Kıyâmet suresi

Kıyâmet suresi, 15. ayet

Kıyâmet suresi, 15. ayet. وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ

velev elḳâ me`âẕîrah.

Diyanet İşleri

(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kıyâmet 12–18 · surenin 15. ayeti / 40

Konu Yemin: kemiklerin toplanması ve o günün sahnesi Kıyâmet 1–15 3

  1. Kıyâmet 12

    O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.

  2. Kıyâmet 13

    O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.

  3. 14–15

    (14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.

  4. Kıyâmet 16

    (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

  5. Kıyâmet 17

    Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.

  6. Kıyâmet 18

    O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 14–15. ayetler için yazılmıştır.

14. “Ama zaten insan, kendisini çok iyi bilir.” Kendi hakkında tanık olacak ve kendisini hesaba çekecektir.

15. “Türlü mazeretler ortaya atsa bile.” Bunlar, kabul olunacak mazeretler olmayacaktır. Aksine kendi amelleri kendisine söyletilecek, o da bütün bunları tek tek itiraf edecektir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Oku amel defterini! Bugün kendine karşı hesap görücü olarak kendin yetersin.” (el-İsrâ, 17/14)

Kul, yaptıklarını inkâr etse yahut mazeret bildirecek olsa dahi, onun bu inkâr ve mazeretinin kendisine en ufak bir faydası olmayacaktır. Çünkü onun kulakları, gözleri ve bütün azaları yaptıklarına şahitlik edeceklerdir. Diğer taraftan Rabbini razı etmeye çalışmasının vakti geçip gitmiş ve artık bunun faydası kalmamış olacaktır: “O gün zulmedenlere mazeret bildirmeleri fayda vermez ve onlardan Rablerini razı etmeleri de istenmez.” (er-Rûm, 30/57)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendisini savunduğu mazeretleri getirse bile, şüphesiz yaptığı kötülüklerin ona bir faydası olmaz.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve şayet
  2. أَلْقَىٰ elka ortaya atsa (da) kök: لقي
  3. مَعَاذِيرَهُۥ meaazirahu özürler kök: عذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

51 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(14, 15) (Birtakım) mazeretler ileri sürmeye kalkışacak olsaydı bile artık insan kendi kendinin şahididir.

Mustafa İslamoğlu

türlü mazaretler ortaya koymuş olsa bile...

Muhammed Esed

mazeretler bulup kendi (yaptıkları)nı gizlemeye çalışsa bile.

Ahmed Hulusi

Mazeretlerini öne sürse bile (bir şey değişmez)!

Ali Bulaç

Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.

Ali Özek ve heyeti

İsterse özürlerini sayıp döksün.

Ali Rıza Safa

Tüm özürlerini ortaya koysa bile.

Bayraktar Bayraklı

Her türlü özrünü sayıp dökse de.

Edip Yüksel

Birtakım özürler ortaya atsa da...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Birtakım özürler ortaya atsa da...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Mazeretlerini ortaya (sayıp) dökse de!

Elmalılı Hamdi Yazır

Dökse de ortaya ma'ziretlerini

Erhan Aktaş

Mazeretlerini ileri sürse bile.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mazeretlerini ileri sürse bile.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mazeretlerini ileri sürse bile.

Gültekin Onan

Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.

Hasan Basri Çantay

Velev ki o, (bütün) ma'ziretlerini (meydana) atmış olsun.

İbni Kesir

Ma'zeretlerini sayıp dökse de.

Mehmet Alagaş

(1-15) Hayır! yemin ederim / kasem ederim kıyamet gününe. Hayır! yemin ederim pişmanca / kendini kınayan nefse / nefesliye / nefsi levvameye. İnsan kemiklerinin toparlanamayacağını mı hesap ediyor ? / var sayıyor ? Bilakis onun parmak uçlarını da derlemeye / önceki haline getirmeye gücümüz yeter ayarlarız / kâdiriz. Bilakis insan önündekinde de / gelecek olanda da (kıyametle önünde kalan zamanın da) ahlaksızlık / edepsizlik etmeyi / fücur etmeyi diler / murad eder. Sorar ki kıyamet \ kalkış günü ne zaman? O zaman göz şimşek gibi çakar. Ay tutulur / sönüp gider. Güneş ile ay bir araya toplanır. O gün insan, kaçış / firar nereye? der. Hayır! Hayır sığın ılacak yer yoktur. O gün karar kılınan / varılacak yer Rabbine doğrudur. O gün insana öteledikleri ve sundukları / tehir ettikleri ve takdim ettikleri haber verilir. Her ne kadar mazeretler ileri sürse de / ortaya atsa da Bilakis insan da nefsini görücüdür / görendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İsterse bütün mazeretlerini ortaya döksün.

Süleyman Ateş

Birtakım özürler ortaya atsa da.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Özürlerini sayıp dökse de bir şey değişmez.

Şaban Britch

İsterse özür beyan etsin.

Şaban Piriş

İsterse özür beyan etsin.

Yaşar Nuri Öztürk

Dökse de ortaya tüm mazeretlerini.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

and of no import shall be his excuse.

Abdul Haleem

despite all the excuses he may put forward.

Abdullah Yusuf Ali

Even though he were to put up his excuses.

Abul A'la Maududi

even though he might make up excuses. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the object of placing man’s record before him will not be to inform the culprit of his crimes, but this will be done because the demands of justice are not fulfilled unless the proof of the crime is produced before the court; otherwise everyman fully knows what he actually is. For the sake of self-knowledge he does not need that another one should tell him what he is. A liar can deceive the whole world but he himself knows that he lies. A thief can devise a thousand devices to conceal his crime but he himself is aware that he is a thief. A person involved in error can present a thousand arguments to assure the people that he is honestly convinced of the disbelief, atheism or polytheism, which he professes and follows, but his own conscience is never unaware of why he persists in that creed and what, in fact, prevents him from understanding and admitting its error and falsity. An unjust, wicked, dishonest, unmoral and corrupt person can even suppress the voice of his own conscience by inventing one or another excuse so that it may stop reproaching him and should be satisfied that he is doing whatever he is doing only because of certain compulsions, expediencies and genuine needs, but despite this he has in any case the knowledge of what wrong he has committed against a certain person, how he has deprived another of his rights, how he deceived still another and that unlawful methods he used to gain what he has gained. Therefore, at the time when one appears in the court of the Hereafter, every disbeliever, every hypocrite, every wicked person and culprit will himself be knowing what he has done in the world and for what crime he stands before his God.

Aisha Bewley

in spite of any excuses he might offer.

Al-Hilali & Khan

Though he may put forth his excuses (to cover his evil deeds).

Ali Quli Qarai

though he should offer his excuses.

Amatul Rahman Omar

(No excuse will be accepted from him) even though he puts forth his (all possible) excuses, (to prove his innocence).

Arthur John Arberry

even though he offer his excuses.

Bijan Moeinian

Even though he may bring many excuses to justify his behavior.

E. Henry Palmer

and even if he thrusts forward his excuses.

Edip-Layth

Even though he puts forth his excuses.

George Sale

And though he offer his excuses, they shall not be received.

Hamid S. Aziz

Though he puts forth his excuses.

Mahmoud Ghali

Even though he cast forth his (ready) excuses.

Marmaduke Pickthall

Although he tender his excuses.

Mohamed Ahmed - Samira

Whatever the excuses he may offer.

Muhammad Asad

even though he may veil himself in excuses.

Mustafa Khattab

despite the excuses they come up with.

Progressive Muslims

Even though he puts forth his excuses.

Rashad Khalifa

No excuses will be accepted.

Sahih International

Even if he presents his excuses.

Sam Gerrans

And were he to offer his excuses[...].

Shabbir Ahmed

Even though he were to put forward all his excuses.

Syed Vickar Ahamed

Even though he may give his excuses.

Taqi Usmani

even though he may offer his excuses.

The Monotheist Group

Even though he puts forth his excuses.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kıyâmet suresi, 15. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kıyâmet suresi, 15. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kıyâmet suresi, 15. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩