Meâric suresi

Meâric suresi, 1. ayet

Meâric suresi, 1. ayet. سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ

seele sâilüm bi`aẕâbiv vâḳi`.

Diyanet İşleri

(1-3) Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kafirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meâric 1–4 · surenin 1. ayeti / 44

Konu Soran birisi: azabı uzak görenler Meâric 1–7 3

  1. 1–3

    (1-3) Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kafirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.

  2. Meâric 4

    Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 1–4. ayetler için yazılmıştır.

1. Yüce Allah, inatçıların cahilliklerini, alay etmek, işi yokuşa sürmek ve âciz bırakmak kastı ile Allah’ın azabının çabucak gelmesini istediklerini belirterek şöyle buyurmaktadır: “(Müşriklerden) biri” dua ederek, ayırt edici hükmün verilmesini isteyrek “kesin gelecek olan azabı istedi.”

2. “O (azap) kâfirler içindir” Çünkü küfür ve inatları dolayısı ile onu hak etmişlerdir “ki onu önleyebilecek yoktur.” Yani azgın ve inatçı müşriklerden olup azabı acele isteyen kişinin istediği bu azabı hiçbir kimse daha gelmeden önce gelmesine engel olamaz, geldikten sonra da onu kaldıramaz.

Bu (azap isteme) olayı, inkarcılardan olan Kureyşli en-Nadr b. Haris ya da başka birisinin, şu şekilde dua etmesi ile olmuştu: “Allah’ım, şâyet bu (Kur'ân) senden gelmiş bir hak ise sen bizim üzerimize ya gökten taş yağdır yahut da bize can yakıcı bir azap gönder.” (el-Enfal, 8/32)

Allah’tan gelecek bir azaba çarptırılmaları kaçınılmazdı ve bu azap ya dünyada onlara hemen verilecekti yahut da âhirette onlara saklanacaktı. Şâyet onlar, Allah’ı, O’nun azametini, egemenliğinin genişliğini, isim ve sıfatlarının kemâlini bilen kimseler olsalardı onu hiç de acele istemezlerdi. Aksine Allah’ın hükmüne teslim olur ve gereken edebi takınırlardı. Bundan dolayı Yüce Allah, azametine dair onların çirkin sözlerine cevap olacak birtakım hususları söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

3-4. “O (azap), yüksek derecelerin sahibi olan Allah’tandır.” “Melekler ve rûh, O’na miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.” O, yücelik, yükseklik, celâl ve azamet sahibidir. Bütün mahlukatın işlerini idare edendir. Melekler, işlerini idare etmekle yükümlü oldukları hususlarla O’na yükseldiği gibi rûh da ona yükselir. Burada “rûh” bir tür/cins isimdir. İyisi ile kötüsü ile bütün rûhları kapsar. Bu yükselme de vefat esnasında gerçekleşir. İyi olanların rûhları Yüce Allah’a doğru yükselir. O rûhlara bir semâdan diğer semâya geçmeye izin verilir. Bu, rûhun Rabbi aziz ve celil olan Allah’ın bulunduğu semâya ulaşıncaya kadar böylece devam eder. Rabbinin huzuruna varınca O’nu selamlar, O’na yakın olma nimetine mazhar olur ve O’na yakın olmanın sevincini yaşar. O’nun övgüsüne, hitabına, ihsan ve lütuflarına mazhar olur. Günahkârların rûhları ise yükselip de semâya ulaştıklarında izin isterler, fakat onlara izin verilmez ve tekrar yere iade edilirler.

Daha sonra meleklerin ve rûhun Yüce Allah’a yükseldikleri mesafe söz konusu edilmekte ve bunların, kendileri için kolaylaştırılmış sebepler, hafif ve hızlı yol alma gibi kolaylaştırıcı imkânlarla bir günde yükseldikleri ifade edilmektedir. Oysa bu mesafe, alışılmış yol alışa göre yükselişe başlanan noktadan kendisi için sınırlandırılmış ve mele-i a’lâda varılabilecek nihai noktaya ulaşıncaya kadar elli bin yıl süren bir mesafedir.

İşte O yüceler yücesi, baştan aşağı bu pek büyük âlemin tamamını hem yaratmıştır hem de onun işlerini çekip çevirmektedir. Onların gizli ve açık hallerini, nerede karar kıldıklarını, nerede emanet kaldıklarını bilir. Onların hepsini kuşatacak şekilde rahmet, lütuf ve ihsanlarını onlara ulaştırır. Hem kaderî hükmünü, hem şer’i hükmünü, hem de cezaî (amellerin karşılığını vermeye dair) hükmünü onlara uygular.

O halde O’nun azametini bilmeyen, O’nu hakkıyla takdir edemeyen, bu nedenle de onu -güya- aciz bırakmak ve sınamak kastı ile azabın çabucak gelmesini isteyen kimselere yazıklar olsun!

Halîm olan, kendilerine mühlet vermekle birlikte onları ihmal etmeyen, kendisine yakışmayacak isnatlarda bulunmalarına rağmen onların bu hallerini sabırla karşılayan, onlara afiyet ve rızık ihsan eden Yüce Allah’ın şanı ne yücedir!

Bu âyet-i kerimenin tefsiri ile ilgili ihtimallerden birisi budur. Buna göre burada sözü edilen yükseliş, dünyadan başlayarak gerçekleşmektedir. Çünkü ilk ifadeler buna delildir. Bunun Kıyâmet gününde olma ihtimali de vardır. Şöyle ki Yüce Allah’ın Kıyamet Gününde kullarına göstereceği azamet, celâl ve kibriyâsı, Allah’ı bilip tanıma konusunda ileri bir çapta bir delil olacaktır. Bu da onların ilâhi işleri idare etmek ve rabbânî emirleri yerine getirmek üzere meleklerin ve ruhların inip çıkışlarına bizzat tanık olmalarıyla olacaktır ki bu da “miktarı” uzunluğu ve çetinliği dolayısı ile “elli bin yıl olan bir günde” gerçekleşecektir. Ancak Yüce Allah, bu mesafeyi mü’minlere hafifletecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müşriklerden dua eden bir davetçi, eğer bir azap gerçekleşecekse bu azabın kendine ve kavmine olması için dua etti. Bunu yaparak dalga geçiyordu. Oysa bu kıyamet günü gerçekleşecektir.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. سَأَلَ seele sordu kök: سال
  2. سَآئِلٌۢ sailun bir soran kök: سال
  3. بِعَذَابٍۢ biazabin azabı kök: عذب
  4. وَاقِعٍۢ vakiin vuku bulacak kök: وقع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وقع (24 geçiş)

    Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da…

  • Aynı kök: وقع (24 geçiş)

    Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

  • Aynı kök: وقع (24 geçiş)

    Hud, "Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah'ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Soran biri gerçekleşecek azabı sordu.

Mustafa İslamoğlu

Herhangi bir soru/istek sahibi (ahirette) vuku bulması kesin olan tarifsiz azabı hemen (burada) sorup isteyebilir;

Muhammed Esed

Sorup araştırmak isteyen biri, (öteki dünyada) başa gelecek azabı sorabilir,

Ahmed Hulusi

Sorgulayan, gerçekleşecek azabını sordu!

Ali Bulaç

İstekte bulunan biri, (muhakkak) gerçekleşecek olan bir azabı istedi.

Ali Özek ve heyeti

Birisi, gelecek azabı istedi!

Ali Rıza Safa

Soran birisi, gerçekleşecek olan cezayı sordu.

Bayraktar Bayraklı

- Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'tan kafirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu.

Edip Yüksel

Sorgulayan birisi, gerçekleşecek azabı sordu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sorgulayan birisi, gerçekleşecek azabı sordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İsteyen biri, olacak bir azabı istedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

İstedi bir sail bir azabı ki olacak

Erhan Aktaş

İsteyen, gerçekleşecek olan azabı istedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İsteyen, gerçekleşecek olan azabı istedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İsteyen, gerçekleşecek olan azabı istedi.

Gültekin Onan

İstekte bulunan biri, (muhakkak) gerçekleşecek olan bir azabı istedi.

Hasan Basri Çantay

İsteyen biri inecek azabı istedi.

İbni Kesir

İsteyen birisi, inecek azabı istedi.

Mehmet Alagaş

(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

Rowwad Tercüme Merkezi

İsteyen kimse inecek olan azabı istedi.

Süleyman Ateş

Bir soran, inecek azabı sordu:

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Birisi, başa gelecek azabı sordu.

Şaban Britch

Dua eden biri, inecek azap hakkında dua ederek, (onu) istedi.

Şaban Piriş

Araştıran biri, inecek azap hakkında bilgi istedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Soran birisi, geleceği kuşkusuz azabı sordu.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Some Pagan once asked: "When do we expect our turn to suffer that punitive punishment and the encounter with the promised Day of Judgement?"

Abdul Haleem

A man [mockingly] demanded the punishment.

Abdullah Yusuf Ali

A questioner asked about a Penalty to befall-

Abul A'la Maududi

A beseecher besought the visitation of chastisement, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Some commentators have taken the verb saala in the text in the meaning of asking, and have interpreted the verse to mean: The asker has asked: whom will the torment with which we are being threatened befall. And Allah has answered it, saying: It will befall the disbelievers. But most of the commentators have taken saala here in the meaning of demanding. Nasai and other traditionists have related a tradition from Ibn Abbas, and Hakim hold it as authentic, that Nadr bin al-Harith Kaladah had said: O God, if it is really the truth sent dawn by You, then rain down stones on us from the heavens, or send down any other painful torment on us. (Surah Al-Anfaal, Ayat 32). Apart from this, at several places in the Quran the disbelievers’ this challenge has been related: Why don’t you bring down on us the torment that you threaten us with? For instance, see (Surah Younus, Ayats 46-48); (Surah Al-Anbiya, Ayats 36-41);( Surah An-Naml, Ayats 67-72); ( Surah Saba, Ayats 26-30); ( Surah YaSeen, Ayats 45-52); ( Surah Al-Mulk, Ayats 24-27).

Aisha Bewley

An inquirer asked about an impending punishment.

Al-Hilali & Khan

A questioner asked concerning a torment about to befall

Ali Quli Qarai

An asker asked for a punishment bound to befall

Amatul Rahman Omar

A solicitor solicited the punishment which is bound to befall.

Arthur John Arberry

A questioner asked of a chastisement about to fall

Bijan Moeinian

Someone asked about the punishment in Hereafter.

E. Henry Palmer

An asker asked for torment that must befall,

Edip-Layth

Someone asked about the inevitable retribution.

George Sale

One demanded and called for vengeance to fall on the unbelievers:

Hamid S. Aziz

A questioner asked about the chastisement which must befall

Mahmoud Ghali

A questioner asked of a befalling torment.

Marmaduke Pickthall

A questioner questioned concerning the doom about to fall

Mohamed Ahmed - Samira

AN INQUIRER ASKED for the affliction that is to come

Muhammad Asad

ONE who is minded to ask might ask about the suffering which [in the hereafter] is bound to befall

Mustafa Khattab

A challenger[1] has demanded a punishment bound to come

Progressive Muslims

Someone asked about the inevitable retribution.

Rashad Khalifa

A questioner may question the inevitable retribution.

Sahih International

A supplicant asked for a punishment bound to happen

Sam Gerrans

A petitioner asked about a punishment to come

Shabbir Ahmed

A questioner might ask about the catastrophe that is bound to fall.

Syed Vickar Ahamed

A questioner asked about the penalty to befall (yet to happen)—

Taqi Usmani

A demanding person has asked for the punishment that is going to befall

The Monotheist Group

Someone asked about the inevitable retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 1. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 1. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 1. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩