Mürselât suresi

Mürselât suresi, 6. ayet

Mürselât suresi, 6. ayet. عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

`uẕran ev nüẕrâ.

Diyanet İşleri

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mürselât 3–9 · surenin 6. ayeti / 50

Konu Gönderilenlere yemin ve hüküm günü Mürselât 1–15 3

  1. 3–7

    (1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

  2. Mürselât 8

    Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,

  3. Mürselât 9

    Gök yarıldığı zaman,

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 1–6. ayetler için yazılmıştır.

1. Yüce Allah, öldükten sonra dirilişin ve amellerin karşılıklarının verileceğinin gerçekleşeceğini bildirmek üzere birtakım hususlara yemin etmektedir: “Andolsun iyilikle gönderilenlere” Bunlar, Yüce Allah’ın gerek kaderin ve âlemin işlerinin idare edilmesi için, gerekse de dini hususlar ve peygamberlere vahyi getirmek için gönderegeldiği meleklerdir.

Âyet-i kerimedeki “عُرۡفٗا / iylikle” ifadesi, bu gönderilenlerin halini anlatmaktadır. Yani melekler, iyilik, hikmet ve maslahat ile gönderilirler. Çirkin ve boş işlerle gönderilmezler.

2. “Şiddetlice esenlere” bunlar da aynı şekilde Yüce Allah’ın gönderdiği meleklerdir. Allah, onları verdiği emirleri çabucak yerine getirmekle ve emirlerini uygulamakta şiddetlice esen rüzgar gibi hareket etmekle nitelendirmektedir.

"Şiddetlice esenler”den kasıt, hızla ve şiddetlice esen rüzgârlar da olabilir.

3. “İyice yayanlara” bununla yaymakla görevli olduğu hususları yayan melekler kastedilmiş olabileceği gibi Yüce Allah’ın kendileri vasıtası ile yeryüzünü canlandırdığı, ona ölümünden sonra hayat verdiği bulutları kastetmiş olma ihtimali de vardır.

[4. “Tam anlamı ile ayırt edenlere”, Bunlar da Allah katından hak ile batılı ve helal ile haramı birbirinden ayırt edecek şeyler indiren meleklerdir.]

5-6. “Gerek mazeret kapısını kapatmak gerekse de uyarmak üzere zikri getirip bırakanlara;” bunlar da en şerefli emirleri getirip bırakan meleklerdir. Buradaki zikir, Yüce Allah’ın kendisi ile kullarına rahmet buyurduğu, onunla menfaat ve maslahatlarını kendilerine hatırlattığı zikirdir/vahiydir ki melekler bunu peygamberlere getirip bırakırlar.

Onun gönderilişi de insanlara ileri sürecekleri bir mazeret bırakmamak yahut bir uyarı olmak içindir. Onunla insanlar ileride kendilerini bekleyen tehlike ve korkulu şeylere karşı uyarılmakta ve onlara ileri sürecekleri bir mazeret bırakılmamaktadır. Buna bağlı olarak onların da Allah’a karşı ileri sürecekleri bir delilleri kalmamaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah’tan insanlara bir ikaz olarak veya Allah’ın azabına karşı insanları korkutmak için vahiyle inerler.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. عُذْرًا uzran özür kök: عذر
  2. أَوْ ev yahut
  3. نُذْرًا nuzran uyarı kök: نذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden)…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

50 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetlerdeki yeminler ile kastedilen, vahiy ve vahyin çeşitli etkinlikleri olarak yorumlanabilir.

Mustafa İslamoğlu

(o öğütle) imana yöneleni mazur addeden ve (tevbe için) uyarıda bulunanlar...

Muhammed Esed

suçlardan arınma(yı vaad eden) veya bir uyarı(da bulunan)!

Ahmed Hulusi

Özür (kabahati silmek için) yahut uyarı olmak üzere.

Ali Bulaç

Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.

Ali Özek ve heyeti

(Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.

Ali Rıza Safa

Özür veya uyarmak için.

Bayraktar Bayraklı

- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.

Edip Yüksel

Bir müjde veya uyarı olarak...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bir müjde veya uyarı olarak...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

gerek mazur kılmak gerekse uyarmak için olsun,

Elmalılı Hamdi Yazır

Gerek özr için olsun gerek inzar

Erhan Aktaş

Özür veya uyarı için,

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Özür veya uyarı için,

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Özür veya uyarı için,

Gültekin Onan

Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.

Hasan Basri Çantay

(5-6) kötülüğü imhaa ye, azab ile tehdide çalışan peygamberlere vahyi getiren (melek) lere,

İbni Kesir

Ma'zeret ve uyarı için.

Mehmet Alagaş

(1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!

Rowwad Tercüme Merkezi

Gerek özür için olsun, gerek uyarı için.

Süleyman Ateş

Özür yahut uyarmak için.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O bilgi, özür için de uyarı için dipnot 1 de olabilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buna şu olay örnek verilebilir: Yahudilerde cumartesi günü av yasağı vardır. Davud (a.s.) zamanında sahil kenti Eyle'de Yahudiler yaşardı. Yılın bir ayında oraya balıklar akın eder, neredeyse su görünmez olurdu. Sadece cumartesi günleri balık gelirdi. Deniz kenarında havuzlar kazıp arklar açtılar. Cumartesi balıklar havuzlara doldu, pazar günü avladılar. Cezalanacaklarından korka korka balıklardan yararlandılar. Zamanla evlatlar babalarının yolundan gitti, mal mülk edindiler. Bu işi hoş karşılamayan bazı gruplar, onları uyardı ama vazgeçmediler, "Ne zamandır biz bu işi yapıyoruz, bunun için Allah'tan hiçbir ceza gelmedi." dediler. Onlara: "Aldanmayın, belki size bir azap gelir, yok olursunuz." dendi. Bir sabah alçak maymunlar gibi oldular. Üç gün böyle yaşadılar, sonra yok olup gittiler.
  2. metne dön, dipnot 2
    [Fahrüddin er-Razi, Tefsir-i Kebir]. Bir bölük onlarla mücadele ederken, "İçlerinden bir topluluk şöyle demişti: "Allah'ın yok edeceği ya da şiddetli azap vereceği bir kavme niye öğüt veriyorsunuz?" Dediler ki: "Rabbinize karşı özrümüz olsun diye, belki de çekinirler"(Araf 7/164)

Şaban Britch

Özür veya korkutmak için,

Şaban Piriş

Özür veya korkutmak için..

Yaşar Nuri Öztürk

Özür yahut uyarı için,

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

To admonish the responsive who opens his hearts' ears and warn the irresponsive, who turns a deaf ear :

Abdul Haleem

as a proof or a warning:

Abdullah Yusuf Ali

Whether of Justification or of Warning;-

Abul A'la Maududi

to serve as an excuse or a warning. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, sometimes the failure of winds causes the people to be alarmed at the prospect of a famine, and they turn to Allah to repent of their sins. Sometimes they bring a lot of rain and the people turn to Allah in gratitude, and sometimes their blowing violently causes dread in the hearts and the people turn to Allah from fear of destruction.

Aisha Bewley

excusing or warning,

Al-Hilali & Khan

To cut off all excuses or to warn.

Ali Quli Qarai

to excuse or to warn:

Amatul Rahman Omar

(And those presenting this source of eminence) in an attempt to purify (some) from the abomination of sin and to warn (others),

Arthur John Arberry

excusing or warning,

Bijan Moeinian

…. warn and leave no room for any excuse.

E. Henry Palmer

as an excuse or warning!

Edip-Layth

As an excuse or a warning.

George Sale

to excuse, or to threaten:

Hamid S. Aziz

To clarify or to warn.

Mahmoud Ghali

Excusing or warning,

Marmaduke Pickthall

To excuse or to warn,

Mohamed Ahmed - Samira

To end all argument or to warn.

Muhammad Asad

[promising] freedom from blame or [offering] a warning!

Mustafa Khattab

ending excuses and giving warnings.

Progressive Muslims

An excuse or a warning.

Rashad Khalifa

Good news, as well as warnings.

Sahih International

As justification or warning,

Sam Gerrans

As justification or warning!

Shabbir Ahmed

Whether one erases his faults or sees the danger signs. ('Uzr' = Excuse = Justification = Good news = Reasoning = Attempt to get rid of one's shortcomings. 'Nuzr' = Warning = Posting danger signs).

Syed Vickar Ahamed

Whether of justification or of warning

Taqi Usmani

leaving no excuse (for the disbelievers) or giving warnings,

The Monotheist Group

An excuse or a warning.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩