Diyanet İşleri
Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Kalem suresi
Kalem suresi, 36. ayet. مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
mâ leküm. keyfe taḥkümûn.
Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların cenneti; "nasıl hüküm veriyorsunuz?" Kalem 34–41 3
İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naim cennetleri vardır.
Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?
Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?
Onda, "Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir" (diye mi yazılı?)
Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 34–41. ayetler için yazılmıştır.
34. Yüce Allah, küfür ve masiyetlerden sakınan takvâ sahibi kimselere hazırlamış olduğu çeşitli nimetleri, rahat ve huzur dolu yaşamı haber vermektedir. Onlar, cömertler cömerdi âlemlerin Rabbine yakın bir yerde bu nimetlere mazhar olacaklardır.
35-36. Yüce Allah’ın hikmeti takvâ sahibi, Rablerine itaatle boyun eğen, emirlerine bağlı kalıp O’nun rızasına uyan kimselerin; masiyetlere dalan, âyetlerini inkâr eden, peygamberlerine karşı inatlaşan, O’nun gerçek dostlarına karşı savaşan günahkâr kimselerle bir olmamasını gerektirmektedir. Vereceği mükâfatta takvâ sahibi kimselerle günahkârları eşit kılacağını zanneden kimse, çok kötü bir hüküm vermiş demektir. Onun bu hükmü batıldır, görüşü tutarsızdır.
37-41. Günahkârlar böyle bir iddiada bulunacak olsalar bile onların hiçbir dayanakları yoktur. Ne içinde kendilerinin cennet ehli olduklarını ve dileyip istedikleri her şeyin kendilerine verileceklerini okudukları bir kitapları vardır. Ne de Kıyamet gününe kadar geçerli olacak şekilde neye hükmederlerse kendilerine verileceğine dair Allah katından alınmış bir yemin ve sözleri vardır. İstedikleri şeyi elde edeceklerine dair kendilerine yardımcı olacak ortakları da yoktur onların. Eğer onların ortakları ve yardımcıları var ise ve bu söylediklerinde doğru iseler, haydi onları getirsinler!
Bilindiği gibi bunların hiçbirisi mevcut değildir. Onların buna dair bir Kitapları da yoktur. Kurtuluşlarına dair Allah’tan alınmış bir sözleri de yoktur. Kendilerine yardımcı olacak ortakları da bulunmamaktadır. Böylelikle onların bu iddialarının batıl ve tutarsız olduğu ortaya çıkmaktadır.
Yüce Allah’ın: “Sor onlara, hangileri bu (iddiaya) kefildir?” buyruğu şu demektir: Yani batıl olduğu açıkça ortada bulunan bu iddialara hangileri kefildir? Böyle bir şeye kefil olmak, hiçbir kimse için mümkün değildir. Kimse bunlara dair en ufak bir teminat veremez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey müşrikler!- Size ne oluyor da bu adaletsiz çarpık hükmü veriyorsunuz?
Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet
Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…
Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet
O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet
Yanlarında, içinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz…
Ortak kavram: Hikmet
Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…
Ortak kavram: Hikmet
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Ortak kavram: Hikmet
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ne oluyor size? Nasıl (böyle) hükmediyorsunuz? dipnot 1
Neyiniz var sizin? Nasıl (bu kadar önyargılı) bir hüküm verebiliyorsunuz?
Sizin neyiniz var? (Haklı ile haksız arasındaki) yargınızı neye dayandırıyorsunuz?
Ne oluyor size! Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Size ne oluyor; nasıl yargı veriyorsunuz?
Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Neyiniz var, ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Neyiniz var, ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Neyiniz var, nasıl hükmediyorsunuz?
Neniz var? Nasıl hukm ediyorsunuz?
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? dipnot 1
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? dipnot 1
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? dipnot 1
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Size ne oluyor? Nasıl böyle hükmediyorsunuz?
Ne oluyor size, nasıl hükmediyorsunuz?
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?
(Ey suçlular!) Size ne oluyor, nasıl karar veriyorsunuz?
(Ey suçlular!) Elinizde ne var? Nasıl karar veriyorsunuz?
Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Neniz var sizin, nasıl hüküm veriyorsunuz?
How could you be so bold -you people- as to think beyond all bounds of prudence and discretion?
What is the matter with you? On what basis do you judge?
What is the matter with you? How judge ye?
What is the matter with you? How ill do you judge! dipnot 1
What is the matter with you? On what basis do you judge?
What is the matter with you? How judge you?
What is the matter with you? How do you judge!
What is wrong with you? How (ill) you judge!
What ails you then, how you judge?
What is wrong with you? What kind of logic is that the sinner and the obedient should be treated equally?
What ails you? how ye judge!
What is wrong with you, how do you judge?
What aileth you that ye judge thus?
What ails you? How do you judge?
What is it with you? How do you judge?
What aileth you? How foolishly ye judge!
What has come upon you that you judge in such a wise?
What is amiss with you? On what do you base your judgment [of right and wrong]?
What is the matter with you? How do you judge?
What is wrong with you, how do you judge
What is wrong with your logic?
What is [the matter] with you? How do you judge?
What ails you? How judge you?
What is the matter with you? How do you judge (the right and wrong and their logical consequence)?
What is the matter with you? How can you judge?
What has happened to you? How do you judge?
What is wrong with you, how do you judge?