A'râf suresi

A'râf suresi, 131. ayet

A'râf suresi, 131. ayet. فَإِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلْحَسَنَةُ قَالُوا۟ لَنَا هَٰذِهِۦ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا۟ بِمُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَلَآ إِنَّمَا طَٰٓئِرُهُمْ عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

feiẕâ câethümü-lḥasenetü ḳâlû lenâ hâẕih. vein tüṣibhüm seyyietüy yeṭṭayyerû bimûsâ vemem me`ah. elâ innemâ ṭâiruhüm `inde-llâhi velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 128–134 · surenin 131. ayeti / 206

Konu Firavun ailesine gelen musibetler ve kurtuluş A'râf 127–137 3

  1. A'râf 128

    Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.

  2. A'râf 129

    Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır'da) egemen kılıp, nasıl davranacağınıza bakacaktır" dedi.

  3. A'râf 130

    Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.

  4. 131

    Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.

  5. A'râf 132

    Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."

  6. A'râf 133

    Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.

  7. A'râf 134

    Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

131. “Onlara bir iyilik” bol ürün ve geniş rızıklar “geldiğinde: Bu zaten bizim hakkımız, dediler.” Biz bunu hak etmişizdir, deyip onlar için Allah’a şükretmediler. “Eğer başlarına bir fenalık” kıtlık ve kuraklık “gelirse bunu Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğu olarak kabul ederlerdi.” Yani: Bu, başımıza Mûsâ’nın bize gelişi ve İsrailoğullarının da ona uymasından dolayı gelmiştir, diyorlardı.

Yüce Allah ise buna: “İyi bilin ki onların bu uğursuzluğu, ancak Allah katındandır” diye cevap vermektedir. Yani bu musibetler, Allah’ın kaza ve kudreti iledir. Yoksa onların dediği gibi değildir. Aksine buna asıl sebep, onların günahları ve küfürleridir.

“Fakat onların çoğu bilmezler.” Bu sözleri de bundan dolayı söylemişlerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun hanedanı ürünlerde bolluk, güzellik ve fiyatlarda ucuzluk görünce, "Hak ettiğimiz ve sadece bize özel olduğu için bu bize verildi" derler. Eğer kendilerine bir felaket ve kuraklık, kıtlık, hastalıkların artması ve diğer başka musibetler gelirse Musa ve onunla beraber olan İsrailoğulları'nı uğursuzluk sayarlardı. Gerçek o ki, onların başına gelen bu uğursuzluğun hepsi her noksanlıktan münezzeh olan Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın takdiridir. Hâlbuki ne kendilerinin ne de Musa -aleyhisselam-'ın bir alakası vardır. Sadece onlara bu belanın gelmesi, Musa -aleyhisselam-'ın onlara bedduasındandır. Fakat çoğu bunu bilmezler ve bu tür olayları Allah'tan başkasına isnat ederler.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِذَا feiza zaman
  2. جَآءَتْهُمُ ca'ethumu onlara geldiği kök: جيا
  3. ٱلْحَسَنَةُ l-hasenetu bir iyilik kök: حسن
  4. قَالُوا۟ kalu derler kök: قول
  5. لَنَا lena bizimdir
  6. هَـٰذِهِۦ ۖ hazihi bu
  7. وَإِن ve in eğer
  8. تُصِبْهُمْ tusibhum kendilerine ulaşırsa kök: صوب
  9. سَيِّئَةٌۭ seyyietun bir kötülük kök: سوا
  10. يَطَّيَّرُوا۟ yettayyeru uğursuz sayarlardı kök: طير
  11. بِمُوسَىٰ bimusa Musa
  12. وَمَن ve men kimseleri
  13. مَّعَهُۥٓ ۗ meahu ve beraberindeki
  14. أَلَآ ela iyi bilinki
  15. إِنَّمَا innema ancak
  16. طَـٰٓئِرُهُمْ tairuhum onların uğursuzluğu kök: طير
  17. عِندَ inde katındadır kök: عند
  18. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  19. وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat
  20. أَكْثَرَهُمْ ekserahum çokları kök: كثر
  21. لَا la
  22. يَعْلَمُونَ yea'lemune bilmezler kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İhsan

    "Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik." Allah, şöyle dedi: "Azabım var ya, dilediğim…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü'min bir adam şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o, size…

  • Aynı kök: طير (29 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Diğeri, "Ben de rüyamda başımın üzerinde,…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız,…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İhsan

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İhsan

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İhsan

    Musa için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: "Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de…

  • Aynı kök: طير (29 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara bir iyilik geldiğinde "Bu, sadece bizim hakkımızdır." demişlerdi. Kendilerine bir kötülük geldiğinde onu da Musa ve beraberindekiler nedeniyle (gelen) uğursuzluğa bağlarlar(dı). dipnot 1 Dikkat edin! Onların uğursuzluğu Allah katında(n)dır fakat çoğu bilmez.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Neml 27:47; Yâsîn 36:18-19.

Mustafa İslamoğlu

Oysa ki onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik ulaşsa "Bu (zaten) bizim hakkımızdı" derler; fakat ne zaman da bir kötülük dokunsa, Musa ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yorarlardı. Yoo! Onların uğursuzluğa yordukları (şey) Allah katındandır; fakat onların çoğu bunun farkında değiller.

Muhammed Esed

Fakat onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik erişse "Bu (zaten) bizim hakkımızdı!" derler, ne zaman da başları dara düşse bunu Musa ve onun yandaşlarının uğursuzluğuna verirlerdi. Yoo! Şüphesiz, onların uğur(suzluk)ları Allah tarafından öngörülmüştür; ne var ki, çoğu (bunu) bilmez.

Ahmed Hulusi

Onlara bir iyilik geldiğinde: "Bu bizim getirimizdir" dediler. . . Onlara bir kötülük geldiğinde de, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna yordular. . . Dikkat edin, onların uğursuzluk kabul ettiği, ancak Allah indindedir. . . Fakat onların çoğunluğu bunu kavrayamaz!

Ali Bulaç

Onlara bir iyilik geldiği zaman "Bu bizim için" dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler.

Ali Özek ve heyeti

Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, «Bu bizim hakkımızdır» derler, eğer kendilerine bir fenalık gelirse Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı. Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.

Ali Rıza Safa

Onlara bir iyilik geldiğinde, "Bu bizimdir!" derlerdi. Bir kötülük geldiğinde ise Musa'nın ve Onunla birlikte olanların uğursuzluğuna verirlerdi. İyi bilin ki, Allah'ın katında uğursuz olanlar onlardır. Fakat onların çoğu bilmez.

Bayraktar Bayraklı

Onlara bir iyilik, bolluk gelince, "Bu bizim hakkımızdır" derler; eğer kendilerine bir fenalık gelirse, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna sayarlardı. Bilesiniz ki onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.

Edip Yüksel

Kendilerine bir iyilik geldiği zaman, "Bunu biz hak ettik" derler, kendilerine bir kötülük dokunduğu zaman ise Musa ve beraberindekileri uğursuzlukla suçlarlardı. Doğrusu, onların uğursuzluğu ALLAH tarafından kararlaştırılır. Ancak çokları bilmezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine bir iyilik geldiği zaman, 'Bunu biz hakkettik,' derler, kendilerine bir kötülük dokunduğu zaman ise Musa ve beraberindekileri uğursuzlukla suçlarlardı. Doğrusu, onların uğursuzluğu ALLAH tarafından kararlaştırılır. Ancak çokları bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman: "İşte bu bizim hakkımızdır." dediler. Başlarına bir kötülük gelirse Musa ile yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Uğursuzluk kuşları ise Allah'ın yanındadır. Fakat çoğu bilmezlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman ha, bu bizim hakkımız dediler, ve başlarına bir kötülük gelirse Musa ile ma'ıyyetindekilerden teşe'üm ediyorlardı, şum kuşları ise ancak Allah yanındadır ve lakin ekserisi bilmezlerdi

Erhan Aktaş

Onlara bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizdendir." derler. Bir kötülük isabet ettiği zaman da Musa ve onunla birlikte olanları uğursuz sayarlardı. İyi bilin ki onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır. dipnot 1 Ancak çokları bunu bilmez.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Firavuncuların yaşadıkları kuraklık ve kıtlık belasının Musa'nın ve onun yanında yer alanlarla bir ilgisi yoktur. Bu belalar, kendi yaptıklarının karşılığı olarak Allah tarafından bir cezalandırılmadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizdendir." derler. Bir kötülük isabet ettiği zaman da Musa ve onunla birlikte olanları uğursuz sayarlardı. İyi bilin ki onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır. dipnot 1 Ancak çokları bunu bilmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Firavuncuların yaşadıkları kuraklık ve kıtlık belasının Musa'nın ve onun yanında yer alanlarla bir ilgisi yoktur. Bu belalar, kendi yaptıklarının karşılığı olarak Allah tarafından bir cezalandırılmadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizdendir." derler. Bir kötülük isabet ettiği zaman da Musa ve onunla birlikte olanları uğursuz sayarlardı. İyi bilin ki onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır. dipnot 1 Ancak çokları bunu bilmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Firavuncuların yaşadıkları kuraklık ve kıtlık belasının Musa'nın ve onun yanında yer alanlarla bir ilgisi yoktur. Bu belalar, kendi yaptıklarının karşılığı olarak Allah tarafından bir cezalandırılmadır.

Gültekin Onan

Kendilerine bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizim için (biz bunu hakettik)" dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Tanrı katında asıl uğursuz (kötülük kaynağı) olanlar kendileridir.

Hasan Basri Çantay

Fakat onlara iyilik gelince: "Bu, bizim hakkımızdır" dediler. Eğer kendilerine bir fenalık da gelirse Musa ile onun beraberindekilere uğursuzluk yüklerlerdi. Gözünüzü açın ki onların uğursuzluğu ancak Allah tarafındandır. Fakat çokları bilmezler.

İbni Kesir

Onlara bir iyilik geldiğinde: Bu, bizim içindir, dediler. Şayet kendilerine bir kötülük gelirse; Musa ile beraberindekilere uğursuzluk yüklerdi. Dikkat edin, onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır, fakat çoğu bilmezler.

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara bir iyilik geldiği zaman; “Bu bizim hakkımızdır” derler. Onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Mûsâ ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin! Onların başına gelen uğursuzlukları sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Süleyman Ateş

Onlara bir iyilik geldiği zaman: "Bu, bizimdir (kendi becerimizle bunu elde ettik)" derler; kendilerine bir kötülük ulaşırsa, Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlar(onların yüzünden belaya uğradıklarını sanırlar)dı. İyi bilinki, onların uğursuzluğu Allah katındadır, fakat çokları bilmezler.

Süleymaniye Vakfı

Başlarına iyi bir şey gelince "Bu bizim hakkımızdır!" derlerdi. Onlara bir kötülük dokunursa o zaman da "Bu uğursuzluk Musa'nın ve yanındakilerin yüzündendir." derlerdi. Bilesiniz ki onlara gelen her uğursuzluk sadece Allah katındandır ama onların çoğu bunu bilmiyor dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşleri iyi gidince "Biz bunu hak ettik." derler, sıkıntı bastırdı mı onu da Musa'nın ve beraberindekilerin uğursuzluğuna bağlarlardı. Bakın, onlar için asıl uğursuzluk Allah katında olandır. Ama çokları bunu bilmez.

Şaban Britch

Onlara bir iyilik geldiği zaman; “Bu bizim hakkımızdır” derler. Onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin, onların başına gelen uğursuzlukları sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Şaban Piriş

Onlara bir iyilik geldiği zaman "bu bizim hakkımızdır" derler, onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin, onların uğursuzluğu sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara bir iyilik geldiğinde, "bu bizimdir" derlerdi. Kendilerine bir kötülük dokunduğunda ise Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Gözünüzü açın! Onların uğursuzluk kuşu Allah katındadır. Fakat çokları bilmiyorlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Whenever they had good fortune on their side they attributed it to their merit, and whenever they were befallen with a misfortune or wedded to a calamity, they attributed it to Mussa and his people who were esteemed birds of evil omen presaging some direful calamity. Indeed, events portending good or evil and all that is destined to happen, rest in the hands of Allah, notwithstanding the mould of a man's fortune is in himself, and the event when justified is sanctioned by Allah, but most of them fail to perceive this fact.

Abdul Haleem

then, when something good came their way, they said, ‘This is our due!’. When something bad came, they ascribed it to the evil omen of Moses and those with him, but their ‘evil omen’ was really from God, though most of them did not realize it.

Abdullah Yusuf Ali

But when good (times) came, they said, "This is due to us;" When gripped by calamity, they ascribed it to evil omens connected with Moses and those with him! Behold! in truth the omens of evil are theirs in Allah's sight, but most of them do not understand!

Abul A'la Maududi

But whenever prosperity came their way, they said: 'This is our due.' And whatever hardship befell them, they attributed it to the misfortune of Moses and those who followed him. Surely, their misfortune had been decreed by Allah - but most of them do not know that.

Aisha Bewley

Whenever a good thing came to them, they said, ‘This is our due. ’ But if anything bad happened to them, they would blame their ill fortune on Musa and those with him. No indeed! Their ill fortune will be with Allah. But most of them did not know.

Al-Hilali & Khan

But whenever good came to them, they said: "Ours is this." And if evil afflicted them, they ascribed it to evil omens connected with Mûsâ (Moses) and those with him. Be informed! Verily, their evil omens are with Allâh but most of them know not.

Ali Quli Qarai

But whenever any good came to them, they would say, ‘This is our due. ’ And if any ill visited them, they took it for ill omens attending Moses and those who were with him. (Look! Indeed the cause of their ill omens is with Allah, but most of them do not know.)

Amatul Rahman Omar

But when something good came their way, they said, `This is ours (as we deserved it),' and if something adverse befell them they would attribute their ill luck to Moses and his companions. Beware! surely, their deeds are (recorded) with Allâh but most of them do not know (this).

Arthur John Arberry

So, when good came to them, they said, 'This belongs to us'; but if any evil smote them, they would augur ill by Moses and those with him. Why, surely their ill augury was with God; but the most of them knew not.

Bijan Moeinian

Whenever something good happened to them, they would consider it as their own achievement and whenever a misfortune overtook them, they would blame Moses and his people for it. What they did not realize was that all those misfortunes were sent to them by God [to humble them.]

E. Henry Palmer

but when there came to them a good thing they said, 'This is ours;' and if there befell them an evil, they took the augury from Moses and those with him; - is not their augury only in God's hands? - but most of them know not.

Edip-Layth

When any good comes to them, they say, "This is ours," and when any bad afflicts them, they blame it on Moses and those with him. Their blame is with God, but most of them do not know.

George Sale

But whenever good befell them, they said, 'This is for us. ' And if evil afflicted them, they ascribed the evil fortune to Moses and those with him. Now, surely, the cause of their evil fortune was with Allah. But most of them know not.

Hamid S. Aziz

But whenever good (times) came to them they said, "This is due to our effort. " And if evil befell them, they ascribed it to the evil influences of Moses and those with him. Surely, the evil influence is only in the hands of Allah. But most of them know not.

Mahmoud Ghali

Then when the fair (reward) came to them, they said, "This belongs to us, " and in case an odious (thing) afflicted them, they would augur ill by Mûsa (Moses) and the ones with him. Verily their bird (of augury) is surely only in the Meeting with Allah, but most of them did not know.

Marmaduke Pickthall

But whenever good befell them, they said: This is ours; and whenever evil smote them they ascribed it to the evil auspices of Moses and those with him. Surely their evil auspice was only with Allah. But most of them knew not.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet when good came their way they said: "It is our due;" but when misfortune befell them they put the omen down to Moses and those who were with him. But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.

Muhammad Asad

But whenever good fortune alighted upon them, they would say, "This is [but] our due"; and whenever affliction befell them, they would blame their evil fortune on Moses and those who followed him. Oh, verily, their [evil] fortune had been decreed by God-but most of them knew it not.

Mustafa Khattab

In times of prosperity, they said, "This is what we deserve," but in adversity, they blamed it on Moses and those with him.[1] Surely all is destined by Allah. Yet most of them did not know.

Progressive Muslims

When any good comes to them, they Say: "This is ours," and when any bad afflicts them, they blame it on Moses and those with him. Their blame is with God, but most of them do not know.

Rashad Khalifa

When good omens came their way, they said, "We have deserved this," but when a hardship afflicted them, they blamed Moses and those with him. In fact, their omens are decided only by GOD, but most of them do not know.

Sahih International

But when good came to them, they said, "This is ours [by right]. " And if a bad [condition] struck them, they saw an evil omen in Moses and those with him. Unquestionably, their fortune is with Allah, but most of them do not know.

Sam Gerrans

And when good came to them, they said: “This is ours.” And if evil befell them, they thought Moses and those with him an evil omen; in truth, their evil omen was but with God, but most of them knew not.

Shabbir Ahmed

(Instead of reflecting and taking corrective action, they sought the easy way out. ) All good that came along, they ascribed it to their own worthiness, and any affliction that struck them, they blamed it on the bad omen of Moses and his companions. Most people know not that there is no such thing as a bad omen or a good omen. People determine their destiny according to Allah's Laws. In that sense, then, omens are with Allah alone.

Syed Vickar Ahamed

But when good (times) came, they said: "This is due to us;" When overcome by hardship, they made the reason for it to evil omens connected with Musa (Moses) and those with him! Look! In truth the omens of the evil are theirs, in Allah’s sight, but most of them do not understand!

Taqi Usmani

When good times came to them, they said, "This is our right." And if an evil touched them, they took it as an ill omen of Mūsā and those with him. Listen, their ill omen lies with Allah only, but most of them do not know.

The Monotheist Group

When any good came to them, they said: "This is ours," and when any bad afflicted them, they blamed it on Moses and those with him. Their blame is with God, but most of them do not know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 131. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 131. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 131. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩