İsrâ suresi

İsrâ suresi, 29. ayet

İsrâ suresi, 29. ayet. وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ ٱلْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا

velâ tec`al yedeke maglûleten ilâ `unüḳike velâ tebsuṭhâ külle-lbesṭi fetaḳ`ude melûmem maḥsûrâ.

Diyanet İşleri

Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İsrâ 26–32 · surenin 29. ayeti / 111

Konu Ana babaya iyilik ve sayılan ahlâk ilkeleri İsrâ 23–39 3

  1. İsrâ 26

    Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.

  2. İsrâ 27

    Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.

  3. İsrâ 28

    Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.

  4. 29

    Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

  5. İsrâ 30

    Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.

  6. İsrâ 31

    Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.

  7. İsrâ 32

    Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

29. “Elini boynuna bağlama!” Bu, aşırı cimrilikten ve pintilikten kinayedir. (Eli sıkı olma, demektir). “Onu büsbütün de açma!” Uygun olmayan yerlere ve gerekenden fazla harcamada bulunma! Çünkü böyle yapacak olursan, yaptıklarından dolayı “kınanmış ve pişman bir halde kalakalırsın.” Yani malın elden gider de elin bomboş kalır. Böylece elinde ne mal namına bir şey kalmadığı gibi övgüye de nail olamazsın.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Elini infak etmemesi için tutup,alı koyma. Elini büsbütün açıp infakta israf etme, yoksa kınananlardan olursun. İsraf ettiğinden dolayı infak edemez duruma gelirsin. Harcayacak bir şey bulamadığında elini infak etmemesi için tutarsan cimriliğinden dolayı insanlar seni kınarlar/ayıplarlar.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la ve asla
  2. تَجْعَلْ tec'al yapma kök: جعل
  3. يَدَكَ yedeke el(ler)ini kök: يدي
  4. مَغْلُولَةً megluleten bağlanmış kök: غلل
  5. إِلَىٰ ila
  6. عُنُقِكَ unukike boynuna kök: عنق
  7. وَلَا ve la ve
  8. تَبْسُطْهَا tebsutha açma kök: بسط
  9. كُلَّ kulle tamamen kök: كلل
  10. ٱلْبَسْطِ l-besti açarak kök: بسط
  11. فَتَقْعُدَ fetek'ude sonra kalırsın kök: قعد
  12. مَلُومًۭا melumen kınanmış kök: لوم
  13. مَّحْسُورًا mehsuran hasret içinde kök: حسر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غلل (16 geçiş) · Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Bir de Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, O'nun iki eli de…

  • Aynı kök: عنق (9 geçiş) · Aynı kök: غلل (16 geçiş)

    Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, "Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir.…

  • Aynı kök: عنق (9 geçiş) · Aynı kök: غلل (16 geçiş)

    Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı…

  • Aynı kök: عنق (9 geçiş) · Aynı kök: غلل (16 geçiş)

    Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

  • Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş)…

  • Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    "Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan…

  • Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Allah'a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, "Bana vahyolundu" diyen, ya da "Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de…

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Elini boynuna kilitleme; onu büsbütün de açma! dipnot 1 Sonra kınanmış, (kaybettiklerinin) hasret(ini) çekmiş olarak oturur kalırsın.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Amaçsız bir şekilde elde avuçta olan her şeyi vermemek gerektiğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: İsrâ 17:27; Furkân 25:67.

Mustafa İslamoğlu

Yine sen (ey insan), ne ellerini boynuna bağlayıp (cimrilik yap), ne de onları büsbütün açarak (saçıp savur); eğer böyle yaparsan, kınanmış olarak bir köşeye atılıp pişmanlık içinde kıvranırsın.

Muhammed Esed

Ve ne ellerini boynuna bağlayıp kilitli tut, ne de sonuna kadar aç(ıp varını yoğunu ortaya dök); böyle yaparsan, (yükümlü olduğun kimselerce) kınanan, yapayalnız ve yoksul biri olup çıkarsın.

Ahmed Hulusi

Elini boynuna bağlanıp asılmış kılma (Arapça deyim = cimrilikten kaçın)! Onu büsbütün açma da (müsrif de olma). . . Yoksa pişmanlık içinde oturup kalırsın.

Ali Bulaç

Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

Ali Özek ve heyeti

Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.

Ali Rıza Safa

Elini boynuna bağlama; tümüyle de açma. Sonra kınanır; pişmanlık içinde kalırsın. dipnot 214

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 214
    "Elini boynuna bağlamak" cimrilik yapmak anlamında bir deyimdir.

Bayraktar Bayraklı

Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme ve büsbütün de açıp tutumsuz olma! Yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.

Edip Yüksel

Elini boynuna bağlama ve tümüyle de açma yoksa pişman olur, üzülürsün.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Elini boynuna bağlama ve tümüyle de açma, yoksa pişman olur, üzülürsün.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem elini bağlayıp boynuna asma (cimrilik etme), hem de büsbütün açıp saçma (israf etme) ki, pişman olur, açıkta kalırsın;

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem elini bağlayıp boynuna asma, hem de onu büsbütün açıp saçma ki pişman olur, açık kalırsın

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. dipnot 1 Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cimri olma, savurganlık da yapma.
  2. metne dön, dipnot 2
    Cimrilik edersen kınanırsın, savurganlık yaparsan pişman olursun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. dipnot 1 Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın. dipnot 2

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cimri olma, savurganlık da yapma.
  2. metne dön, dipnot 2
    Cimrilik edersen kınanırsın, savurganlık yaparsan pişman olursun.

Gültekin Onan

Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

Hasan Basri Çantay

Elini boynuna bağlı olarak asma Onu büsbütün de açıb saçma. Sonra kınanmış, peşiman bir halde oturub kalırsın.

İbni Kesir

Ve elini boynuna bağlı kılma, onu büsbütün de açıp durma. Yoksa kaybedenlerden ve kınananlardan olursun.

Mehmet Alagaş

(22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

Rowwad Tercüme Merkezi

Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), büsbütün eli açık da olma (israf etme); yoksa kınanmış olarak, pişmanlık içinde kalakalırsın.

Süleyman Ateş

El(ler)ini boynuna bağlanmış yapma, tamamen de açma, sonra kınanır, hasret içinde kalırsın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ne eli sıkı ol ne de onu büsbütün aç. Yoksa hem dile düşmüş hem de açıkta bırakılmış olarak oturur kalırsın.

Şaban Britch

Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), büsbütün eli açık da olma (israf etme); yoksa kınanmış olarak, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

Şaban Piriş

Elini boynuna asıp bağlama, büsbütün de açıp, tutumsuz olma; yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.

Yaşar Nuri Öztürk

Elini bağlayıp boynuna asma. Ama onu büsbütün de salıverme. Sonra kınanır, hasret içinde bir köşede büzülür kalırsın.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And do not bind your hand to your neck, as it were, unwilling to give or spend anything, nor should you spread it in the "spread-eagle style", lest you sit brooding on the vast abyss of reprimand and woeful want.

Abdul Haleem

Do not be tight-fisted, nor so open-handed that you end up blamed and overwhelmed with regret.

Abdullah Yusuf Ali

Make not thy hand tied (like a niggard's) to thy neck, nor stretch it forth to its utmost reach, so that thou become blameworthy and destitute.

Abul A'la Maududi

(vi) Do not keep your hand fastened to your neck nor outspread it, altogether outspread, for you will be left sitting rebuked, destitute. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "And do not keep your hand fastened to your neck", means: Do not be parsimonious. “Nor outspread it altogether widespread” means: Do not be extravagant. The Quran desires the people to follow the golden mean, i.e. they should neither be so parsimonious as to prevent the circulation of wealth nor so extravagant as to destroy their own economy. On the contrary, they should learn to behave in a balanced manner so that they should spend money wherever it should be spent and refrain from becoming spendthrifts so as to involve themselves into trouble. As a matter of fact, it is ingratitude towards Allah’s favor to spend money for the sake of show, luxury and sinful acts and similar things which are neither man’s real necessities nor useful. Therefore, those people who spend money lavishly on such things as these are the brethren of Satan.

Aisha Bewley

Do not keep your hand chained to your neck but do not extend it either to its full extent so that you sit there blamed and destitute.

Al-Hilali & Khan

And let not your hand be tied (like a miser) to your neck, nor stretch it forth to its utmost reach (like a spendthrift), so that you become blameworthy and in severe poverty.

Ali Quli Qarai

Do not keep your hand chained to your neck, nor open it altogether, or you will sit blameworthy, regretful.

Amatul Rahman Omar

And do not keep your hand shackled to your neck (out of miserliness), nor stretch it out to an entire stretching (extravagantly), lest you sit down reproached (incurring blame) and exhausted (on becoming penniless).

Arthur John Arberry

And keep not thy hand chained to thy neck, nor outspread it widespread altogether, or thou wilt sit reproached and denuded.

Bijan Moeinian

You shall not be stingy. You shall not be extravagant either as you will be blamed once you end up in poverty.

E. Henry Palmer

Make not thy hand fettered to thy neck, nor yet spread it out quite open, lest thou shouldst have to sit down blamed and straitened in means.

Edip-Layth

Do not make your hand stingy by holding it to your neck, nor shall you make it fully open so you become in despair and regret.

George Sale

And let not thy hand be tied up to thy neck; neither open it with an unbounded expansion, lest thou become worthy of reprehension, and be reduced to poverty.

Hamid S. Aziz

Let not your hand be fettered to your neck (i. e. selfish and tight fisted), nor yet spread it out quite open, lest you should have to sit down blamed and destitute.

Mahmoud Ghali

And do not set up your hand shackled to your neck, (i. e., Do not be niggardly) nor outspread it widespread altogether, (Literally: outspread it all outspreading, i.e., do not be a spendthrift) for then you will sit blamed and regretfully rejected.

Marmaduke Pickthall

And let not thy hand be chained to thy neck nor open it with a complete opening, lest thou sit down rebuked, denuded.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not be niggardly, nor extravagant that you may later feel reprehensive and constrained.

Muhammad Asad

And neither allow thy hand to remain shackled to thy neck, nor stretch it forth to the utmost limit [of thy capacity], lest thou find thyself blamed [by thy dependants], or even destitute.

Mustafa Khattab

Do not be so tight-fisted, for you will be blameworthy; nor so open-handed, for you will end up in poverty.

Progressive Muslims

And do not make your hand stingy by holding it to your neck, nor shall you lay it fully open so you become in despair and regret.

Rashad Khalifa

You shall not keep your hand stingily tied to your neck, nor shall you foolishly open it up, lest you end up blamed and sorry.

Sahih International

And do not make your hand [as] chained to your neck or extend it completely and [thereby] become blamed and insolvent.

Sam Gerrans

And make thou not thy hand chained to thy neck; nor extend thou it to its full extent, then sit down blameworthy and denuded.

Shabbir Ahmed

You should not keep your hand chained to your neck in stinginess, nor open it foolishly lest you sit down destitute and denuded.

Syed Vickar Ahamed

And do not make your hand tied to your neck, (like a miser), nor push it out to its longest reach, so that you become worthy of blame and being penniless.

Taqi Usmani

And do not keep your hand tied to your neck, nor extend it to the full extent, lest you should be sitting reproached, empty-handed.

The Monotheist Group

And do not make your hand stingy by holding it to your neck, nor shall you lay it fully open so you become in despair and regret.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 29. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 29. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 29. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩