Diyanet İşleri
O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.
Kıyâmet suresi
Kıyâmet suresi, 31. ayet. فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
felâ ṣaddeḳa velâ ṣallâ.
O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Can boğaza dayandığında Kıyâmet 26–35 3
(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.
O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.
Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti.
(34-35) "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 31–33. ayetler için yazılmıştır.
31. Ne var ki ilâhî âyet ve delillerin hiçbir fayda vermediği inatçı kimseler sapıklıklarını, küfür ve inatlarını sürdürmeye devam ederler: “Ama o (kafir insan), tasdik etmemiş” Allah’a, meleklerine, kitaplarına, âhiret gününe, hayrı ve şerri ile kadere inanmamış; “namaz da kılmamıştı.”
32-33. “Aksine” tasdik edecek yerde hakkı “yalanlamış ve” ona verilen emir ve yasaklardan “yüz çevirmişti.” O, bütün bunları yaparken kalbi rahattı ve Rabbinden korkmuyordu. Aksine “kibirle gerine gerine ailesinin/taraftarlarının yanına gitmişti.” Yani hiçbir şey hatırına gelmemiş ve yaptıklarına hiç aldırmamıştı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O kâfir, Peygamberin getirdiklerini tasdik etmemiş ve Allah Teâlâ için namaz kılmamıştı.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
İşte bu (Kur'an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke'yi) ve bütün çevresini (tüm…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(İnkârcı kişi, gerçeği) onaylamamış, (Allah'ın dinine) destek olmamıştı.
Fakat o (insan) hakikati tasdik etmedi ve yönünü Allah'a dönmedi;
(Artık son pişmanlık fayda etmez) çünkü (yaşadığı sürece) hakikati kabul etmedi ve (aydınlığa kavuşmak için) namaz kılmadı;
Ne tasdik etti, ne salat eyledi (yöneldi Rabbine). . .
Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.
Ne doğruladı ne de destek oldu.
- Ne doğruladı, ne de kulluk görevini yerine getirdi. Fakat yalanladı ve yüz çevirdi. Sonra da çalım sata sata yürüyerek ailesine gitmişti. Sana yazıklar olsun, yazıklar! Tekrar tekrar sana yazıklar olsun, yazıklar!
O ne doğruladı, ne de destekledi; dipnot 1
O ne doğruladı, ne de destekledi;
Ama o ne sadaka verdi ne de namaz kıldı.
Fakat o ne sadaka verdi ne namaz kıldı
Fakat o ne onayladı ne de salla yaptı. dipnot 1
Fakat o, ne onayladı ne de salla yaptı. dipnot 1
Fakat o, ne onayladı ne de destek oldu. dipnot 1
Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
İşte o, (peygamberi ve Kur'anı) tasdıyk etmemiş, namaz da kılmamış,
Tasdik etmemişti, namaz da kılmamıştı.
(26-40) Hayır! Hayır! vefat hali köprücüğe ulaştığında ve denildiğinde kim şifacı? okuyacak kim? (Okuyup üflemede ki anlam) zanneder ki / anlar ki artık kesinlikle o bir ayrılık anıdır / ayrışmadır / firaktır. Bacak bacağa dolaşır. O gün sevk yeri Rabbinedir. Bağlılığını d oğrulamadı ve de destek vermedi. Velakin / ve fakat yalanladı ve yüz çevirdi. Sonra böbürlenerek / çalımla salına salına ait olduklarına / ehline gitti. Sana layık / evla, tam da bu layık, sonra sana yine layık / evla, tamda bu layık. İnsan, başıboş bırakılacağını / terkedileceğini mi değerlendiriyor / hesap ediyor. Sen değil miydin dökülen meniden olan nutfe? Sonra yarattığı ve şekillendirdiği alaka . (Kan pıhtısı şekilli döllenmiş yumurta) ondan da erkek kadın iki eş / türdeş yaptı. Hayat verme ve öldürmede ki kudret te bu değil midir?
Tasdik etmemiş ve namaz kılmamıştı.
Ne sadaka verdi, ne de namaz kıldı.
(O, canını böyle verir) çünkü doğruları kabul etmedi ve kulluk görevlerini yapmadı, dipnot 1
O kişi, doğruları kabul etmemiş, destek de vermemişti.
Tasdik etmemiş, namaz kılmamış.
Tasdik etmemiş, namaz kılmamış.
Ne tasdik etti ne yakardı/ne sadaka verdi ne namaz kıldı.
No, but he was never disposed to benevolence nor did he engage in the act of worship,
He neither believed nor prayed,
So he gave nothing in charity, nor did he pray!-
But he did not verify the Truth, nor did he observe Prayer;
He neither affirmed the truth nor did he do salat,
So he (the disbeliever) neither believed (in this Qur’ân and in the Message of Muhammad صلى الله عليه وسلم) nor prayed!
He neither confirmed [the truth], nor prayed,
For this person (being unmindful of the consequences) neither accepted the truth nor offered Prayer.
For he confirmed it not, and did not pray,
Man who never worshipped the Lord nor participated in any charity.
For he did not believes and did not pray;
For he did not acknowledge nor support.
For he believed not, neither did he pray;
So he did not accept the truth, nor did he pray,
So he neither sincerely (believed) nor prayed,
For he neither trusted, nor prayed.
For he neither believed nor prayed,
[Useless, though, will be his repentance: for [as long as he was alive] he did not accept the truth, nor did he pray [for enlightenment],
This denier neither believed nor prayed,
For he did not believe nor reach out.
For he observed neither the charity, nor the contact prayers (Salat).
And the disbeliever had not believed, nor had he prayed.
For he neither gave credence, nor performed the duty,
For he neither stood by the Truth, nor did he follow it. ('Sal'= To follow, like the runners-up horse closely follows the winner = To closely follow the Commands of Allah).
But he disregarded (the truth), and he did not pray!
So (the denier of the Hereafter) neither believed, nor prayed,
For he did not believe nor make the contact.