Furkân suresi

Furkân suresi, 13. ayet

Furkân suresi, 13. ayet. وَإِذَآ أُلْقُوا۟ مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُّقَرَّنِينَ دَعَوْا۟ هُنَالِكَ ثُبُورًا

veiẕâ ülḳû minhâ mekânen ḍayyiḳam müḳarranîne de`av hünâlike ŝübûrâ.

Diyanet İşleri

Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 10–16 · surenin 13. ayeti / 77

Konu Kıyameti yalanlayanlar ve ilah edinilenlerin reddi Furkân 10–20 3

  1. Furkân 10

    Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah'ın şanı yücedir.

  2. Furkân 11

    Hayır, onlar Kıyameti de yalanladılar. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır.

  3. Furkân 12

    Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.

  4. 13

    Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler

  5. Furkân 14

    (Kendilerine) "Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin!" (denir.)

  6. Furkân 15

    De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dedilen ebedilik cenneti mi?" Orası onlar için bir mükafat ve varılacak bir yerdir.

  7. Furkân 16

    Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Bu, Rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir va'didir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

13. “Onlar elleri boyunlarına bağlı bir halde onun dar bir yerine atıldıklarında” yani azaba uğratılacakları vakit onun tam ortasında ve daracık bir yerinde, içinde bulunanların izdiham edip sıkışacakları, zincirlere, bukağılara vurulmuş olacakları bir halde, işte o uğursuz yere varıp da en kötü bir şekilde hapsedilecekleri vakit “orada ölmek için yalvaracaklardır.” Kendilerine ölümün ve helakin gelmesi için rezil ve rüsvaylıkla beddua edeceklerdir. Haksız ve zalim olduklarını bileceklerdir. Yüce Allah’ın da haklarında adaletle hüküm verdiğini anlayacaklardır. Çünkü O, onları amelleri dolayısıyla böyle bir yere koymuştur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O kâfirler, elleri boyunlarında zincirlerle bağlanmış bir şekilde cehennemde dar bir yere atıldıkları zaman cehennemden kurtulmak için helak edilmelerini isteyerek kendi nefisleri aleyhine dua ederler.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَآ ve iza ve zaman
  2. أُلْقُوا۟ ulku atıldıkları kök: لقي
  3. مِنْهَا minha onun
  4. مَكَانًۭا mekanen bir yerine kök: كون
  5. ضَيِّقًۭا deyyikan dar kök: ضيق
  6. مُّقَرَّنِينَ mukarranine bağlı olarak kök: قرن
  7. دَعَوْا۟ deav çağırırlar kök: دعو
  8. هُنَالِكَ hunalike orada
  9. ثُبُورًۭا suburan helâki kök: ثبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ثبر (5 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    (Kendilerine) "Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin!" (denir.)

  • Aynı kök: ثبر (5 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    (11-12) "Helak!" diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.

  • Aynı kök: ثبر (5 geçiş)

    Musa ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak…

  • Aynı kök: ضيق (13 geçiş)

    Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır,…

  • Aynı kök: ضيق (13 geçiş)

    Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size…

  • Aynı kök: ضيق (13 geçiş)

    Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça…

  • Aynı kök: قرن (36 geçiş)

    Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü…

  • Aynı kök: قرن (36 geçiş)

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bağlı olarak oradan (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman oracıkta yok olmayı isteyecekler. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnşikâk 84:11'de de geçen [subûr] kelimesi [Mevt] kelimesinden farklıdır ve "zerre kalmayacak şekilde tamamen yok olmak" demektir. [Mevt] kelimesinin yeniden diriltilmeye yönelik bir anlam boyutu varken, [sübûr] kelimesinde böyle bir içerik yoktur.

Mustafa İslamoğlu

Derken, birbirlerine kelepçeli olarak oranın oldukça dip bir yerine fırlatıldıklarında.. İşte o anda, tam orada yok olmak için yalvaracaklar.

Muhammed Esed

ve birbirlerine bağlı olarak daracık bir yerden onun içine atıldıkları zaman, orada o an yok olup gitmek için yakaracaklar!

Ahmed Hulusi

Bağlanmış (çaresiz) olarak orada dar bir mekana atıldıklarında, "Yetiş ey ölüm!" diye haykırırlar (içine düştükleri acı azaptan tek kurtuluşun ölüm olduğunu fark ederler).

Ali Bulaç

Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip çağırırlar.

Ali Özek ve heyeti

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yok oluvermeyi isterler.

Ali Rıza Safa

Elleri boyunlarına bağlı olarak, daracık bir yerden içine atıldıklarında, orada yok olmayı isterler.

Bayraktar Bayraklı

Elleri boyunlarına bağlı olduğu halde orada dar bir yere atıldıklarında, ölümü çağırırlar.

Edip Yüksel

Zincirlenmiş olarak onun dar bir yerinden atıldıkları zaman yok olmayı isterler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Zincirlenmiş olarak onun dar bir yerinden atıldıkları zaman ölümü çağırırlar

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve çatılıp çatılıp onun dar bir yerine atıldıkları zaman, orada "yetiş ey helak (bizi kurtar)" diye helake haykırırlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve çatılıp çatılıp onun dar bir yerine atıldıkları vakıt de orada helake haykırırlar

Erhan Aktaş

Çaresizlik içinde, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmak için yakaracaklar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Çaresizlik içinde, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmak için yakaracaklar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Çaresizlik içinde orada, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmayı istediler.

Gültekin Onan

Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip çağırırlar.

Hasan Basri Çantay

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun en dar yerine atıldıkları vakit orada (Yetiş ey) helak (diye) bağırırlar.

İbni Kesir

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun en dar bir yerine atıldıkları zaman orada yok olup gitmeyi isterler.

Mehmet Alagaş

(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar elleri boyunlarında bağlanıp, onun dar bir yerine atıldıklarında orada: “Ölüm” diye feryat ederler.

Süleyman Ateş

(Elleri boyunlarına zincirlerle) Bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada ölümü çağırırlar (yetiş ey ölüm, nerdesin, gel bizi bu azabdan kurtar! derler).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Birbirlerine iyice sokulmuş halde, onun dar bir yerine atılınca da orada yok olup gitmek isterler.

Şaban Britch

Elleri boyunlarına (zincirlerle) bağlı olarak dar bir yere atıldıkları zaman, orada yok olup, ölmek için (kendi aleyhlerine) dua ederler

Şaban Piriş

Elleri boyunlarına bağlı olarak dar bir yere atıldıkları zaman, orada yok olup gitmek için yalvarırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: "Nerdesin ey ölüm!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when they are cast in its grim confines bound to their kind, and their feet chained to their necks they shall invoke extinction and wish they could perish.

Abdul Haleem

and when they are hurled into a narrow part of it, chained together, they will cry out for death.

Abdullah Yusuf Ali

And when they are cast, bound together into a constricted place therein, they will plead for destruction there and then!

Abul A'la Maududi

and when they are flung, chained together, into a narrow place in it, they will fervently call there for annihilation.

Aisha Bewley

When they are flung into a narrow place in it, shackled together in chains, they will cry out there for destruction.

Al-Hilali & Khan

And when they shall be thrown into a narrow place thereof, chained together, they will exclaim therein for destruction.

Ali Quli Qarai

And when they are cast into a narrow place in it, bound together [in chains], they will pray for [their own] annihilation.

Amatul Rahman Omar

And when they are thrown into some narrow place of it, chained in fetters, they will call out for (total) destruction, there and then.

Arthur John Arberry

And when they are cast, coupled in fetters, into a narrow place of that Fire, they will call out there for destruction.

Bijan Moeinian

Bound together with ropes, and being whipped, they will be go through a narrow place; they wish they were dead.

E. Henry Palmer

and when they are thrown into a narrow place thereof, fastened together, they shall call there for destruction.

Edip-Layth

When they are cast into it from a tight crevice, in chains, they call out their remorse.

George Sale

And when they shall be cast bound together into a strait place thereof, they shall there call for death:

Hamid S. Aziz

When it sees them from a far place, they shall hear its raging and roaring;

Mahmoud Ghali

And when they are cast in a strait place thereof, interlinked, they will call there for detriment (s). "Do not call today for one detriment,

Marmaduke Pickthall

And when they are flung into a narrow place thereof, chained together, they pray for destruction there.

Mohamed Ahmed - Samira

And when they are cast within a narrow space of it chained together, they would plead for death.

Muhammad Asad

and when they are flung, linked [all] together, into a tight space within, they will pray for extinction there and then!

Mustafa Khattab

And when they are tossed into a narrow place inside ˹Hell˺, chained together, then and there they will cry out for ˹instant˺ destruction.

Progressive Muslims

And when they are cast into it from a tight crevice, in chains, they call out their remorse.

Rashad Khalifa

And when they are thrown into it, through a narrow place, all shackled, they will declare their remorse.

Sahih International

And when they are thrown into a narrow place therein bound in chains, they will cry out thereupon for destruction.

Sam Gerrans

And when they are cast therefrom into a narrow place bound together, they will call thereupon for destruction.

Shabbir Ahmed

And when they are flung into a narrow space linked together in chains, they will plead for extinction there and then. (Distress of Hell is constricting while the Bliss of Paradise is Spacious (3:133).

Syed Vickar Ahamed

And when they are thrown in, bounded together, into a tight place in there, they will plead for (their) death.

Taqi Usmani

and when they will be thrown into a narrow place therein, while they will be chained together, they will call for death.

The Monotheist Group

Andwhen they are cast into it from a tight crevice, in chains, they call out their remorse.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩