekte olduklarınız,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Siz ve tapmakta olduklarınız,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü siz ve taptıklarınız,

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü siz ve taptıklarınız

Erhan Aktaş

Artık siz ve kulluk yaptıklarınız,

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık siz ve kulluk yaptıklarınız,

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık siz ve kulluk yaptıklarınız,

Gültekin Onan

Artık siz de, tapmakta olduklarınız da.

Hasan Basri Çantay

Ne siz, ne de tapmakda olduklarınız,

İbni Kesir

Muhakkak ki sizler ve taptıklarınız,

Mehmet Alagaş

(149-166) Şimdi onlardan kanaatlerini belirtmelerini iste / fetva iste, kızlar Rabbin için? Oğlanlar onların mı? Ya da melekleri dişi mi yaratmışız da onlarda buna şahitler mi? Dikkat edin! Onlar yalanı iftira edip söylüyorlar, Allah’ın çocuğu! Muhakkak ki onlar yalancıdırlar, kızları oğlanlara tercih etmiş, size ne oldu! Nasıl hükmediyorsunuz , hâlâ düşünmüyor musunuz? Ya da a paçık bir ispatlayıcınız mı var / sultanınız mı var? Kitabınızı getirin eğer sözünüze bağlı iseniz. Onunla cinler arasında bir soy bağı oluşturdular, kesin olan şu ki cinler de bilirler ki onlar da hazır hale getirilecekler. (Bu bilgi onlarda var) Allah, onların öylesi noksan sıfatlandırmalarından üstündür / süphandır. Ancak Allah’ın katışıksız /halis kulları hariç (onların vasıflandırmaları böyle değildir.) Sizler de ibadet ettikleriniz de onu sınamaya / fitneye tabi tutamazsınız. Ancak cehenneme salınacak kimseleredir, (Onları sınayabilirsiniz) Bizde, (meleklerde) bilinen bir yer / makam verilenler var , kesinlikle bizler saflar halindeyiz, Bizler Allah’ı üstün tutarız / tesbih edenleriz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Artık ne siz ne de ibadet ettikleriniz;

Süleyman Ateş

(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız,

Süleymaniye Vakfı

(Ey kafirler!) Siz ve kulluk ettikleriniz,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Ey müşrikler!) Ne siz, ne de kulluk ettiğiniz varlıklar;

Şaban Britch

Siz ve ibadet ettikleriniz.

Şaban Piriş

Siz ve kulluk ettikleriniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Siz ve kulluk ettiğiniz şeyler,

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And you -infidels- together with those you revere and adore besides Allah.

Abdul Haleem

and neither you nor what you worship

Abdullah Yusuf Ali

For, verily, neither ye nor those ye worship-

Abul A'la Maududi

So you and your deities

Aisha Bewley

You and those you worship:

Al-Hilali & Khan

So, verily you (pagans) and those whom you worship (idols)

Ali Quli Qarai

Indeed you and what you worship

Amatul Rahman Omar

(Disbelievers!) neither you of course, nor the things you worship;

Arthur John Arberry

But as for you, and that you serve,

Bijan Moeinian

Indeed the disbelievers (and whatever they worship) …

E. Henry Palmer

'Verily, ye and what ye worship

Edip-Layth

As for you and what you serve.

George Sale

Moreover ye and that which ye worship

Hamid S. Aziz

So surely you and what you worship,

Mahmoud Ghali

Yet surely you and whatever you worship,

Marmaduke Pickthall

Lo! verily, ye and that which ye worship,

Mohamed Ahmed - Samira

So neither you nor those you worship

Muhammad Asad

for, verily, neither you [blasphemers] nor the objects of your worship

Mustafa Khattab

Surely you ˹pagans˺ and whatever ˹idols˺ you worship

Progressive Muslims

As for you and what you worship.

Rashad Khalifa

Indeed, you and what you worship.

Sahih International

So indeed, you [disbelievers] and whatever you worship,

Sam Gerrans

And you, and what you serve,

Shabbir Ahmed

Verily, neither you nor what you worship,

Syed Vickar Ahamed

So surely, neither you nor those you worship—

Taqi Usmani

So, you and those whom you worship,

The Monotheist Group

"As for you and what you worship."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 161. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 161. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 161. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩