Diyanet İşleri
(34-35) "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.
Kıyâmet suresi
Kıyâmet suresi, 35. ayet. ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ
ŝümme evlâ leke feevlâ.
(34-35) "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Can boğaza dayandığında Kıyâmet 26–35 3
Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti.
(34-35) "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.
O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi?
Sonra bu, bir "alaka" oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 34–35. ayetler için yazılmıştır.
34-35. Yüce Allah, böylesini şu buyrukları ile tehdit etmektedir: “Sana lâyıktır (o azap), lâyık! Evet; o sana lâyıktır, hem de ne lâyık!” Bu sözler tehdit ifadeleridir. Yüce Allah tehdidini vurgulamak maksadı ile bunları aynen tekrarlamıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ardından cümleyi tekit etmek için tekrarlamış ve; "Sonra yine layıksın, sana layıktır." diye buyurmuştur.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra (tekrar) yazıklar olsun sana, yazıklar olsun! dipnot 1
Tekrar (duy ey insan), yaklaşmakta olan hemen yanıbaşında!
yakınına, daha da yakınına!
Evet, kesinlikle gereklidir sana gerekli!
Yine müstahaksın, dahasına da müstahaksın.
Evet, lâyıktır sana ( o azap) lâyık!
Yine; hak ettin sen, hak ettin!
- Ne doğruladı, ne de kulluk görevini yerine getirdi. Fakat yalanladı ve yüz çevirdi. Sonra da çalım sata sata yürüyerek ailesine gitmişti. Sana yazıklar olsun, yazıklar! Tekrar tekrar sana yazıklar olsun, yazıklar!
Gerçekten sen bunu haketmiş bulunuyorsun.
Gerçekten sen bunu haketmiş bulunuyorsun.
Evet gerektir o bela sana gerek!
Evet, gerektir sana o bela gerek
Evet, yazık sana yazık, sen hak ettin.
Evet, yazık sana yazık, sen hak ettin.
Evet, yazık sana yazık, sen hak ettin.
Yine müstahaksın, dahasına da müstahaksın.
Yine (hoşlanmadığın herşey) sana yaklaş (ıb çat) sın. Zira (sen buna başkalarından daha çok) layıksın.
Yine yazıklar olsun sana, yazıklar.
(26-40) Hayır! Hayır! vefat hali köprücüğe ulaştığında ve denildiğinde kim şifacı? okuyacak kim? (Okuyup üflemede ki anlam) zanneder ki / anlar ki artık kesinlikle o bir ayrılık anıdır / ayrışmadır / firaktır. Bacak bacağa dolaşır. O gün sevk yeri Rabbinedir. Bağlılığını d oğrulamadı ve de destek vermedi. Velakin / ve fakat yalanladı ve yüz çevirdi. Sonra böbürlenerek / çalımla salına salına ait olduklarına / ehline gitti. Sana layık / evla, tam da bu layık, sonra sana yine layık / evla, tamda bu layık. İnsan, başıboş bırakılacağını / terkedileceğini mi değerlendiriyor / hesap ediyor. Sen değil miydin dökülen meniden olan nutfe? Sonra yarattığı ve şekillendirdiği alaka . (Kan pıhtısı şekilli döllenmiş yumurta) ondan da erkek kadın iki eş / türdeş yaptı. Hayat verme ve öldürmede ki kudret te bu değil midir?
"Evet! Layıktır sana, layık!” denilecek.
Yine yazık sana yazık!
Evet, sana layık olan budur, işte bu!
Evet, senin için öncelikli olan ve öncelikli olması gereken budur.
Sonra sen buna layıksın!
Sonra sen buna layıksın!
Evet, çok uygundur sana bu bela, çok uygun!
Indeed it serves you right.
Closer and closer still.
Again, Woe to thee, (O men!), yea, woe!
again, it is worthy of you, altogether worthy. dipnot 1
Then closer to you and closer still.
Again, woe to you [O man (disbeliever)]! And then (again) woe to you!
Again, woe to you! Woe to you!
Again (in the Hereafter) woe be to you, then woe upon woe!
then nearer to thee and nearer!
Indeed such a man deserves his miserable destiny.
again woe to thee, and woe to thee!
Then woe to you and woe to you.
And again, woe be unto thee; woe!
Again, nearer unto you and nearer (comes the doom).
Thereafter (it is) more appropriate for you, then more appropriate!
Again nearer unto thee and nearer (is the doom).
Alas, the woe for you!
and ever nearer unto thee, and nearer!
Again, woe to you, and even more woe!
Then woe to you and woe to you.
Indeed, you have deserved this.
Then woe to you, and woe!
Then nearer to Thee and nearer!)
Again! This is the most befitting for you - now this is the most befitting. (The impending requital befits the behavior).
Again, suffering and sorrow to you (woe unto you, O man!), and a great suffering to you!
Again, woe to you, then woe to you!
Then woe to you and woe to you.