Diyanet İşleri
"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."
Hicr suresi
Hicr suresi, 64. ayet. وَأَتَيْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
veeteynâke bilḥaḳḳi veinnâ leṣâdiḳûn.
"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."
"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."
"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."
Şehir halkı sevinerek geldiler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
64. “Biz sana” şaka değil “hak ile geldik ve şüphesiz biz” sana söylediğimiz bu sözlerimizle “doğru söyleyenleriz.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sana içinde bir şaka olmayan hakikati getirdik. Şüphesiz biz sana verdiğimiz haberde doğru söylüyoruz.
Aynı kıssa: Hz. Lût · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi…
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Lût
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(63, 64) (Melekler) "Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz." demişlerdi. dipnot 1
ve biz sana tartışılmaz bir gerçekle geldik; zira unutma ki biz sadece doğruyu söyleriz.
"ve sana (gerçekleşmesi kaçınılmaz olan) hakkı getirdik; çünkü, kuşku yok ki, biz doğruyu söylüyoruz".
"Biz sana Hak olarak geldik ve biz sözümüze sadığız. "
"Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."
Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.
"Sana, gerçeği getirdik. Kuşkusuz, doğruyu söylüyoruz!"
"Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz."
"Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz."
'Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz.'
Sana gerçekle geldik, emin ol biz doğru söyleyenleriz.
Ve sana emri hakkile geldik, emin ol biz sadıklarız
"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı dipnot 1 getirdik."
"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı dipnot 1 getirdik."
"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı dipnot 1 getirdik."
"Sana gerçeği getirdik, Biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."
"Sana Hak (kın emri) ile geldik. Biz şübhesiz doğru söyleyenleriz".
Gerçekle geldik sana. Biz, şüphesiz doğru söyleyenleriz, dediler.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
“Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
"Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz!"
Sana (Allah'tan gelen) gerçeği getirdik dipnot 1 . Biz kesinlikle özü sözü doğru kimseleriz.
Sana bunların hak ettiği şeyi getirdik. Bizler dosdoğru kimseleriz.
Sana hak olanı getirdik, şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.
Sana hak olanı getirdik, şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.
"Sana gerçeği getirdik. Biz, özü, sözü doğru olanlarız."
"And we have brought you the truth and we conduct ourselves in accordance with the divine standard. "
we have brought you the Truth. We speak truly,
"We have brought to thee that which is inevitably due, and assuredly we tell the truth.
We truly tell you that we have brought to you the Truth.
We have brought you the truth and we are certainly truthful men.
"And we have brought you the truth (the news of the destruction of your nation) and certainly, we tell the truth.
We bring you the truth, and indeed we speak truly.
`And we have come to you with sure news and most certainly we are truthful;
We have come to thee with the truth, and assuredly we speak truly.
"We are truthful ones armed with the truth!"
And we have brought thee the truth, and, verily, we speak the truth!
"We have come to you with the truth, and we are forthcoming."
We tell thee a certain truth; and we are messengers of veracity.
"And we bring you the truth (or the inevitable), and, verily, we are truth-tellers!
And we have come up to you with the truth; and surely we are indeed sincere.
And bring thee the Truth, and lo! we are truth-tellers.
"Yet we bring to you the truth, and we are truthful.
and we are bringing thee the certainty [of its fulfilment]: for, behold, we are speaking the truth indeed.
We come to you with the truth, and we are certainly truthful.
"And we have come to you with the truth, and we are forthcoming. "
"We bring to you the truth; we are truthful.
And we have come to you with truth, and indeed, we are truthful.
“And we come to thee with the truth; and we are the truthful.
"And we are bringing you the certainty (that the period of respite for your people is over). For, behold, we are indeed truthful."
"And we have brought to you the truth (the destruction that is about to take place), and surely we tell the truth.
and we have come to you with a definite matter and surely we are truthful.
"And we have come to you with the truth, and we are forthcoming."